<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Önemli Bilgiler &#187; Efsaneler</title>
	<atom:link href="http://www.onemlibilgiler.com/index.php/category/efsaneler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.onemlibilgiler.com</link>
	<description>Bilgisizlik kolay ve rahat elde edildiği için çoğunluk bilgisizdir  -  La Bruyere</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 10:13:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Vampirler Hakkında Bilmediğiniz 40 Şey</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/vampirler-hakkinda-bilmediginiz-40-sey.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=vampirler-hakkinda-bilmediginiz-40-sey</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/vampirler-hakkinda-bilmediginiz-40-sey.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 15:43:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[alacakaranlık]]></category>
		<category><![CDATA[edward]]></category>
		<category><![CDATA[folklorik vampirler]]></category>
		<category><![CDATA[kazıklı voyvoda]]></category>
		<category><![CDATA[kont dracula]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi vampirler]]></category>
		<category><![CDATA[vampir]]></category>
		<category><![CDATA[vampir dracula]]></category>
		<category><![CDATA[vampir film]]></category>
		<category><![CDATA[vampir filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[vampyr]]></category>
		<category><![CDATA[yeni ay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=644</guid>
		<description><![CDATA[Vampirler&#8230; Korku edebiyatının hatta genel olarak kurgu edebiyatının çok önemli bir parçası olmuş bu ‘yaratıkların’ gerçek olabileceği düşüncesi tarihte büyük yer edinmiştir. Bram Stoker’ın ünlü kurgu romanı Dracula dahi gerçekte var olan bir Kazıklı Voyvoda karakterinden esinlenilerek yazılmıştır. Yakın zamanda da Buffy the Vampire Slayer, Angel ve New Moon gibi vampir efsaneleri gerek televizyonları gerekse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-645 alignleft" title="vampire-picture-hot" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/vampire-picture-hot.jpg" alt="" width="281" height="278" />Vampirler&#8230; Korku edebiyatının hatta genel olarak kurgu edebiyatının çok önemli bir parçası olmuş bu ‘yaratıkların’ gerçek olabileceği düşüncesi tarihte büyük yer edinmiştir. Bram Stoker’ın ünlü kurgu romanı Dracula dahi gerçekte var olan bir Kazıklı Voyvoda karakterinden esinlenilerek yazılmıştır. Yakın zamanda da Buffy the Vampire Slayer, Angel ve New Moon gibi vampir efsaneleri gerek televizyonları gerekse beyaz perdeyi kaplamıştır. İşte bu ilginç ve merak uyandıran ‘tür’ hakkında önemli bilgiler.</p>
<p>1. Çoğu araştırmacı İngilizce ‘vampire’ kelimesinin Macarca vampir ya da cadı anlamına gelen eski Türkçe upior, upper, upyr kelimelerinden geldiğini düşünür. Diğer araştırmacılarsa kelime kökeninin Yunanca ‘içmek’ anlamına gelen bir kelimeden ya da ‘hastalıklı’ anlamına gelen nosophoros kelimesinden türediğini söyler. Sırpça bamiiup ya da Sırp-Hırvat pirati kelimelerinden türemiş olma olasılığı da vardır. Pek çok kültürde vampir kelimesine karşılık gelen bir terimin olması, vampirlerin insan bilincinde yer etmiş olduğunu gösteriyor.<span id="more-644"></span></p>
<p>2. Bir grup vampire küme, sürü, topluluk, kütle ya da klan denilebilir.</p>
<p>3. Büyük olasılıkla tüm zamanların en meşhur vampiri Kont Dracula, Tesniye (Tevrat) alıntısı yapmıştır: “Kan hayattır.”</p>
<p>4. Susam Sokağı’nın vampir kuklası Count von Count, gerçek bir vampir mitine dayanır. Bir vampirin insana gelmesini önlemek için önerilen yollardan biri kapının dışına tohum ya da pencere önüne balık ağı atmaktır. Vampirler kendilerini tohumları ya da ağdaki delikleri saymaya zorunlu hissedeceklerdir ve bu da güneş doğana kadar onları oyalar.</p>
<p>5. Dolmen adı verilen tarih öncesi taş yapıtlar, kuzeybatı Avrupa’da ölülerin mezarları üzerinde bulunuyor. Antropologlar, vampirlerin uyanmasını önlemek için bu anıtların yapıldığını zannediyor.</p>
<p>6. Porphyria (aynı zamanda vampir ya da Dracula hastalığı da denilir) adı verilen nadir bir hastalık, güneş ışığına aşırı hassasiyet ve bazen kıl yoğunluğu gibi vampirlere özel semptomlar göstermektedir. Ekstrem bazı durumlarda dişler kırmızımsı kahverengi renk alır ve sonunda hasta aklî melekelerini bile yitirebilir.</p>
<p>7. Vampir olmakla suçlanan insanların aslında cinsel anlamda kana susama anlamına da gelebilecek olan haematodipsia ve gündüz körlüğü olarak bilinen hemeralopia hastalığından muzdarip olabileceği söyleniyor. Anemi (kansızlık) de sıklıkla vampir saldırısı geçirmiş bir insanda olan bir hastalık olarak görülür.</p>
<p>8. En ünlü ‘gerçek vampirlerden’ biri de gençlik güzelliğini koruyabilmek adına genç kızlara işkence ederek etlerini ısıran ve kanlarında banyo yapan Kontes Elizabeth Bathory’dir (1560 – 1614).</p>
<p>9. Vampir efsanelerinin kökeni Eflaklı Voyvoda ya da Kazıklı Voyvoda (1431 – 1476) olarak da bilinen tarihi kimliğe dayanıyor olabilir. Voyvoda’nın şapkalarını insanların kafasına çivileme, canlı canlı derilerini yüzme ve kazıklara geçirme gibi huyları vardı. Aynı zamanda düşmanlarının kanının içine ekmek banıp yemesini de severdi. İsmi Voyvoda, ejderin oğlu ya da Dracula anlamına gelmektedir. Bu yüzden de kendisi tarihin Dracula’sı olarak tanınır. Kazıklı Voyvoda 1476 senesinde cinayete kurban gitmiş olsa da mezarının boş olduğu söylentileri vardır.</p>
<p>10. Vampirlere dair en eski bulgular, M.Ö. 4,000’lere dayanan eski Sümer ve Babil mitlerinde görülür. Bu mitlerde ekimmu ya da edimmudan (kaçırılan anlamında) bahsedilir. Ekimmu, düzgün bir biçimde gömülmemiş ve intikamını alabilmek için kızgın bir ruh olarak yaşayanların kanını emmeye gelmiş bir çeşit uruku ya da utukkudur (iblis güç).</p>
<p>11. Mısır yazıtı Pert em Hru’ya (Mısır Ölüler Kitabı) göre ka (ruhun beş parçasından biri) belirli kurbanları almaz, kha olarak mezarından kalkarak kendi besinini arar. Bunun sonucunda yaşayanların kanını da içebilir. Ayrıca Mısır tanrıçası Sekhmet’in de kan içtiği bilinmektedir. Hint tanrıçası dişli Kali’nin içinde de kuvvetli bir kan arzusu vardı.</p>
<p>12. Çinli vampirlere ch’iang shih (ceset dansçısı) adı verilirdi ve bunların kırmızı gözleri, çarpık pençeleri olurdu. Kadınlara saldırmalarına sebep olan güçlü bir cinsel dürtüleri olduğunu söylenir. Büyüdükçe ch’iang shih uçma kabiliyeti kazanır, beyaz saçları çıkar ve kurta dönüşebilir.</p>
<p>13. Vampirler ve zombiler yaşayan ölü statüsüne girse de ait oldukları mitolojiye bağlı olarak aralarında bazı farklılıklar olabilir. Örneğin zombilerin vampirlere göre daha düşük IQ’ya sahip olduğu, sade kandan çok beyin ve eti tercih ettikleri, sarımsağa bağışıklıkları olduğu, aynada çoğunlukla yansımaları olduğu, çürüyen kaslarına bağlı olarak yavaş hareket ettikleri, kiliselere girebildikleri ve ateş ya da güneş ışığından kesin olarak korkmadıkları düşünceleri çoğunlukla Afrika mitolojisinden kaynaklanmaktadır.<a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Interview_with_the_vampirecopy.jpg" rel="lightbox[644]"><img class="size-full wp-image-646 alignright" title="Interview_with_the_vampirecopy" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Interview_with_the_vampirecopy.jpg" alt="" width="345" height="259" /></a></p>
<p>14. Vampir isterisi veşüphe duyulan vampirleri ‘öldürmek’ için ortaya çıkan ceset tahripleri, on sekizinci yüzyıl ortalarında Avrupa’da öyle sapkınca bir hâl almıştı ki bazı hükümdarlar cesetlerin mezarlarından çıkarılmasını önlemek için yasalar çıkardılar. Bazı bölgelerde toplu isteri, vampir olduğuna inanılan insanların halk içinde idamına bile sebep oldu.</p>
<p>15. İngilizce dilindeki vampir hakkında ilk kurgu eser, John Polidori’nin Vampyre eseridir ve yanlışlıkla Lord Byron’ın adıyla basılmıştır. Polidori (1795-1821), aslında Byron’ın doktorudur ve vampirini de Byron’dan esinlenerek yaratmıştır.</p>
<p>16. İlk vampir filminin 1912’de çekilen ‘5 No’lu Evin Sırları’ olduğu zannedilmektedir. Murnau’nun sessiz siyah-beyaz filmi Nosferatu daha sonra, 1922 senesinde gelmiştir. Ancak Tod Browning’in Dracula’sı ( Bela Lugosi’nin oynadığı erotik, sevimli, smokin ve pelerinle dolaşan aristokrat vampirle), vampir filmleri ve edebiyatının kilometre taşı olmuştur.</p>
<p>17. Vampirlerin hayvanlar âlemi üzerinde kontrolü olduğu ve yarasa, sıçan, baykuş, güve, tilki ya da kurt biçimlerini alabileceği söylenir.</p>
<p>18. 2009’da ağzına taş sıkıştırılmış on altıncı yüzyıldan bir kadın kafatası, salgın kurbanlarının kalıntıları yakınında bulundu. Bu dönemde vampir olduğundan şüphe duyulan birinin ağzına, diğer salgın kurbanlarının cesetlerini yememesi ya da yaşayanlara saldırmaması için taş konulması sıra dışı bir durum değildi. Aynı zamanda hıyarcıklı vebanın Avrupa’da yayılmasının sebebi olarak da dişi vampirler gösteriliyordu.</p>
<p>19. Joseph Sheridan Le Fany’nin 1872 senesi kısa gotik romanı, dişi bir vampir olan Carmilla’yı anlatır ve Bram Stoker’ın Dracula’sını büyük ölçüde etkilemiş olduğu düşünüldüğü gibi dişi ve lezbiyen vampirlerin prototipini oluşturduğu da söylenir. Hikâyede Carmilla’nın vampir olduğu anlaşılır ve kanla dolu tabutu içinde göğsüne kazık saplanır, kafası kesilir ve yakılır.</p>
<p>20. Bram Stoker’ın Dracula’sı (1897) vampir mitolojisinde önemli bir etki olarak yerini korumaktadır ve asla baskıdan kalkmamıştır. Kimi akademisyenler bunun açık bir Hristiyan alegorisi olduğunu söylerken kimileri Victoria dönemindeki bastırılmış psiko-seksüel endişeleri yansıttığını söyler.</p>
<p>21. Pek çok efsaneye göre biri vampir olduğundan şüphe edilen biri tarafından ısırılırsa yakılmış bir vampirin küllerini içmelidir. Vampir saldırılarından korunmak içnse ekmeği vampir kanına bulayarak onu yemelidir.</p>
<p>22. Eşiklerin tarihî anlamda önemli bir sembolik değeri vardır ve bir vampir davet edilmediği sürece eşiklerden geçemez. Eşiklerle vampirler arasındaki ilgi, suç ortaklığı ve izinle alakalı bir olgu gibi görünmektedir. Kötülere bir defa izin verildiği takdirde kötülük tekrar tekrar o eşikten içeri girebilir.</p>
<p>23. Hristiyanlık öncesi vampirleri geri püskürtme yöntemleri arasında sarımsak, akdiken dalları, üvez ağacı (daha sonraları haç yapmak için kullanıldı), tohum dökme, ateş, mezar kazıcının küreğiyle baş kesme, tuz (korunma ve saflıkla bağlantılandırılırdı), demir, çan, horoz ötmesi, nane şekeri, akan su ve vampir olduğundan şüphelenilen birini dört yol ağzına gömme de vardı. Cesetlerin yüzü toprağın iç kısmına gelecek şekilde gömme gibi bir durum da vardı. Bu sayede vampirlerin çıkmak için yanlış yöne doğru kazı yapacakları ve toprağın içinde kaybolacaklarına inanılıyordu.</p>
<p>24. Hristiyanlığın yayılmasının ardından bu yöntemler arasına kutsal su, haç, aşai rabbani ayini ekmeği de katıldı. Bu metodlar çoğunlukla vampir için ölümcül olmuyordu ve etkinlikleri kullanan kişinin inancına göre değişiyordu.</p>
<p>25. Geleneksel bir vampir püskürtücü olan sarımsak, 2,000 seneden fazla bir süredir bir korunma yöntemi olarak kullanılmaktadır. Antik Mısırlılar sarımsağın tanrının bir hediyesi olduğuna, Roma askerleri kendilerine cesaret verdiğine, denizciler geminin batmasını engellediğine ve Alman madenciler onlar yeraltındayken kötü ruhlardan uzak tuttuğuna inanırlardı. Pek çok kültürde gelinler korunmak içn gelinliklerinin altında sarımsak taşırlardı ve sarımsak dişleri insanları çeşitli hastalıklardan korumak için kullanılıyordu. Günümüz bilim adamları da sarımsaktaki yağın, alisinin, oldukça etkili bir antibiyotik olduğunu söylüyor.</p>
<p>26. Güneş ışığının vampirleri öldürebileceği düşüncesi, 1950’lerde Filipinler’deki batıl inançlı gerillaları korkutmak için Amerikan hükümeti tarafından başlatılmış olabilecek modern bir uydurma gibidir. Güneş ışığını bir vampir bir başka vampiri öldürmek için kullanabileceği gibi (Ann Rice’ın popüler romanı Vampirle Görüşme’de olduğu gibi) Lord Ruthven ve Varney de güneş ışığında yürüyebilen vampirler olduğunu gösteriyor.</p>
<p>27. Vampirlerin tabutta uyuması gerektiği efsanesi, büyük olasılıkla cesetlerin mezarlarında ya da tabutlarında aniden doğrulup oturduklarını anlatan mezar kazıcılar ve cenaze levazımcılarından çıkmıştır. Bu ürkütücü fenomen çürüme evresinden kaynaklanıyor olabilir.</p>
<p>28. Kimi efsanelere göre vampirler, eski eşleriyle cinsel birliktelik yaşayabilirler ve bunun sonucunda da hamilelik durumu ortaya çıkabilir. Aslında bu inanç, bekar kalması beklenilen bir dulun nasıl hamile kaldığını da açıklayabilecek türdendir. Ortaya çıkan çocuğa Bulgarca gloglave (glog) ya da Türkçe vampir adı verilir. Ancak afaroz edilmek yerine çocuk vampirleri öldürme yeteneğine sahip olan bir kahraman olarak görülür.</p>
<p>29. Stephanie Meyers’ın yazdığı Alacakaranlık kitap serisi (Alacakaranlık, Yeni Ay, Tutulma, Şafak Vakti), filme gidenler arttıkça daha popüler bir hâl aldı. Meyers, vampir mitolojisi konusunda bir araştırma yapmadığını itiraf ediyor. Aslında onun vampirleri pek çok açıdan gelenekleri bozuyor. Örneğin sarımsak, kutsal şeyler ya da güneş ışığı onlara zarar vermiyor. Bazı eleştirmenler, gençlerdeki cinsel gerilimi ve dışlanmışlık duygusunu yakalayabildiği için kitabı övüyor.</p>
<p>30. Hollywood vampirleri ve edebiyattaki vampirler, folklorik vampirlerden ayrılık gösteriyor. Örneğin Hollywood vampirleri genelde solgun, aristokrat, çok yaşlı, kendi topraklarına ihtiyaç duyan, doğa üstü denilebilecek derecede güzel ve vampir olabilmek için ısırılması gereken karakterler olarak gösteriliyor. Buna karşılık olarak folklorik vampirler (Bram Stoker’dan önce) genellikle sıradan ve yakın zamanda ölmüş kimselerdir. İlk olarak biçimsiz kan torbaları olarak görünürler, kendi topraklarına ihtiyaç duymazlar ve sıklıkla göğüslerine kazık saplanarak ya da saplanmadan ölüdürülürler.</p>
<p>31. Folklorik vampirler yalnızca ısırıkla vampir olmazlar. Bir zamanlar kurt adamlarsa, büyücülük yaptılarsa, aforoz edilmişlerse, intihar etmişlerse, yasaklı çiftlerin gayri meşru çocuklarılarsa ya da vaftiz edilmeden ölmüşlerse de vampir olabilirler. Bunun yanı sıra kurtların öldürdüğü bir koyunun etinden yiyen, yedinci çocuk olarak doğan, bir vampirin beğendiği hamile bir kadının çocuğu olan, gömülmemiş bir cesedin üzerinden geçmiş bir rahibe olan, dişli doğan ya da gömülmeden cesetleri üzerinden bir kedi atlayan herkes vampire dönüşebilir.</p>
<p>32. Vampir folklöründe vampirler öncelikle kemikleri olmayan yumuşak ve belirsiz bir biçim olarak görünürler. “Kırmızı parlak gözleri ve kan emmek için yüzünde burnu yerine bulunan keskin uzvuyla ‘bir kan çuvalıydı’. 40 gün yaşayabilse kemikleri ve bir bedeni olur, daha tehlikeli, öldürülmesi zor bir hâl alırdı.”</p>
<p>33. Bir vampiri tanımlamak için kan içme özelliği yeterli olmasa da akıl almaz bir şey olduğu kesindir. Kimi kültürlerde kurbanın kanını içmek içene kurbanın kuvvetini verebilir, bir hayvanın özelliğini almasını sağlayabilir ve hatta bir kadını daha doğrugan hâle getirebilir. Aynı zamanda kırmızı renk de pek çok vampir ritüelinde bulunmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Twilight-Wallpaper-2-twilight-series-36669_1024_768.jpg" rel="lightbox[644]"><img class="size-full wp-image-647 alignleft" title="Twilight-Wallpaper-2-twilight-series-36669_1024_768" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Twilight-Wallpaper-2-twilight-series-36669_1024_768.jpg" alt="" width="326" height="231" /></a>34. Bazı vampir öykülerinde vampirler evlenebilir; kasaplık, berberlik ya da terzilik gibi vampirlere uygun işler bulabilecekleri bir başka kente taşınabilirler. Kasap olabilmeleri durumu, kasapların ‘kurbancı’ soyundan geldiği analojisine dayanıyor olabilir.</p>
<p>35. Balkanlarda belli bölgeler balkabağı ya da karpuz gibi meyvelerin on günden fazla dışarıda kalması ya da yeni yılda tüketilmemesi durumlarında vampire dönüşebileceklerine inanır. Vampir balkabakları ya da karpuzlardan dişleri olmadığı için genelde korkulmazdı. Meyvelerin üzerinde görülen kan da buna istinaden vampire dönüşebileceğine dair bir işaret olarak algılanır.</p>
<p>36. Denizkızları da vampire dönüşebilir ancak onlar kurbanlarının kanını değil nefeslerini emer.</p>
<p>37. 20. yüzyılın sonuna kadarki zaman diliminde vampirler hakkında 300’den fazla film yapıldı ve bunun yüzden fazlasında Dracula vardı. 1,000’den fazla vampir romanı çıkartıldı ve bunların çoğunun basımı son 25 sene içerisinde gerçekleşti.</p>
<p>38. Son yıllarda çocuk edebiyatının en popüler vampiri, vejetaryen bir vampir olarak mutlu biçimde hayatını sürdüren sevimli tavşan Bunnicula’dır.</p>
<p>39. Bazı tarihçiler Prens Charles’ın doğrudan Dracula’nın oğlu olan Kazıklı Voyvoda’nın soyundan geldiğini söylemektedir.</p>
<p>40. Vampir mitolojisinde yakın zamandan en iyi bilinen gelişme Buffy the Vampire Slayer ve ‘yan-ürünü’ Angel’la olmuştur. Buffy, vampirizmi genç bir vampir avcısının oldukça gerçekçi, yirminci yüzyıl dünyasından anlatarak modernize ettiği için ilginç gelir. Buffy rolündeki Sarah Michelle Gellar, arkadaşlarıyla vampirlerin peşinden koşar. Dikkat çekmesinin bir diğer sebebi de, akademik çevrelerde ‘Buff Araştırmaları’ diye bir şeyin oluşmasına sebep olmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/vampirler-hakkinda-bilmediginiz-40-sey.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En İlginç Yaratılış İnanışları</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/insanlar/en-ilginc-yaratilis-inanislari.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=en-ilginc-yaratilis-inanislari</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/insanlar/en-ilginc-yaratilis-inanislari.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 15:38:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[çin medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[hindu inanışı]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[hz adem]]></category>
		<category><![CDATA[ilk insan adem]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanın yaratılışı]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[pandora]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[yahudilik]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[yunan mitolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=618</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlığın her zaman merak ettiği ve çözmeye çalıştığı bir konudur yaratılış. Varlığından daha yüce bir şeyin olduğuna inanma ve etrafında olup bitene bir mantık katabilme ihtiyacının bir karışımıdır bu. İnsan bunu bireysel olarak nasıl yaşarsa uluslar da aynı süreçten geçerek bir anlamlandırma çabasına girer. İşte o noktada da yaratılış mitleri çıkar. Dünyanın her yanında farklı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/creation.jpg" rel="lightbox[618]"><img class="size-full wp-image-619 aligncenter" title="creation" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/creation.jpg" alt="" width="400" height="321" /></a></p>
<p>İnsanlığın her zaman merak ettiği ve çözmeye çalıştığı bir konudur yaratılış. Varlığından daha yüce bir şeyin olduğuna inanma ve etrafında olup bitene bir mantık katabilme ihtiyacının bir karışımıdır bu. İnsan bunu bireysel olarak nasıl yaşarsa uluslar da aynı süreçten geçerek bir anlamlandırma çabasına girer. İşte o noktada da yaratılış mitleri çıkar. Dünyanın her yanında farklı bir yaratılış efsanesi bulunur. Bunu kültür farklılıklarına bağlayabileceğimiz gibi dönemsel parametrelerle de bağdaştırabiliriz.<span id="more-618"></span></p>
<p>Dünyanın en eski medeniyetlerinden biri olan Çin’de yaratılış hikâyeleri çeşitlidir. Fakat en yaygın olarak bilinen efsane günümüz okumalarında üretkenlik sembolü olarak görülen yumurtayla başlar. Ne var ki burada yumurta siyahtır. Taocu rahiplerin anlattığı hikâyeye göre bu bahsedilen yumurtanın içinden Pangu isimli tanrı çıkmıştır. Doğumu sırasında Pangu yumurtayı ikiye ayırır. Beklenileceği üzere yukarıda kalan kısım gökyüzünü, aşağıda kalan kısımsa yeryüzünü oluşturur. Tanrı Pangu bir insan misali büyüdükçe gökyüzü ve yeryüzü arasındaki mesafe artar. Nihayet tanrı öldüğündeyse vücudunun farklı kısımları yeryüzü şekillerini yaratır. Böylece yeryüzü bilindiği biçimini alır. Budizm inancındaki iç ahlaka karşılık olarak yaratılış efsanesinde bir tanrıdan çıkan çoklukla karşı karşıya kalmamız bakış açısındaki değişime dair bir işaret olabilir.</p>
<p>Hinduların oluşumu da benzer şekilde çok eskilere, ilk çağlara kadar dayanır. Aslına bakılırsa bu iki Doğu medeniyeti (ve İran medeniyeti de) dünya tarihinde ve her anlamdaki gelişmelerde büyük rol oynamıştır. Öyleyse Hinduların da yaratılış efsanesine bir göz atmak gerekebilir. Hindular kainatın tek bir büyük gücü olduğuna inanır ve bu gücün de tanrı olduğunu söylerler. Ancak bu tanrıdan da yine çokluk çıkmaktadır çünkü pek çok farklı biçimlerde görülebilmektedir. Yani diğer tanrı ve tanrıçaların biçimine girmesi şaşırtıcı bir durum olmaz. Belki de buna bağlı olarak Hinduizm’de pek çok farklı yaratılış hikâyesi vardır. Bunlardan birine göre, bildiğimiz zaman başlamadan önce ne gökyüzü, ne yeryüzü ne de aralarındaki boşluk vardır. Hiçliğin kıyılarını dev, karanlık bir okyanus yıkar. Bu sularda da büyük bir kobra bulunmaktadır. Lord Vishnu da bu uçsuz bucaksız yerdedir ve güçlü yılan onu izlemektedir. Vishnu huzurlu biçimde uyurken derinlerden Aum isimli bir mırıltı gelerek etrafı titretmeye başlar. Aum büyür ve yayılır, boşlukları doldurur, enerjiyle çarpar. Gece bitmiştir artık. Vishnu uyanır ve şafak sökerken Vishnu’nun göbeğinden muhteşem bir nilüfer çiçeği çıkar. Açan çiçeğin ortasında Vishnu’nun hizmetkârı Brahma vardır. Lord’unun emirlerini bekler. Vishnu zamanın geldiğini söyleyince yaratılış süreci başlar. Suların üzerinden bir rüzgâr geçer, Vishnu ve yılan yok olur. Brahma çiçeğin içinde kalmıştır. Kollarını kaldırarak rüzgârı ve okyanusu sakinleştirir, nilüferi üçe ayırır. Ayrılan parçalardan birini gökkubeye, birini yeryüzüne doğru uzatır. Sonuncusuyla da göğü yaratır. Çıplak olan yeryüzü için yine Brahma çalışır. Canlı bitkileri yaratır ve onlara duygu verir. Daha sonra hayvanları yaratır. Kuşlara uçma, balıklara denizde kalabilme özelliği verir. Kısa süre içinde yeryüzü yaşamla ve Brahma’nın yarattıklarının sesiyle dolar. Bu mit, daha sonra ismini bulacak olan animistik inançla ilgili de bir ipucu verir. Tahmin edin neden. Hani şu nazar değmesin diye vurduğumuz tahta var ya, aslında onun sebebi, tam da Brahma’nın duygu verdiği ağaçlardan kaynaklanmaktadır. Çıkış noktası tam olarak bu mit olmasa da, doğadaki şeylerin birer tanrı gibi güç sahibi olduğuna dair inanış öyle kanıksanmıştır ki tahtaya (ağaca) her üç kere vuruşumuzda aslında tanrıların bizi duyup ‘nazardan’ korumasını bekleriz.</p>
<p><a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Creation_of_Light.png" rel="lightbox[618]"><img class="size-full wp-image-620 alignleft" title="Creation_of_Light" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Creation_of_Light.png" alt="" width="243" height="305" /></a>Bir de kapı komşumuz olan dünyanın en eski medeniyetlerinden Yunanlıların yaratılışı yorumlama biçimi var. Herkesçe bilinen Yunan mitolojisine göre başlangıçta kaos, boşluk vardır. Bu boşlukta var olan tek şeyse siyah kanatları olan Nyx isimli kuştur. Kuş, rüzgârla beraber altın bir yumurta verir ve çağlar boyu bu yumurtanın üzerinden kalkmaz. Nihayet yumurtanın içinde hayat kıpırtıları kendini gösterir ve içinden Eros, aşk tanrısı çıkar. Kabuğun üst kısmı yükselerek gökyüzünü, alt kısmı da inerek yeryüzünü oluşturur. Eros gökyüzüne Uranus, yeryüzüne de Gaia adını verir ve bu ikisini birbirlerine âşık eder. İkisinin çocukları ve torunları olur. Çocuklarının bazıları, kendi çocuklarındaki güçten korkar. Kronus, kendini korumak amaçlı daha bebeklerken kendi çocuklarını yer. Ancak eşi Rhea, en küçük bebeklerini saklar. Onun yerine Kronus’a bir kundağa sarılı taş verir. Saklanan çocuk Zeus’tur ve büyüyünce annesinin öğrettiği biçimde babasını kandırarak kardeşlerini kurtarır. Böylece Zeus önderliğindeki çocuklarla baba arasında bir savaş başlar. Gençler bu savaşı kazanır ve Gaia’da hayat başlar, Uranus’e yıldızlar dolar. Yeryüzünün insan eksiğiyse meşhur Pandora mitiyle kapatılır.</p>
<p>Elbette semavi dinlerde de bir yaratılış inancı vardır ve bunlar kutsal kabul ettikleri kitaplarda belirtilir. Örneğin Hristiyanlar tüm evrenin altı günde yaratıldığı ve yedinci günde tanrının dinlendiği inancındadırlar. Bu yüzdendir ki haftanın son günü olarak kabul ettiğimiz Pazar onların ilk günü ve dinlenme günüdür. Oluşumsa tanrının ruhuyla gerçekleşir. Tanrı şekilsiz bir boşluk olan karanlığı sözle (logos) biçimlendirir. “Işık olsun” der ve gün yaratılır. Diğer yaratılar da aynı yolla vücut bulur. Yahudi (ki Hristiyanlık ve İslamiyet de buradan gelmektedir) ve İslam inançları da Hristiyanlıktan farklı değildir. Hepsinde yaratılış tek ve güçlü bir Tanrı (Allah ya da Yahova) tarafından yapılır ve Adem ilk peygamber olarak kabul edilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/insanlar/en-ilginc-yaratilis-inanislari.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En İlginç Efsaneler ve Mitolojik Yaratıklar</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/efsaneler/en-ilginc-efsaneler-ve-mitolojik-yaratiklar.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=en-ilginc-efsaneler-ve-mitolojik-yaratiklar</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/efsaneler/en-ilginc-efsaneler-ve-mitolojik-yaratiklar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 13:16:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[anu]]></category>
		<category><![CDATA[beowulf]]></category>
		<category><![CDATA[cath palug]]></category>
		<category><![CDATA[cyclops]]></category>
		<category><![CDATA[dev kedi efsanesi]]></category>
		<category><![CDATA[ejderha efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[enkidu]]></category>
		<category><![CDATA[gılgamış efsanesi]]></category>
		<category><![CDATA[göklerin boğası]]></category>
		<category><![CDATA[grendel]]></category>
		<category><![CDATA[homer]]></category>
		<category><![CDATA[ingiliz kralı]]></category>
		<category><![CDATA[ishtar]]></category>
		<category><![CDATA[japon efsanesi]]></category>
		<category><![CDATA[japon folklörü]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kiklop]]></category>
		<category><![CDATA[kral arthur]]></category>
		<category><![CDATA[minamoto yoshitsune]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mitolojik karakterleri efsanev]]></category>
		<category><![CDATA[mitolojik yaratıklar]]></category>
		<category><![CDATA[odessa]]></category>
		<category><![CDATA[odysseus]]></category>
		<category><![CDATA[polyphemus]]></category>
		<category><![CDATA[sümer efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[tek gözlü devler]]></category>
		<category><![CDATA[tengu]]></category>
		<category><![CDATA[wiglaf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=278</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın her yanında tarih boyunca, düşmanlarını ne pahasına olursa olsun yenmeye çalışmış efsanevi savaşçıların masalları olmuştur. Çoğunlukla bu kahramanlar normal insanlardan daha fazlasıyla karşı karşıya kalır ve her türlü tuhaf yaratığa karşı savaşmak zorunda oldukları anlatılır. İşte efsanevi savaşçılar ve mitolojik yaratıkların bir araya geldiği tuhaf masallardan bazıları. 1. Kral Arthur ve Dev Kedi: Kelt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Dünyanın her yanında tarih boyunca, düşmanlarını ne pahasına olursa olsun yenmeye çalışmış efsanevi savaşçıların masalları olmuştur. Çoğunlukla bu kahramanlar normal insanlardan daha fazlasıyla karşı karşıya kalır ve her türlü tuhaf yaratığa karşı savaşmak zorunda oldukları anlatılır. İşte efsanevi savaşçılar ve mitolojik yaratıkların bir araya geldiği tuhaf masallardan bazıları.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-279 aligncenter" title="king-arthur-and-the-giant-cat" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/king-arthur-and-the-giant-cat.jpg" alt="king-arthur-and-the-giant-cat" width="484" height="452" /></p>
<p><span id="more-278"></span>1. Kral Arthur ve Dev Kedi: Kelt mitolojisinde Cath Palug ismiyle bilinen dev kedinin Galler adası Anglesey’i işgal ettiği söylenir. Bir kediden beklenmeyecek bir şekilde annesi Henwen isimli dev bir domuzdur ve Arfon, Llanfair’de doğumundan hemen sonra kuvvetli bir domuz çobanı onu denize atar. Ancak Cath Palug bu şekilde ölmez ve Anglesey’e gelerek onun ölümcül potansiyelini anlayamayan Palug’un oğulları tarafından yetiştirilir. Kedi, dokuz iyi savaşçıyı öldürmüş ve yemiştir. Fakat Kral Arthur o sırada ava çıkmıştır. 6.yüzyılda yaşadığına inanılan (eğer yaşamışsa) Arthur’un bu korku veren yaratıkla karşı karşıya kaldığı ve İngiliz Keltleri’nin kralı ve kurtarıcısı olarak kendini bir kez daha kanıtladığı söylenir. Başkaları yaratığı bulup öldürme konusunda başarısızlığa uğrarken o bunu başarmıştır. Diğer taraftan bir başka efsaneye göre Arthur yaratıkla Geneva Gölü yakınlarında, Frnasa’da savaşmış ve kaybetmiştir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-280 aligncenter" title="minamoto-yoshitsune-and-the-tengu" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/minamoto-yoshitsune-and-the-tengu.jpg" alt="minamoto-yoshitsune-and-the-tengu" width="486" height="477" /></p>
<p>2. Minamoto Yoshitsune ve Tengu: Tengu, eski Japon folklöründe yarı insan, yarı kuş biçimi alan mitolojik ruhlardır. Aslında dev gibi gagalarıyla tarif edilirler fakat aradan yüzyıllar geçtikte bu görüntü son derece büyük bir insan burnu şeklini almıştır. İnsan gibi vücutları ve uzuvları vardır ve genellikle büyük kanatlarıyla resmedilirler. Minamoto Yoshitsune 14.yüzyılda yaşamış ve Samurai sınıfına doğmuştur. Daha küçük bir çocukken babası rakip bir klan tarafından suikaste uğramış fakat Budist bir tapınağa sürgün edilip keşiş olması koşuluyla yaşamasına izin verilmişti. Bir gün genç Yoshitomo, ona dövüş sanatlarını, özellikle de yaşı geldiğinde babasının intikamını alabilmesi için kılıç kullanmayı öğreten Tengu’yle karşı karşıya gelmiş. Budizm’de Tengu genelde bölücü iblisler olarak görülür fakat seneler içerisinde bu imajı yumuşamış ve hâlâ ‘yaramaz’ olarak görülmelerine rağmen dağların ve ormanların koruyucuları olarak da algılanmaya başlamışlardır. Yoshitsune’nin bu olayı, Tengu’nun Japonya’yı savaşa sokma teşebbüsü olarak görülüyordu fakat zamanla Yoshitsune’nin efsanevi savaşçı itibarı büyüdüğü ve tengu itibarı da yumuşadığı için daha onurlu bir ışıkta görülmeye başlandı.   </p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-281 aligncenter" title="beowulf-and-the-dragon" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/beowulf-and-the-dragon.jpg" alt="beowulf-and-the-dragon" width="510" height="480" /></p>
<p>3. Beowulf ve Ejderha: ‘Beowulf’ isimli şiir, büyük Anglo-Sakson savaşçısı Beowulf’ujn hikâyesini anlatır. Beowulf yalnızca ağzından alevler püskürten bir ejderhayı öldürdüğü için değil, bunu yaşlı bir adam olarak yaptığı için de ünlüdür. Ejderha’nın ininden kölenin biri altın kupayı çalınca yaratık sinirlenir ve civardaki insanları ve evleri yakarak müthiş bir korku salar. Beowulf yaratıkla karşılaşmaya giderken yanına on bir adamını alır fakat her şey o ve ejderha arasında gerçekleşeceği için hiçbirine içeri girmemelerini öğütler. Kendine o kadar güveniyordur ki ejderha yalnızca alev püskürtebileceğinden o da yalnızca kılıcını kullanacağını söyler. Karşılaştıklarında kahraman canavarın kafasına eski kılıcıyla vurur fakat bu yalnızca kılıcı köreltir ve ejderhayı kızdırır. Ejderha, Beowulf’u yaralayan alevini püskürtür. Beowulf’unsa korunmak için kalkanından başka bir şeyi yoktur. O anda Wiglaf hariç tüm adamları kaçar. Wiglaf’sa koşarak yardımına gelir. Beowulf ejderhanın kafasına bir kez daha vurur ve kılıcı ikiye ayrılır. Artık iyice sinirlenen ejderha Beowulf’u boynundan ve omzundan ısırır, ona ölümcül yaralar verir. Fakat Wiglaf dikkati dağınıkken ejderhanın karnını yarar. Sonra Beowulf bıçağını alır ve yaratığın işini bitirir. Ancak kanındaki zehir ona ağır gelir ve Wiglaf’ı tahtına geçecek kişi ilân ettikten sonra Anglo-Saksonlar’ın en ünlü kahramını ölür.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-282 aligncenter" title="gilgamesh-and-the-bull-of-heaven" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/gilgamesh-and-the-bull-of-heaven.jpg" alt="gilgamesh-and-the-bull-of-heaven" width="509" height="358" /></p>
<p>4. Gılgamış ve Göklerin Boğası: Gılgamış Destanı, bir Sümer (eski Irak) şiiridir ve M.Ö. 27’de yaşamış ya da yaşamamış olan efsanevi bir kralın hikâyesini anlatır. Hikâyelerden birinde Gılgamış aşk ve savaş tanrıçası Ishtar’ın ilgisini çeker. Kral, tanrıçanın tüm ölümlü sevgilileri kötü sonlara uğradığından onu reddeder. Sinirlenen Ishtar göklere çıkar ve göklerin tanrısı olan babası Anu’dan ona göklerin boğasını vermesini ister. Bu sayede Gılgamış ve kentine zarar verecektir. Anu bunu kabul eder ve Göklerin Boğası’nı yeryüzüne gönderir. Boğa her nefes aldığında nefesi öyle kuvvetlidir ki yeri parçalar, insanların içlerine düşmesine, suyun kaybolmasına ve sebzelerin ölmesine sebep olacak kadar büyük yarıklar oluşturur. Gılgamış ve yardımcısı Enkidu, canavarı öldürmeyi başarır fakat zaferleri öyle ‘zariftir’ ki Enkidu kızgın Ishtar’ı aşağılayarak sıradakinin o olduğunu söyler ve boğanın bir budunu kopararak yüzüne fırlatır. Bu yaptığının bedelini daha sonra ödeyecektir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-283 aligncenter" title="odysseus-and-the-giant-cyclops-polyphemus" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/odysseus-and-the-giant-cyclops-polyphemus.jpg" alt="odysseus-and-the-giant-cyclops-polyphemus" width="515" height="332" /></p>
<p>5. Odysseus ve Kiklop Polyphemus: Homer’ın Odysseus’unun dokuzuncu kitabında kahraman Odysseus Kiklop adasına varır ve on iki adamıyla malzeme bulmaya çıkar. Geniş bir mağara bulurlar ve içeri girerler fakat burası davetsiz misafirlerden hiç hoşlanmayan dev Kiklop Polyphemus’un evidir. Onları içeriye hapsetmeden önce saldırır ve aralarından iki tanesini yer. Ertesi sabah ve akşam da aynısını yapar. Kaçmak isteyen Odysseus, Kiklop’a ağır bir şarap verir ve onu sarhoş eder. Polyphenus esirlerine isimlerini sorar ve karşılığında ‘hiçkimse’ cevabını alır. Dev kendinden geçince Odysseus ve adamları daha önceden gizlice sivrilttikleri büyük bir değneği gözüne sokarlar. Kiklop bağırarak onu ‘hiçkimsenin’ bu hâle soktuğunu söyler. Delirdiğini zanneden arkadaşları onu kaderine bırakırlar. Ertesi sabah geriye kalan esirler devin koyunlarının altına bağlar ve kaçarlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/efsaneler/en-ilginc-efsaneler-ve-mitolojik-yaratiklar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

