Gri saç tellerinin pigment azalmasından kaynaklandığı bilinen bir gerçektir. Beyaz saçtaysa artık hiç pigment kalmamıştır. Fakat bu iki durumun neden gerçekleştiği hâlâ, biraz da olsa, gizemini korur.
Anne babalar çoğunlukla kafalarındaki gri saç tellerinin sebebi olarak gençleri gösterirler. Bu sahiden de güzel bir teoridir ancak bilim adamları saçın griye dönüş nedenini bugün hâlâ araştırmaktadır. Zamanla herkesin saçları griye döner. Otuz yaşından sonra saçınızın griye dönme ihtimali her on yılda bir yüzde 10 ile 20 arasında artar.
Aslına bakılırsa saçın kendi rengi beyazdır. Doğal rengini melanin adı verilen bir pigment türünden alır. Melaninin oluşumu doğumdan önce başlar. Saçımızın doğal rengi, saç kılı yuvası ya da kabuğunun orta katındaki melaninin dağılımı, türü ve miktarına göre değişir. Saçta yalnızca iki tür pigment bulunur: Koyu renk (eumelanin) ve açık renk (phaeomelanin). Pek çok farklı rengi bu ikisi karışarak ortaya çıkarır.
Melanin, melanocyte adı verilen özel pigment hücrelerinden oluşur. Bunlar, derinin yüzeyinde saçların uzadığı (folikül) açıklıklara yerleşir. Her bir saç teli, farklı bir folikülden çıkar.
İnsan Saçı Neden Grileşir?
21 Oca 10
admin Kilo Verme Konusunda Beş Büyük Yalan
20 Oca 10
admin
Tatillerde, bayramlarda o lezzetli yemeklere dalma fırsatları bolca çıkar. Yemek merkezli kutlamalar, hem ajandalarımızı hem de bel ölçülerimizi şişirir. Aylarca yemeklerle şımartıldıktan sonra yeni yılda parmağımızı şıklatarak da tüm kilolardan kurtulmayı umarız. Fakat sağdan soldan duyulan kilo verme yollarına başvurduğumuzda hep bir çıkmaza gireriz. Ne de olsa sağlıklı yiyecekleri bulmak tahmin ettiğimizden de zordur. İşte bu haber de bildiğimiz yanlışları deşiyor, kilo verme atılımınızda size biraz da olsa yardımcı olmayı amaçlıyor.
1. Karbonhidratlar Kötüdür: Makarna da dâhil olmak üzere karbonhidratları yemek sizi öldürmez hatta diyetinize sağlıklı bir katkı da yapabilir. Yüksek proteinin gelişmesiyle düşük karbonhidratlı beslenme düzenleri fazla karbonhidratlı yiyecekleri dışlanan yiyeceklerden biri yaptı. Fakat yapılan araştırmalar karbonhidratları beslenmeden çıkarmanın pek çok açıdan zararlı olabileceğini gösteriyor. Düşük karbonhidratlı diyetlerin çoğu ekmek, makarna ve benzer gıdaları kesip et, yumurta ve peynir gibi yüksek proteinli gıdalara dayanmayı önerse de bu aşırı yağ ve kolestrol insanı yürüyen bir kalp krizi bombasına dönüştürebilir. Karbonhidratlar böbrek taşlarını ve ketoz hastalığını önler. Özellikle esmer pirinç ve kepekli makarna, beslenme anlamında pek çok fayda sağlıyor, uzun süre tokluk hissi veriyor ve çok işlenmiş karbonhidratlara göre daha kolay hazmediliyor. Bu bilgiyi göz önünde bulundurarak diyetinize karbonhidrat katmanız mümkün, hatta daha sağlıklı.
Vampirler Hakkında Bilmediğiniz 40 Şey
20 Oca 10
admin
Vampirler… Korku edebiyatının hatta genel olarak kurgu edebiyatının çok önemli bir parçası olmuş bu ‘yaratıkların’ gerçek olabileceği düşüncesi tarihte büyük yer edinmiştir. Bram Stoker’ın ünlü kurgu romanı Dracula dahi gerçekte var olan bir Kazıklı Voyvoda karakterinden esinlenilerek yazılmıştır. Yakın zamanda da Buffy the Vampire Slayer, Angel ve New Moon gibi vampir efsaneleri gerek televizyonları gerekse beyaz perdeyi kaplamıştır. İşte bu ilginç ve merak uyandıran ‘tür’ hakkında önemli bilgiler.
1. Çoğu araştırmacı İngilizce ‘vampire’ kelimesinin Macarca vampir ya da cadı anlamına gelen eski Türkçe upior, upper, upyr kelimelerinden geldiğini düşünür. Diğer araştırmacılarsa kelime kökeninin Yunanca ‘içmek’ anlamına gelen bir kelimeden ya da ‘hastalıklı’ anlamına gelen nosophoros kelimesinden türediğini söyler. Sırpça bamiiup ya da Sırp-Hırvat pirati kelimelerinden türemiş olma olasılığı da vardır. Pek çok kültürde vampir kelimesine karşılık gelen bir terimin olması, vampirlerin insan bilincinde yer etmiş olduğunu gösteriyor.
Facebook Hakkında Bilmedikleriniz
20 Oca 10
admin
1. Facebook’un 350 milyondan fazla aktif kullanıcısı var. 35 milyondan fazla kullanıcı her gün ‘durumunu’ güncelliyor ve bu da günde yaklaşık 55 milyon durum güncellemesi anlamına geliyor.
2. Her ay Facebook’a 2.5 milyardan fazla resim yükleniyor.
3. Ortalama bir Facebook kullanıcısının 130 arkadaşı oluyor ve ayda sekiz arkadaşlık isteği gönderiyor.
4. 18 yaş altındaki çocuklar için 2009 araştırmalarında Facebook en çok aratılan 100 kelimenin arasına girdi. Listede YouTube ve Google, Facebook’u geçen iki site oldu.
Kutlu Diyar’ın Beren’i: JRR Tolkien
19 Oca 10
admin
Özellikle Türkiye’deki büyük çoğunluğun ‘Yüzüklerin Efendisi’ üçlemesiyle tanıdığı ünlü İngiliz yazar John Ronald Reuel Tolkien, tüm dünyada yankı uyandıran bir seriyi ve aynı derecede önemli romanları, kısa öyküleri yazmakla kalmamış, dönemin edebiyat çemberine oldukça yabancı olan bir türü, bambaşka bir dünyayı da yaratmıştır. Oxford Üniversitesi’nde dilbilim profesörü olarak yaşamını sürdüren Tolkien, The Inklings adını verdikleri ve içinde C.S. Lewis’in de bulunduğu edebiyat grubundan savaşta geçirdiği döneme, ailesiyle olan ilişkilerinden hayata bakışına her şeyiyle, kristalleşmiş tüm bilinenleri kırmayı başarmıştır ve bu ‘değişim’ yolculuğuna da dille başlar. Bizim için onu tanımaksa belki biraz daha baştan, onun geldiği yerden başlamalıdır.
Tolkien’ın baba tarafı Sakson göçmenidir ancak yazarın doğumundan yüz elli yıl önce Anglikanlaştırılmışlardır. 1890’da daha iyi bir iş bulma umuduyla Güney Afrika’ya yerleşen babası bankacı Arthur Tolkien, burada İngiliz kökenli Mabel Suffield’la evlenir. John Ronald Reuel Tolkien da burada, Bloemfontein, Güney Afrika’da 3 Ocak 1892 tarihinde doğmuştur. Afrika’yla ilgili çok fazla anısı olmasa da o günleri yeterli ölçüde Tolkien’ın eserlerine yansımıştır. Örneğin büyük tüylü bir örümcekle yaşadığı karşılaşma, daha sonra Yüzüklerin Efendisi’nde She-Lob karakteriyle yer edinecektir. 15 Şubat 1896 tarihinde Arthur Reuel Tolkien ölünce Mabel, oğulları John ve Hilary’i de alarak İngiltere’ye döner.
En İlginç Yaratılış İnanışları
14 Oca 10
admin İnsanlığın her zaman merak ettiği ve çözmeye çalıştığı bir konudur yaratılış. Varlığından daha yüce bir şeyin olduğuna inanma ve etrafında olup bitene bir mantık katabilme ihtiyacının bir karışımıdır bu. İnsan bunu bireysel olarak nasıl yaşarsa uluslar da aynı süreçten geçerek bir anlamlandırma çabasına girer. İşte o noktada da yaratılış mitleri çıkar. Dünyanın her yanında farklı bir yaratılış efsanesi bulunur. Bunu kültür farklılıklarına bağlayabileceğimiz gibi dönemsel parametrelerle de bağdaştırabiliriz.



