<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Önemli Bilgiler &#187; Hayvanlar</title>
	<atom:link href="http://www.onemlibilgiler.com/index.php/category/hayvanlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.onemlibilgiler.com</link>
	<description>Bilgisizlik kolay ve rahat elde edildiği için çoğunluk bilgisizdir  -  La Bruyere</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 10:13:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Rastgele Gerçekler Listesi</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/bilim/rastgele-gercekler-listesi.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=rastgele-gercekler-listesi</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/bilim/rastgele-gercekler-listesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 16:44:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[atlar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[gizli gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[hakkındaki]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[köpekler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[rüya yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[rüyalar]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yunuslar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=603</guid>
		<description><![CDATA[Birkaç rastgele gerçek duymaya ne dersiniz? Hepsi farklı konulardan hepsi de çok ilginç! - Çoğu at 25 ile 30 sene arasında yaşadığı hâlde kayıtlardaki en yaşlı at İngiltere’de doğmuş olan Yaşlı Billy. Billy, 62 yaşına kadar yaşadı. Bir atın hayatının ilk senesi insanın 12 senesine, ikinci senesi insanın 7 senesinde, sonraki üç sene ise dörder [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-604     alignleft" title="horse" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/horse.jpg" alt="" width="218" height="246" />Birkaç rastgele gerçek duymaya ne dersiniz? Hepsi farklı konulardan hepsi de çok ilginç!</p>
<p>- Çoğu at 25 ile 30 sene arasında yaşadığı hâlde kayıtlardaki en yaşlı at İngiltere’de doğmuş olan Yaşlı Billy. Billy, 62 yaşına kadar yaşadı. Bir atın hayatının ilk senesi insanın 12 senesine, ikinci senesi insanın 7 senesinde, sonraki üç sene ise dörder seneye eşit. Buna dayanarak Yaşlı Billy’nin yaklaşık 173.5 at yılı yaşadığını söylemek mümkün.</p>
<p>- Atların çok gelişmiş beş duyusu vardır: Tat alma, dokunma, işitme, koklama ve görme. Aynı zamanda enigmatik bir altıncı hisleri daha vardır ve bu, yüksek algıdır. Yüksek algı, insanlarda çok nadir görülür.</p>
<p>- Edebiyat, sanat ve rüya teorilerinde at çoğunlukla farklı anlamlara gelen bir semboldür. Kimi yerlerde güç ya da güzellik, kimi yerlerdeyse cinsel yeterlilik olarak dahi görülebilir. Atın renginin de pek çok sembolik anlamı vardır (siyah: gizem, tehlike; beyaz: doğum haberi) ve İncil’de Mahşerin Dört Atlısının renkleri bizzat verilir (beyaz, kırmızı, siyah ve renksiz at).<span id="more-603"></span></p>
<p>- Atlar, insan sesindeki duyguları ayırt edebilir.</p>
<p>- Antik Yunan’da bir yunus balığını öldürmek, dine küfür olarak görülüyordu ve ölümle bile cezalandırılabiliyordu. Yunanlılar yunuslara hieros ichthys ‘kutsal balık’ adını veriyorlardı. Aynı zamanda güneş tanrısı Apollo da Parnassus Dağı’nda Delphi kehanetini gördüğünde bir yunus kılığına girmiştir.</p>
<p>- Pliny, Heredot, Aelian ve Aristoteles gibi ünlü filozoflar, yunusların şefkatli, dost canlısı ve hatta ahlaklı doğalarından bahseder.</p>
<p>- Yunus balığının dişleri çiğnemek için değil yakalamak içindir. Çiğnemelerini sağlayacak çene kasları bulunmaz.<a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/dolphin.jpg" rel="lightbox[603]"><img class="size-full wp-image-605 alignright" title="dolphin" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/dolphin.jpg" alt="" width="284" height="214" /></a></p>
<p>- Bazı yunuslar altmış kelimeye kadar anlama kapasitesine sahiptir ve bu da 2000 kadar cümle oluşturur. Aynı zamanda bilinçli olduklarına dair belirtiler de gösterirler.</p>
<p>- Bir yunusun ciğerindeki tek bir tatlı kaşığı dolusu su bile onu boğmaya yeter. İnsanın boğulması içinse ciğerinde altı tatlı kaşığı kadar su olması gerekir.</p>
<p>- Yunuslar insanlar gibi otomatik olarak nefes almaz ve genel anestezi geçirirlerse ölürler. Uykuları sırasında suyun yüzeyinde olmalıdırlar, havadelikleri açıkta kalmalıdır. Yunuslar tetikte olmak ve nefes alabilmek için uykularında beyinlerinin yalnızca yarısını kapatır.</p>
<p>- Antik Mısırlılar köpeklerine son derece saygı duyarlardı. Bir köpek öldüğünde sahipleri kaşlarınız kazıtıyor, saçlarına çamur sürüyor ve günlerce yüksek sesle yas tutuyorlardı.</p>
<p>- Köpek yavruları sezaryenle doğarsa ve anneye verilmeden önce temizlenirse bazen anneleri tarafından reddedilir.</p>
<p>- Bir köpeğin yüz şekli ne kadar ömrü olacağına delalettir. Keskin, belirgin yüzleri olup kurtları andıranlar daha fazla yaşar. Bulldog gibi düz yüzleri olanlarsa çoğunlukla daha az yaşarlar.</p>
<p>- Platon, “Bir köpekte filozof ruhu vardır,” demiştir.<br />
- Rönesans döneminde bağlılık ve sadakat sembolü olan detaylı köpek portreleri, tüm Avrupa’da mitolojik, alegorik ve dinî sanatta kendini gösteriyordu. Bunların arasında Leonardo da Vinci, Diego Velázquez, Jan van Eyck ve Albrecht Durer de var.</p>
<p><a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/dogs_63.jpg" rel="lightbox[603]"><img class="size-full wp-image-606 alignleft" title="dogs_63" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/dogs_63.jpg" alt="" width="242" height="180" /></a>- Köpek yavruları kör, sağır ve dişsiz doğar.</p>
<p>- Harry Potter filmlerinde Mızmız Myrtle’ı canlandıran oyuncu aslında 37 yaşında ve bir Hogwarts öğrencisini oynayan en yaşlı aktrist.<br />
- Pek çok antik kültür, elmayı feminen bir sembol olarak görmüştür ve dikey olarak ikiye kesilmiş bir elmayı kadınların genital sistemine benzetmiştir. Aynı şekilde yatay olarak kesilmiş bir elma da iyi ve kötü arasındaki farkı anlamada önemli bir faktör olarak görülen pentagrama benzetiliyordu.</p>
<p>- Öpüşme hareketinin, annelerin sütten kesilme dönemlerinde çocuklarına çiğnedikleri katı gıdaları ağızdan vermeleriyle ortaya çıktığı söylenir.</p>
<p>- Eski dünyada taze süt içmek bir lüks olarak görülüyordu çünkü sütün saklanması çok zordu.</p>
<p>- Koku, yemeklere lezzetini veren en önemli şeydir. Tat, doku ve görüntü katkısı bu kadar büyük önem taşımaz. İnsanlar 20,000 farklı kokuyu ayırt edebiliyor.</p>
<p>- Mısır üzerindeki bir dizide eşit sayıda tane bulunur.</p>
<p>- Yaklaşık 27 milyon Amerikalı her gün McDonalds’ta yemek yiyor.</p>
<p>- Kadınlar şarabın etkisine erkeklerden daha açıktır ve bunun kısmî sebebi kadınların mide zarlarında alkolü düzgün biçimde katalizlemek için ihtiyaç duyulan enzimlerden daha az olmasıdır.</p>
<p>- Oenofobi, yoğun bir şarap korkusu ya da nefretidir.</p>
<p>- Hamile kadınlar çoğunlukla ilk üç aylık dönemlerinde başlayan yüksek koku duyarlığını tecrübe ederler. Kimi uzmanlar buna vücudun hamile bir kadını fetüs için zararlı yiyecekleri fark edebilmek için verdiği bir özellik gözüyle bakar.<a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/corn.jpg" rel="lightbox[603]"><img class="size-full wp-image-607 alignright" title="corn" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/corn.jpg" alt="" width="262" height="192" /></a></p>
<p>- Pek çok kadın hamilelikleri döneminde yaşadıkları hormonal değişimlere ve ekstra vitamin tüketimine bağlı olarak daha kalın ve parlak saçlara sahip olur. Hamilelikte edinilen yeni saç hacmi, doğumdan üç ay sonra genelde dökülür.</p>
<p>- Mezuniyet, evlilik, yeni bir iş gibi pozitif olaylar bile depresyona sebep olabilir.</p>
<p>- Erkekler depresyonu kadınlardan genel olarak daha farklı yaşar ve başedebilme yolları da daha değişiktir. Örneğin kadınlar bu dönemde kendilerini çaresiz hissederken erkekler sinirlidir. Kadınlar kendilerini dinleyecek birilerini isterler, erkeklerse sosyal olarak içlerine kapanıp vahşi ya da hiddetli olabilirler.</p>
<p>- Yaşlı insanların beyni kimyasal anormalliklere karşı daha hassas olduğundan depresyon geçirme olasılıkları gençlere göre daha fazladır.</p>
<p>- Bilinçaltı teorileriyle psikiyatri çalışmalarında devrim yaratan Freud, depresyonun insanın kendisine çevirdiği öfkeden geldiğini farzetmiştir.<br />
- Yazar Sylvia Plath, depresyonunu koruma amacıyla hassas şeylerin üzerine kapatılan cam bir kubbe olan sırça fanusla tanımlamıştır. Bu metaforuyla hem ayrı olma hem de boğulma duygusunu anlatır. Ne başkalarının yanına gidebilmektedir ne de başkaları ona ulaşabilir.</p>
<p>- Pek çok yaratıcı birey depresyon geçirmiştir ve bunların arasında Roberth Schumann, Ludwig van Beethoven, Peter Tchikovsky, John  Lennon, Edgar Allan Poe, Mark Twain, Georgia O’Keefe, Vincent van Gogh, Ernest Hemmingway, F. Scott Fitzgerald ve Sylvia Plath da vardır.<br />
<a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Depression.jpg" rel="lightbox[603]"><img class="size-full wp-image-608 alignleft" title="Depression" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Depression.jpg" alt="" width="212" height="248" /></a>- Yunanlı filozof Aristoteles beynin asıl olarak ruhu sakinleştirmek için varolduğuna inanırdı. Artık beynin vücut ve akıldaki neredeyse tüm fonksiyonları idare ettiği biliniyor.</p>
<p>- Bir erkek randevusu için ne giyeceğine karar veremiyorsa mavi giymesi onun için olumlu olabilir. Araştırmalara göre kadınlar mavi giyen erkeklere daha çok çekildiğini hissediyor.<br />
- Online randevulaşma dünyasında kadınlar seri katillerle karşılaşmaktan çok korkuyor. Erkeklerse şişman kadınlarla karşılaşmaktan korkuyor. Ann Rule’a göre erkeklerin yaklaşık yüzde 3’ü psikopat ve bunun da yalnızca ufak bir yüzdesi seri katil.</p>
<p>- Eğer bir kadın çıktığı erkekten hoşlanmışsa yaptığı esprilere sıklıkla gülecek, kendi saçıyla oynayacak, bardak gibi herhangi bir nesneyle oynayacak, iltifatlar karşısında kızarak, dudaklarını bükecek ya da buruşturacak, kelimeleri şaşıracak ve erkeğe doğru yakın duracaktır.</p>
<p>- Araştırmalara göre erkekler yalnızca üç buluşma sonunda âşık olup olmadıklarını anlarken kadınlar ancak on dördüncü buluşmadan sonra bu kararı verebiliyor.<br />
- Bilim adamları erkek ve kadınların beyinlerinin daha farklı işlediğini saptadı. Bir işle ilgilenirlerken erkekler beyinlerinin aynı anda yalnızca bir tarafını kullanıyor ve tüm dikkat ve konsantrasyonlarını ellerindeki işe veriyorlar. Oysa kadınlar beyinlerinin aynı anda iki tarafını da kullanabiliyor ve bu da onları aynı anda birkaç şey yapabilecek hâle getiriyor.</p>
<p>- İnsan aynı anda hem rüya görüp hem de horlayamaz.<br />
- Çoğumuz her doksan dakikada bir rüya görürüz ve en uzun rüyalar 30 ile 45 dakika arasında sürer. Uzun rüyalar çoğunlukla sabahları görülür.<a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/05-07-dating.jpg" rel="lightbox[603]"><img class="size-full wp-image-609 alignright" title="200170283-001" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/05-07-dating.jpg" alt="" width="191" height="219" /></a><br />
- Düşmeyle ilgili rüyalar genelde gecenin başında, uykunun birinci aşamasında gerçekleşir. Bu rüyalar sırasında sıklıkla miyoklonik çekilme adı verilen kas spazmları (kasılmaları) yaşanır ve çoğu memelide görülen bir durumdur.</p>
<p>- Kör olarak doğan insanlar rüyalarında görsel öğeler göremezler ancak yüksek hassasiyette bir tatma, dokunma ve koklama kabiliyetleri olur. Beş ile yedi yaşları arasında görme yeteneğini kaybedenler rüyalarında görsel imgeler görebilirler. Yedi yaşından sonra görme kabiliyetini kaybedenlerse rüyalarını ‘görmeye’ devam ederler ancak yaşları büyüdükçe görüntüler de solmaya başlar.</p>
<p>- Erkeklerin rüyaları çoğunlukla dışarıdadır, aksiyon odaklıdır ve kadınların rüyalarındakine nazaran daha fazla yabancı yüz içerir. Kadınların rüyalarıysa çoğunlukla iç mekanlarda geçer ve tanıdıkları, önemsedikleri insanlarla duygusal görüşmeler içerir. Erkekler kadınlara göre, asabiyet, talihsizlik ve korku, öfke, endişe, tiksinti gibi negatif duygular içeren rüyalar görür. Kadınların rüyaları daha arkadaş canlısı ve pozitiftir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/bilim/rastgele-gercekler-listesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüm Zamanların En İyi Soruları – Bölüm III</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/tum-zamanlarin-en-iyi-sorulari-%e2%80%93-bolum-iii.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tum-zamanlarin-en-iyi-sorulari-%25e2%2580%2593-bolum-iii</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/tum-zamanlarin-en-iyi-sorulari-%e2%80%93-bolum-iii.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 12:19:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bayat ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[big bang]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[bira rengi]]></category>
		<category><![CDATA[büyük patlama]]></category>
		<category><![CDATA[deja vu]]></category>
		<category><![CDATA[güvercin kafaları]]></category>
		<category><![CDATA[helyum balonu]]></category>
		<category><![CDATA[kabin ışıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kabus]]></category>
		<category><![CDATA[kainat soğuğu]]></category>
		<category><![CDATA[kaşınmak]]></category>
		<category><![CDATA[kendi kendine konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[matematik müziği]]></category>
		<category><![CDATA[merak edilen sorular]]></category>
		<category><![CDATA[metal plaka]]></category>
		<category><![CDATA[parmaklarımız]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<category><![CDATA[prostetik]]></category>
		<category><![CDATA[seçkisiz sayılar]]></category>
		<category><![CDATA[streç film]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk kanatları]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<category><![CDATA[uzay araçları]]></category>
		<category><![CDATA[yer çekimi]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım enerjisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=302</guid>
		<description><![CDATA[1. Bayatladıklarında kek ve ekmek neden sertleşir de bisküviler yumuşar? - Bu durum üzerine pek çok kitap yazılmıştır. Ekmek için asıl cevap, undaki nişasta kristalleriyle ilgilidir. Bu kristaller pişirme sırasında jelatin hâline gelir (su toplar ve yumuşaklaşırlar). Nişasta birkaç gün içerisinde geriye hareket adı verilen bir süreçten geçerek yavaşça yeniden kristalleşir, böylece ekmek sertleşir. Bisküvilerdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-303 aligncenter" title="big_bang_2_3_2" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/big_bang_2_3_2.jpg" alt="big_bang_2_3_2" width="481" height="329" /></p>
<p>1. Bayatladıklarında kek ve ekmek neden sertleşir de bisküviler yumuşar?</p>
<p>- Bu durum üzerine pek çok kitap yazılmıştır. Ekmek için asıl cevap, undaki nişasta kristalleriyle ilgilidir. Bu kristaller pişirme sırasında jelatin hâline gelir (su toplar ve yumuşaklaşırlar). Nişasta birkaç gün içerisinde geriye hareket adı verilen bir süreçten geçerek yavaşça yeniden kristalleşir, böylece ekmek sertleşir. Bisküvilerdeki nişasta da aynı süreçten geçer fakat çoğu bisküvi tarifinde bulunan şekerin etkisi bunun üzerine çıkar. Şeker atmosferden su toplar ve bu da dışarıda kalan bisküvilerin yumuşamasına sebep olur. Kekler tarifine göre her iki şekilde de bayatlayabilir ve bu iki yoldan birinde olması, tarifteki diğer içeriklerden de büyük ölçüde etkilenebilir.<span id="more-302"></span></p>
<p>2. Yıldırımdan enerji üretilebilir mi?</p>
<p>- Evet, bu yapılabilir. Ancak kuvvetle muhtemel pratik olmayacaktır, çünkü kısa süreli bir enerji kaynağından enerji saklayabilecek bir kapasitör tasarlamak gibi bazı problemler ortaya çıkar.</p>
<p>3. Helyum balonları bir uzay gemisinin yukarısına çıkabilir mi?</p>
<p>- Hayır, bir uzay gemisinde ‘yukarısı’ diye bir şey yoktur, çünkü bize ‘aşağı’nın neresi olduğunu söyleyen dış çekimsel bir alan yoktur. Çekimin olmadığı yerde balonu itecek ya da çekecek bir kuvvet olamaz.</p>
<p>4. Kafamdaki bir metal plaka kafamın mıknatısa yapışmasına sebep olur mu?</p>
<p>- Hayır, çünkü prostetik amaçlarla kullanılan titanyum gibi metaller, demir-mıknatıssal olmayan alaşımlardır. Yani rahatlayabilir ve bir mıknatısa yapışma korkusu taşımadan kafanıza bir metal plaka taktırabilirsiniz.</p>
<p>5. Müzikte matematik var mıdır?</p>
<p>- Evet, matematik ve müzik arasında belli bir bağ vardır. Tellerin uzunluğundan Bach’ın kantatasında üretilen notaların simetrisine kadar uzanan bir ilişkidir bu.</p>
<p>6. Bilgisayarlar sahiden seçkisiz sayılar üretebilir mi?</p>
<p>- Evet ve bunun sebebi elektrikli unsurlardaki ısının içerideki elektronların tahmin edilmez biçimde hareket etmesine sebep olmasıdır. Bu hareket elektronik olarak yakalanabilir ve seçkisiz sayılar olarak bir dizi hâlinde sayısallaştırılabilir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-304 aligncenter" title="327musicmaths" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/327musicmaths.jpg" alt="327musicmaths" width="350" height="234" /></p>
<p>7. Tavuklar neden uçamaz?</p>
<p>- Yaban tavukları kesinlikle uçabilir ve uçarlar da. Ancak binlerce senedir boyutlarına göre yetiştirildiklerinden artık bir ağacın tepesine kanat çırpamayacak kadar ağırlaşmışlardır. Açık alanda yemlenen tavukların bir kanatlarındaki uçma tüyleri de aynı zamanda kesilir. Böylece tavuklar kısıtlı bir alanda uçabilirler ve bu da kaçmalarını engeller.</p>
<p>8. Güvercinler neden kafalarını sürekli oynatırlar?</p>
<p>- Bu konudaki en olası teoriye göre biz neden gözlerimizi döndürüyorsak onlar da bu yüzden kafalarını oynatıyor. Yani hareket ederken etraflarındaki görüntüyü sabitleştirebilmek için. Bir güvercin tekdüze yürürken çevresi nispeten aynı kalır ve kafasını oynatmaz. Ayrıca tüm kuşlar kafalarını oynatmaz, yani bu konuya tam olarak bir açıklık getirilememiştir.</p>
<p>9. Kaşınmak tam olarak nedir?</p>
<p>- Kaşınma ya da pruritisin sebebi boyutta yalnızca birkaç mikron olan hafif bir deri uyarısıdır. Büyük olasılıkla böcek ısırıklarını önlemek için bir uyarı mekanizması olarak gelişmiştir. Kaşıntı ani eşmeleri tetikler, çünkü size sıtma bulaştırmaya çalışan bir sineği öldürmenin en hızlı yolu budur.</p>
<p>10. Déjà vu açıklanabilir mi?</p>
<p>- 19.yüzyıl Alman çalışanlar déjà vu’nun bir çeşit bilişsel gaz olduğunu öne sürdü. Normalde aynı anda olan duyum ve algılama süreçleri bir şekilde senkronizasyonu kaybedince bu durum yaşanır. Modern insanlar bunu beyindeki geri getirme ve benzerlik işlemlerinin senkronize olmaması olarak algılar. Fakat daha pek çok teori vardır ve kimse cevabı tam olarak bilemez. Bu sebeple de cevap hayırdır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-305 aligncenter" title="250px-Beer" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/250px-Beer.jpg" alt="250px-Beer" width="250" height="315" /></p>
<p>11. Uçaklar kalkışa geçerken neden kabin ışıklarını karartırlar?</p>
<p>- Amaç yolcuların gözlerini karanlığa alıştırmaktır. Bu yalnızca rahatlık için yapılmaz aynı zamanda da bir güvenlik işlemidir. Uçak acil bir durumda boşaltılmak zorunda kalsa yolcuların gözleri dışarıdaki karanlığa bu sayede daha rahat alışır.</p>
<p>12. Neden beş el ve beş ayak parmağımız vardır?</p>
<p>- Bu büyük olasılıkla tesadüften başka bir şey değildir. Tüm tetrapodlar (memeliler, kuşlar, sürüngenler ve amfibileri de kapsayan omurgalı grubu) pendaktil bir soydan gelir. Pendaktil ‘beş parmaklı’ anlamına gelir ve bu basit düzen o soydan gelen tüm hayvan gruplarında korunmuştur. Tetrapodların ortak ataları, Devon döneminde yaklaşık 365 milyon yıl önce yaşayan lob-kanatlı balıklardır. Fosil kayıtları ayrıca kanatlarında aynı anda altı ya da yedi ‘parmağı’ olan balıkların varlığını gösteriyor fakat beş parmaklı formların hayatta kalıp karada yaşayan kalıplardan olmasının asıl sebebi bilinmiyor. Büyük olasılıkla daha az parmak kemiğinin olması her birinin daha kuvvetli olmasına izin verdi ve bu da sudan çıkarken sürünme konusunda yardımcı oldu. Ancak beş sayısının sihirli bir tarafı yok ve sıralı evrimsel baskılar pek çok türün parmakları birleştirerek çevrelerine daha uyumlu, daha kalın ve güçlü pençeler, ayaklar edinmesine sebep oldu.</p>
<p>13. Bira neden kahverengi, üstü de beyazdır?</p>
<p>- Kahverengi, arpa tanelerinin filizlenerek kavrulmasına izin verilmesiyle oluşan malttan gelir. Düşük bir kavrulma derecesi, açık renk bir biranın ortaya çıkmasının sağlar. Daha yüksek bir derece daha koyu renk bir bira elde edilir. Hancıların açık renkli biralarına konsantre sülfrik asit ekleyerek hemen kahverengine dönmesini sağlamak üzere şekere karbonat attığı, içinlerin midesinde ani sorunlara sebep olan 19.yüzyıl döneminde yaşamadığınıza şükretmek gerekir. Üstteki köpükler, ince bir sıra likit birayla çevrilidir fakat bu sıra öyle incedir ki beyaz ışığın etkisinin üstüne çıkabilecek kadar yeterli ışık ememez. Köpüklerin yüzeyinden yansıyan ışık, ayrıca beyaz kalır ve böylece biranın üst kısmı beyaz olur.</p>
<p>14. Peynir yemek insana kabus gördürür mü?</p>
<p>- Uykudan önce yediğiniz her ağır şey Hızlı Göz Hareketi (REM) uykunuzda daha fazla vakit geçirmenize dolayısıyla da daha fazla rüya görmenize sebep olur. Peynirin rüya görme konusunda ekstra bir etkisi olduğuna dair (iyi ya da kötü) bir kanıt yoktur.</p>
<p>15. Kainatın en soğuk yeri neresidir?</p>
<p>- Kainatın en soğuk yeri, yeryüzünden 5000 ışık yılı uzak bir toz ve gaz bulutu olan Boomerang Nebula’dadır. -272 C°’lik bir sıcaklığı vardır ve yaşlanan merkezi yıldızından kopan gaz ve tozların hızlı büyümesinden oluşur.</p>
<p>16. İnsanın kendi kendine konuşması sahiden delilik belirtisi midir?</p>
<p>- İnsanların özellikle stres anlarında ve yalnızken kendi kendileriyle yüksek sesle konuştukları ‘özel konuşma’ denilen fenomen tamamen doğaldır.</p>
<p>17. Streç film nasıl yapışır?</p>
<p>- Streç filmler ya PVC’den ya da yapışmasını sağlaması için işlemden geçen yüksek yoğunlukta polietilenden yapılır. Streç filmi açtığınızda bir katın yüzeyindeki elektronların bazıları bitişik kata çekilir. Bu pozitif ve negatif elektrostatik yük parçaları yaratır. Streç film iyi bir yalıtkan olduğundan bu yük uzunca bir süre için karşı koyar. Streç filmi kendi etrafına ya da bir başka yalıtkana (cam gibi) sardığınızda elektrostatik yük diğer yüzeyde karşıt bir yüke neden olur ve ikisi birbirine yapışır. Bunu metal gibi bir iletkende denerseniz yapışmaz çünkü yük dağılmış olur.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-306 aligncenter" title="sweet-potato-biscuits-de" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/sweet-potato-biscuits-de.gif" alt="sweet-potato-biscuits-de" width="334" height="417" /></p>
<p>18. Büyük Patlama’da ses çıktı mı?</p>
<p>- Ses yoğunluktaki dalga benzeri değişimlerden kaynaklandığından gerçek bir boşlukta herhangi bir şey duymanın olanağı yoktur. Böyle olabilse bile Kainatın ilk evreleri boşluk değildi; hidrojen ve iyonlaşmış gazlarla doluydu. Büyük Patlama sonucu ortaya çıkan ses, direkt olarak duyulamayacak kadar düşük frekansta olurdu fakat gerçek kozmik bilgiler kullanıp frekansı artıran Washington Üniversitesi’nden kozmolojist Profesör John Cramer sesin simülesini yaptı.</p>
<p>19. Uzay araçlarında yapay yer çekimi nasıl yaratılır?</p>
<p>- Uzun görevlerdeki astronot incelemeleri, ağırlıksızlığa uzun süre maruz kalmanın kas ve kemikleri zayıflattığını göstererek bilim adamlarının uzay araçlarında yapay çekim yaratma yollarını aramasına sebep oldu. İlk uzay yolculuklarından bile önce Werner Von Braun gibi öngörülü kimseler yer çekimini andıran merkezkaç etkisi yaratmak için uzay araçlarını döndürmeyi önerdi. Ancak 1960’lar ve 1970’lerde yapılan deneyler, 2 rpm’den daha fazla olan rotasyon oranlarının insanların midesini bulandırdığını gösterdi. Bu kötü bir haberdi. Bu yavaş dönüş oranıyla, yeryüzündeki gibi bir yer çekimini taklit edebilecek bir etki yaratabilmek için uzay aracının yaklaşık 450 metrelik bir çapa sahip olması gerekirdi. Mühendisler hâlâ bu sorunu çözmeye çalışıyor fakat henüz çok az başarı gösterilebildi. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden bir grup, ‘çekimsel jimnastik’ deneyi yaptı ve astronotların, kısa süreli yapay yer çekimini tadabilmesi için insan büyüklüğünde savurmalı kurutuclar yapıldı. Ancak böyle bir durumda rotasyon oranı uzay aracından yüksek (23 rpm) olmalı ki mide bulantısı problemi yaşanmasın. Uzay aracının kalıcı olarak 1G ya da doğal olarak kendi çekimini yaratabilecek kadar büyük bir bina veya aracı hızlandırmasını sağlamak gibi farklı yollar da var. Ancak her iki metod da şimdilik teknolojik yetilerimizden fazlasıyla uzak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/tum-zamanlarin-en-iyi-sorulari-%e2%80%93-bolum-iii.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüm Zamanların En İyi Soruları – Bölüm II</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/tum-zamanlarin-en-iyi-sorulari-%e2%80%93-bolum-ii.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tum-zamanlarin-en-iyi-sorulari-%25e2%2580%2593-bolum-ii</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/tum-zamanlarin-en-iyi-sorulari-%e2%80%93-bolum-ii.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 16:51:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[acıkma sebeplerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[acıkmak]]></category>
		<category><![CDATA[blu-tack]]></category>
		<category><![CDATA[bulutların uçuşu]]></category>
		<category><![CDATA[burun akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[çift eklemliler]]></category>
		<category><![CDATA[dijital fotoğraflar]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik telindeki kuşlar]]></category>
		<category><![CDATA[en ilginç sorular]]></category>
		<category><![CDATA[eşek arıları]]></category>
		<category><![CDATA[evrim teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenlerin dönüşü]]></category>
		<category><![CDATA[gıdıklanmak]]></category>
		<category><![CDATA[güneş ışığı]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırırken gözleri kapatmak]]></category>
		<category><![CDATA[inuit tuvaletleri]]></category>
		<category><![CDATA[ışık hızı]]></category>
		<category><![CDATA[kainatın ana maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[kandaki demir]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı şarap]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı üzüm]]></category>
		<category><![CDATA[kurşun geçirmez cam]]></category>
		<category><![CDATA[merak edilen sorular]]></category>
		<category><![CDATA[müzikle büyüyen bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[saf oksijen çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[şans]]></category>
		<category><![CDATA[sinekler]]></category>
		<category><![CDATA[su alerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[su içen balıklar]]></category>
		<category><![CDATA[sumo güreşçileri]]></category>
		<category><![CDATA[tohumların büyüme yönü]]></category>
		<category><![CDATA[uzayın başlangıç noktası]]></category>
		<category><![CDATA[viagranın işleyişi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı insanlarda kelleşme]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlar]]></category>
		<category><![CDATA[yüzen zürafalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=296</guid>
		<description><![CDATA[1. Suya alerjimiz olabilir mi? - Hayır. Bir maddeye karşı hassasiyet, bağışıklık sistemi antikorları ona saldırınca oluşur. Fakat suya karşı hassasiyet gösteren hiçbir antikor yoktur. 2. Kurşun geçirmez cam nasıl yapılır? - Bu tür camlara kurşuna dayanıklı camlar denilmesi daha doğru olur, çünkü delme durumuna karşı dayanıklıysalar da aynı noktaya birkaç defa atış yapılması sonucu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-297 aligncenter" title="sun_euv19" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/sun_euv19.gif" alt="sun_euv19" width="448" height="464" /></p>
<p>1. Suya alerjimiz olabilir mi?</p>
<p>- Hayır. Bir maddeye karşı hassasiyet, bağışıklık sistemi antikorları ona saldırınca oluşur. Fakat suya karşı hassasiyet gösteren hiçbir antikor yoktur. <span id="more-296"></span></p>
<p>2. Kurşun geçirmez cam nasıl yapılır?</p>
<p>- Bu tür camlara kurşuna dayanıklı camlar denilmesi daha doğru olur, çünkü delme durumuna karşı dayanıklıysalar da aynı noktaya birkaç defa atış yapılması sonucu hasar oluşacaktır. Çoğunlukla bir kat aşınabilir polikarbonat plastiğin iki cam tabaka arasına konulmasıyla yapılır. Kurşunun etkisiyle dış cam çatlar ve enerjiyi geniş bir alana yayar. Böylece plastik kat zarar görür fakat patlamaz.</p>
<p>3. Tohumlar hangi yöne doğru büyüyeceklerini nereden bilir?</p>
<p>- Tüm bitkiler çekimsel alanın yönünü hissedebilir ve kendilerini buna göre ayarlayabilirler. Buna geotaksi adı verilir. Olgun bitkilerde fototaktizm (ışık kaynağına doğru gelişme) çekimsel etkiyi sap ve yapraklar için bastırır fakat kökler (ve toprak altındayken tohumlar) uyum için yer çekimine güvenirler.</p>
<p>4. Sumo güreşçileri neden bu kadar kiloludur?</p>
<p>- Bu durum, Newton’ın ikinci hareket yasasıyla ilgilidir. Buna göre hız = güç/kütle. Yani ne kadar ağırsanız sizi ringden atabilmek ya da kaldırıp atabilmek için rakibiniz o kadar güç uygulayacaktır. En ağır güreşçi 267 kilogramdır ve bu zamana kadar hiçbir ağırlıkçı bu kadar fazla kiloyu kaldırmamıştır.</p>
<p>5. Blu-tack yapıştırıcısı yapışabiliyor da nasıl yapışkanlı gibi gelmiyor?</p>
<p>- Blu-tack’te elektrostatik etkileşim bulunur, bu da kendisi ve yapıştığı şey arasında kimyasal bir bağ oluşturur. Çok ufak moleküllerden oluşur ve zamanla maddelerin yüzeyindeki mikroskobik girintilere sızar. Blu-tack ilk başta elinize yapışmıyor gibi gelebilir fakat uzun bir süre elinizde tutarsanız yapışmaya başlayacaktır.    </p>
<p>6. Yaşlı adamlar neden kelleşirken burun kılları uzar?</p>
<p>- Erkek cinsinde kellik DHT hormonu ya da dihydro-testosteronu sebebiyle ortaya çıkar. Bunun vücut üzerinde daha başka pek çok etkisi vardır ve burundaki kıl kaybını durdurduğuna inanılır. Böylece her tüy ekseninin daha uzun bir uzama dönemi olur. Ancak asıl mekanizma hâlâ tam olarak anlaşılabilmiş değildir.</p>
<p>7. Kainat neden yapılmıştır?</p>
<p>- 21.yüzyıl bilimi karşısındaki en büyük gizemlerden biri budur. Sıcaklıkla ilgili yapılan Büyük Patlama’dan kalma yakın zamanlardaki çalışmalarda atomlardan oluşan itibari maddelerin, Kainattaki maddelerin yalnızca yüzde birkaçını açıklar. Bunların çoğu sözde soğuk katı madde formundadır ve onun da bu şeytanî ismi astronomların bunun ne olduğunu bilmediği gerçeğini yansıtmaktadır.</p>
<p>8. Saf oksijeni içine çekmek neden insanı öldürür?</p>
<p>- Kanımız içimize çektiğimiz oksijeni yakalamak ve hemoglobin adı verilen molekülün taşınmasına güvenle bağlamak üzere gelişmiştir. Normal O2 konsantrasyonundan daha yoğun bir havayı içinize çekerseniz ciğerlerdeki oksijen kanın bunu taşıma yeteneğini bastırır. Sonuç olarak oksijen ciğerlerin yüzey proteinlerini bağlar, merkezî sinir sisteminin işleyişini sekteye uğratır ve retinaya saldırır.</p>
<p>9. Hapşırırken gözlerimi kapatmazsam patlarlar mı?</p>
<p>- Hayır, hapşırma olayına dâhil olan burun ve boğazdaki hava boşluklarının gözün arkasındaki bir şeye doğrudan bağlanmaması da dâhil olmak üzere pek çok sebepten ötürü böyle bir şey olamaz. Bu demek oluyor ki gözlerinizi yuvalarından çıkartabilecek bir basınç uygulayamazlar.</p>
<p>10. Tüm insanlık ölse yeniden maymunlardan türer miydik?</p>
<p>- Türe özel bir salgınla hepimiz ölsek belki bir bir başka maymun türü evrim geçirip iki ayak üzerinde yürümeyi başarabilirdi.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-298 aligncenter" title="moon1230534473" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/moon1230534473.jpg" alt="moon1230534473" width="400" height="329" /></p>
<p>11. Eşek arıları bal yapabilir mi?</p>
<p>- Hayır. Yetişkin eşek arıları çiçeklerden nektar alır fakat bunları bala dönüştürmez. Avlarının içine yumurta bırakarak yavrularını beslerler.</p>
<p>12. Neden acıkırız?</p>
<p>- Akciğer-mide siniri midedeki tokluk hissiyle ilgili bilgileri beyindeki hipotalamusa gönderir. Açlık aynı zamanda insülin, leptin, grelin ve kolesistokinin de dâhil olmak üzere hormonlar tarafından da kontrol edilir. Bunların seviyeleri, kandaki ve sindirim yolundaki farklı besin seviyelerine göre değişir.</p>
<p>13. Viagra nasıl işliyor?</p>
<p>- Viagra, aslen yüksek tansiyon ya da kalp hastalığı yaşayan hastalar için araştırılan bir ilaç olan sildenafil sitratın marka adıdır. PDE5 isimli bir enzimin hareketlerini engelleme yoluyla işler. Bu enzimin rolü, corpus cavernosanın (penisteki ereksiyon doku kütlesi) pürüzsüz kaslarını yumuşatan cGMP isimli bir başka enzimi yıkmaktır. Corpus cavernosa da bunların kanla dolmasını ve ereksiyonun gerçekleşmesini sağlar. Sildenafil sitrat PDE5’I engelleyince cGMP seviyesi, erkek cinsel anlamda aktif kaldığı sürece yükselmeye devam eder ve böylece corpus cavernosa normalde olduğundan daha baskın bir kanla şişmiş olur. 1980’lerin başında ereksiyon yaratabilmek için bazı kas gevşeticiler kullanılmıştır. Fakat Viagra’yı özel kılan erkeğin yalnızca cinsel anlamda uyanmış olduğu bir zamanda işe yaramasıdır. Bunun sebebi PDE5 enziminin özelliğidir.  </p>
<p>14. Sinekler neden kötü kokuya gelirler?</p>
<p>- Bize çürüme habercisi olarak gelen kokular, sinekler için tam da aynı sebepten ötürü çok çekicidir. Organik madde (hayvan ya da sebze) çürümeye başladığında yumuşak ve nemli bir hâl alır ve sinek larvası için ideal üreme koşullarını oluşturur. Dişi sinekler yumurtalarını dizi hâlinde (ev sineğiyse 50 ya da 100 kadar) bıraktıkları çürümüş materyallere çekilirler. Bu yumurtalar 12 saatte kabuklarından çıkabilir ve larva yumuşak materyalin içine saklanarak pupaya dönmeden birkaç gün orada beslenir. Pupa da yetişkin sinekler üretir. Yumurtadan yetişkinliğe geçiş için 10 gün gibi kısa bir süre gerekir.</p>
<p>15. Kafamızı vurduktan sonra neden yıldızlar görürüz?</p>
<p>- Görülen yıldızlar aslında görsel konrteksinizde anlık ateşlenen nöronlardır. Oksijenlenme seviyesi, hızla ayağa kalktığınız ya da beyninize aniden sert bir darbe aldığınızda kılcal damarlarınıza kan göndererek birden değiştiğinde bu durum gerçekleşir. Kılcal damarlara en yakın olan nöronlar ilk olarak etkilenirler ve yeterince hızlı olursa etraftaki nöronlara gelmeden yanabilirler. Bu da beyninizin ışık olarak yorumladığı izole işaretlere sebep olur.</p>
<p>16. Kuşlar elektrik kablolarına tünediklerinde neden elektrik akımına kapılmazlar?</p>
<p>- Asıl öldüren tek başına voltaj değildir. Elektriğin akması için gerekli olan voltaj değişimleri de burada iş görür. Eğer bir kuş 35,000 voltluk tek bir elektrik hattına tünerse voltaj farklılıklarının olmaması güveni sağlar. Ancak kanatlarını açarak farklı voltajdaki bir başka elektrik hattına değerse elektriğe kapılır. Bu yüzden elektrik şirketleri kablolar arasına yeterince aralık bırakır.</p>
<p>17. Güneş ışığı neden insanı mutlu eder?</p>
<p>- Beyinde ve dolaşım sisteminde ruh hâllerimizi idare ederek iyi hissetme faktörlerini artıran bir dengeleme oluşumu vardır. Kışları bu durum bazen Mevsimsel Bozukluklara sebep olur. Beyindeki pineal bezlerinin ürettiği melatonin hormonu uyku/uyanıklık döngümüzü düzenler fakat bunun aşırı seviyeleri depresyona sebep olabilir. Yüzümüzdeki ışık hareketi melatonin sentezini bastırır ve ruh hâlimizi artırır. Evrimsel teoriler de buna uyum sağlayabilir. Geceleri uyuyan pek çok primat vardır ve büyük olasılıkla her zaman depresyonda olmazlar. Işığı karanlığa tercih etmemizin sebebi büyük ihtimalle insanların gün içerisinde aktif olmasıdır.</p>
<p>18. Kırmızı üzüm yemek kırmızı şarap içmek gibi iyi gelir mi?</p>
<p>- Hayır. Kırmızı şarabın artıları, üzüm suyundakinden iki kat daha yoğun olan flavonoidlerden kaynaklanır.</p>
<p>19. Kanımızdaki demir güçlü manyetik alanlardan etkilenir mi?</p>
<p>- evet fakat çok az. Rastgele termal hareketler hemoglobin meloküllerinin durgun manyetik dipoller oluşturmasını engeller.</p>
<p>20. 100 senelik fotoğraflar hâlâ duruyor. Dijital makinelerle çekilen fotoğraflar da bu kadar dayanıklı olabilecek mi?</p>
<p>- Eğer fotoğrafları bastırır ya da ışığa dayanıklı CD-R’larda muhafaza ederseniz dayanabilirler.</p>
<p>21. Bazı insanlar şanslı mı doğuyor?</p>
<p>- Şans tesadüfîdir ya da o şey gerçekten şans değildir. Bir insandan diğerine değişen şey şansı ve iyi talihi algılama biçimidir. Focus dergisine katkıda bulunan ve ‘Şans Faktörü’ isimli kitabı yazan Profesör Richard Wiseman, bazı insanların diğerlerine göre fırsatları değerlendirme ve yeni tecrübelere açık olan rahat bir tavır takınma konusunda daha iyi olduklarını söylüyor. Asıl gerçek bu insanların kendilerini şanslı görmesi, iyi şansın etkilerini abartarak hayatlarını iyimser bir açıdan değerlendirmeleri ve kötü şansı da böyle yok etmeleridir.</p>
<p>22. Bağımlı olmak için ne kadar sigara içmek gerekir?</p>
<p>- Nikotin bağımlılığı Fagerstrom testi uygulanarak değerlendirilir. Bu, günde kaç sigara içtiğiniz ve uyandıktan ne kadar süre sonra sigara içtiğinizin değerlendirildiği kısa bir ankettir. Sigaraya bağımlı olmak için birden fazla sigara gerekir fakat genç içicilerde bağımlılık genelde ilk denemeden sonraki bir sene içerisinde başlar.</p>
<p>23. Bulutlar neden uçar?</p>
<p>- Bulutları oluşturan sıcak, nemli havaların yukarıya çıkışı aynı zamanda onların yukarıda durmasını da sağlar. Tipik bir buluttaki toplam su oranı 200 fil ağırlığındadır fakat yere düşmezler çünkü su minik damlacıklar ve buz kristallerine ayrılır. En büyük damlacıkların bile çapı 0.1 mm’dir. Bu büyüklükteki bir damlacığın düşmesi öyle bir hava rezistansıyla karşılaşır ki en yüksek hızı 30 cm² olur. Ancak bir bulutta düşüş hızı, yükselen havanın çıkış hızıyla dengelenir. Böyle pek çok damlacık bir araya geldiğinde yağmur olacak kadar büyük bir hâl alırlar. Bulutların havada durmasını sağlayacak hava hızı bulutun tipine göre değişir. Düz, yaygın, katmanlı bulutlar saniyede yalnızca birkaç santimetre yükselen hafif hava akımlarınca oluşturulur ve desteklenir. Ağır yağış ve fırtınalara sebep olan kümülüs (ya da taşınımlı) bulutlarında daha büyük damlacıklar bulunur ve destek için saniyede birkaç metrelik hava yükselişine ihtiyaç duyarlar.   </p>
<p>24. Uzay hangi noktada başlar?</p>
<p>- Astronotlar uzayı dolaşmaya başladıktan elli yıl kadar sonra dahi uluslararası anlamda kabul edilmiş bir uzay başlangıç noktası yoktur. NASA geleneksel olarak 80 km’lik yüksekliğe ulaşan insanlara ödül veriyor. 1960’larda NASA’nın deneysel roket uçağı X-15’inden sekiz pilota bu mükafat verildi; tıpkı Mercury, Gemini ve Apollo programlarının astronotları gibi. Bunların arasında Joe walker 1963’te iki defa 100 km’den yüksek noktalara ulaşarak ödül almıştır. Çoğu uzman bu yüksekliğe varma görevinin gerçek bir uzay uçuşu gerektirdiğini söylüyor. Henüz yasal bir belirleme olmasa da 2002 senesinde Avustralyalı hukukçular 100 km’yi uzayın başladığı alan olarak tanımlıyor.</p>
<p>25. Neden acı bir yemek yerken burnumuz akar?</p>
<p>- Akan burunların sebebi çoğunlukla burundaki göz yaşı kanallarından geçen akan gözlerdir. Yaşaran gözün refleksi ana yüz siniri olan ve ağızda, burunda ve gözde kolları olan üçlü sinirlerce tavassut edilir. Bu refleks kuvvetle muhtemel gözleri ve burnu tahriş edicilerden temizlemek için gelişmiştir. Acı yemeklerde tahriş edici olarak kapsaisin yağını, soğuk havalardaysa rüzgârın kurutucu etkisini suçlamak gerekir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-299 aligncenter" title="seed_growing" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/seed_growing.jpg" alt="seed_growing" width="331" height="464" /></p>
<p>26. Ne kadar hızla gidersem batmadan deniz kayağı yapabilirim? (65 kilogramda)</p>
<p>- Newton’un hareket kurallarına göre yapılan bir hesaplamayla saatte 20 km’nin uygun bir hız olacağı söylenebilir. Size ayakta tutan kaldırma gücü, arasından geçmek için suyu yolunuzdan çıkarmada harcadığınız güce karşı bir reaksiyondur. Değeri de hızınıza, suyla teması bulunan kayak bölgesi ve kayağın suya karşı saldırdığı açıya göre değişir. Su kayağı resim ve filmlerinden anlaşıldığına göre tipik bir saldırı açısı 15°’dir ve ağırlığınızı tutmak için saatte 20 km gibi bir hıza ihtiyaç vardır. Ancak bu değeri yine de çok ciddiye almayın, çünkü sürtünme çekişi, burun dalgası etkisi ya da kayağın biçimi dikkate hesaba katılmamıştır. Ancak tecrübelerle ve üst seviye bir K-4 kayak takımının daha hafif bir su kayakçısını saatte 20 km’nin biraz üzerinde olup rekor bir hızla çekebileceği iddiasıyla da uyum içindedir.</p>
<p>27. İnsanlar gıdıklandıklarında neden gülerler?</p>
<p>- Çoğu tür, gıdıklama ya da hafif dokunma gibi şeylere, hassas bölgelere gelebilecek bir saldırıyı önlemek amacıyla geri çekilerek karşılık verir. Görünen o ki, gıdıklanmayı kişisel yakınlık ifadesi olan yalancı bir saldırı olarak algılamaya başladığımızda çocuk olarak güleriz. Tuhaf bir biçimde bilişsel nörobilimci Sarah-Jayne Blakemore’un yakın zamanlarda yaptığı bir araştırmaya göre ne kadar denesek de kendi kendimizi gıdıklayamayız.</p>
<p>28. Balıklar su içer mi?</p>
<p>- Bu sorunun cevabı hem evet hem hayır. Tatlı su balıkları ozmoz yoluyla solungaçlarından gereğinden fazla su emerlerken tuzlu su balıkları ozmoz yoluyla su kaybettiklerinden su içerler.</p>
<p>29. İnuit tuvaletleri de buzdan mı yapılmıştır?</p>
<p>- İnuit insanlarının tuvaletleri de herkesinki gibidir. Çoğu Arktik insanının bir igloya en yakın olduğu an DVD’de Kuzeyli Nanook filmini izlediği andır.</p>
<p>30. Zürafalar yüzebilir mi?</p>
<p>- Evet, BBC kanalının Büyük Kedilerin Günlüğü programı ekibi, Kenya’daki Mara Nehri’nde kısa mesafeli de olsa yüzen bir zürafa görüntüledi.</p>
<p>31. Bitkilere müzik çalmak büyümelerine yardımcı olur mu?</p>
<p>- Hayır, ses titreşimine cevap veren çok az bitki vardır. Örneğin Mimosa pudica (küstüm otu) bu tepkiyi verir. Ancak müziksel takdir tamamen farklı bir konudur.</p>
<p>32. Deniz anasının soktuğu bir yerin üzerine küçük tuvaletinizi yapmak sahiden de acıyı azaltır mı?</p>
<p>- Hayır, böyle bir şey büyük olasılıkla cildinizin altına zehir enjekte eden minik, salgı dolu zıpkınlar olan daha fazla yakıcı kapsülün ateşlenmesine neden olur.</p>
<p>33. Neden tüm gezegenler ve aylar dönüyor?</p>
<p>- Bunun sebebi Solar sistemin kökenlerine bağlı. Çünkü ilk başta Güneş, tesadüfî olarak dönen toz ve gaz bulutlarıyla çevriliydi. Yer çekimiyle Güneş’e doğru çekilen bu bulutlar,tercih edilen bir hareket yönüne ittiren iç çarpışmalarla daha yoğun bir hâl aldı. Lavaboda dönen su gibi sürekli hızlanan bir oranla bu yöne doğru çekilen çarpışan bulutlar da sonuç olarak kendi yer çekimleri altında çökecek kadar yoğunlaşır ve dönen gezegenlerle ayları oluşturur. Tek istisna Satürn’ün ayı Hyperion’dur. Bu ay, oldukça şiddetli bir etki görmüş olmalıdır ki uzayda düzensiz bir biçimde yuvarlanan patates şeklinde bir kayaya dönüşebilsin.</p>
<p>34. Işık hızının herkes için aynı olduğunu nereden biliyoruz?</p>
<p>- Bu, özel görelilik teorisinin ardındaki iddiadır ve tam olarak açık değildir. Trenin hızı istasyonda duran biri için saatte 200 km olabilir fakat diğer yönden gelen bir tren için saatte 400 kilometre olabilir. Einstein’ın nasıl hareket ettikleri önemli olmaksızın ışık hızının herkes için aynı olduğu iddiası, Cenevre’deki CER N uzmanları tarafından onaylandı. Atom-altı partikülleri ışık hızının yüzde 99.975’ine kadar hızlanabilmişlerdir fakat saldıkları ışık hızı ölçüldüğünde saniyede 300,000 km olduğu görüldü. Bu da, Einstein’ın tahmin ettiği gibi partiküllerin sabit olduklarındaki hızıyla aynıdır.</p>
<p>35. Neden bazı insanlar çift eklemlidirler?</p>
<p>- Uzuvlarınızdaki asıl eklem sayısı, çok ağır gelişimsel anormallik durumları dışında çok fazla değişmez. Ancak eklemlerin iki ucunda kemikleri bir arada tutan bağ dokular, elastiklik anlamında bir insandan diğerine değişir. Gençler ve eklemlerini jimnastik ya da yogayla esneten insanlar, bizlere tuhaf gibi görünen bir dizi hareketi gerçekleştirebilir. Hipermobilite olarak da bilinen akıl almaz eklem konumlanmasının sebebi ya eklemlerdeki hizasız ve kusurlu kemiklerdir ya da ciltteki kolojen yapısını, bağ dokularını ve kemikleri etkileyen kalıtsal bir durum olan Ehlers-Danlos Sendromudur. Ayrıca eklem profriosepsiyonunu azaltan bazı insanlar da vardır. Böylece beyin bir eklemin ne kadar uzadığını doğru olarak algılayamaz ve kaslara düzgünce sinyal gönderemez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/tum-zamanlarin-en-iyi-sorulari-%e2%80%93-bolum-ii.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arılar Hakkında Bilmediğiniz 20 Şey</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/hayvanlar/arilar-hakkinda-bilmediginiz-20-sey.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=arilar-hakkinda-bilmediginiz-20-sey</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/hayvanlar/arilar-hakkinda-bilmediginiz-20-sey.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 15:55:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[arı çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[arı kovanı]]></category>
		<category><![CDATA[arı türleri]]></category>
		<category><![CDATA[arılar]]></category>
		<category><![CDATA[arıların özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[arıların yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[bal arıları]]></category>
		<category><![CDATA[kraliçe arı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=254</guid>
		<description><![CDATA[1. 16.000 arı türü vardır. Bunların çoğu küme hâlinde yaşamayan arılardır. Yalnızca yüzde beş kadarı grup hâlinde yaşar. En sık rastlanan sosyal arı türü bal arısıdır. 80,000 kadar arı tek bir kovanda koloni olarak yaşayabilir. 2. Erkek bal arıları, yalnızca kraliçe arıyla çiftleşebilmek için yaşar. Kovanda yemek azlığı varsa bu işçi arılar dışarı çıkmak zorunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-255 aligncenter" title="bee2" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/bee2.jpg" alt="bee2" width="431" height="385" /></p>
<p>1. 16.000 arı türü vardır. Bunların çoğu küme hâlinde yaşamayan arılardır. Yalnızca yüzde beş kadarı grup hâlinde yaşar. En sık rastlanan sosyal arı türü bal arısıdır. 80,000 kadar arı tek bir kovanda koloni olarak yaşayabilir.</p>
<p>2. Erkek bal arıları, yalnızca kraliçe arıyla çiftleşebilmek için yaşar. Kovanda yemek azlığı varsa bu işçi arılar dışarı çıkmak zorunda kalırlar.</p>
<p>3. Erkek bal arıları çiftleştiğinde gövdelerinin alt kısmı zarar gördüğünden ölürler. Çiftleşme çiftleşme organlarının düşmesine sebep olur ve bu organ kraliçe arıda sıkışıp kalır.</p>
<p>4. Kraliçe arı çiftleşmeye devam eder. Pek çok farklı arıdan 70 milyon sperm toplayana kadar bu böyle sürer.<span id="more-254"></span></p>
<p>5. 1660’ların sonuna kadar kraliçe arının aslında ‘kral’ olduğu zannediliyordu. Hollandalı bilim adamı Jan Swammerdam kovanın büyük arısını parçalarına ayırıp incelediğinde yumurtalıklarını keşfetti.</p>
<p>6. Avustralyalı araştırmacılar, bal arılarının insan yüzlerini ayırt edebildiğini keşfetti. Böceklere siyah-beyaz resimler gösterildi ve verdikleri doğru yanıtlar için ödüller sunuldu.</p>
<p>7. Gizli Böcek Sensörü Projesi’nde Los Alamos bilim adamları, arıları patlayıcıları tanımlayabilmesi konusunda eğitti.</p>
<p>8. ‘Balayı’ kelimesi eski bir Kuzey Avrupa geleneğinden türemiştir. Bu geleneğe göre yeni evlenenler bir ay boyunca mayalı baldan yapılmış bal likörü içiyorlardı.</p>
<p>9. İngilizce’de mükemmel insan anlamına gelen ‘bee’s knees’ terimi, Amerikalı çizgi film ustası Tad Dorgan tarafından ortaya çıkarılmış.</p>
<p>10. Birinci Dünya Savaşı sırasında bal askerlerin yaralarını iyileştirmek için kullanılıyordu. Çünkü bal nemi emiyor ve böylece de değerli bir iyileştirme aracı hâline geliyor.</p>
<p>11. Bal asla ve asla bozulmaz.</p>
<p>12. Yabanarıları zaman aralıklarını tahmin edebilir. Araştırmacılar bu böceklerin dillerini aynı anda uzattıklarını tespit etti. Bu özellikleri sayesinde nektar avları hep daha kolay geçiyor.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-256 aligncenter" title="Bees04_5145w.img_assist_custom" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/Bees04_5145w.img_assist_custom.jpg" alt="Bees04_5145w.img_assist_custom" width="396" height="388" /></p>
<p>13. Kuzey Myanmar’da bir madende amber içinde bulunan melittosphex burmensis cinsi arı, bilinen en eski arı. Bu tür tam 100 milyon yıl önce yaşamış.</p>
<p>14. Bezelye bitkisiyle genetik yasalarının önünü açan Avusturyalı keşiş Gregor Mendel, melez arılar yetiştirdi. Ancak bu arılar öyle korkunçtu ki hepsini öldürmek zorunda kaldı.</p>
<p>15. Bir arı yaklaştığında duyduğunuz ‘bız’ sesi, dakikada 11,400 kez çırptıkları kanatlarının sesi. Arılar saatte en az 15 millik hızla gider.</p>
<p>16. Yeni doğan bir kraliçe arı, o kovandaki doğmuş ya da doğacak tüm diğer kraliçe arıları öldürür.</p>
<p>17. 1943 senesinde Avusturyalı zoolog Karl von Frisch, arıların çalışan diğer arıları harekete geçirmek için yaptıkları dans üzerine yazdığı çalışmasını yayınladı. Buna göre daire şeklindeki dans yemeğin yakında olduğunu, sallanarak yapılan dans ise uzakta olduğunu gösteriyor.</p>
<p>18. İşçi arılar güdümlü rollere sahiptir. Buna, ölen kardeşlerini kovandan çıkaran cenaze kaldırıcılığı da dâhildir.</p>
<p>19. Nisan 1984’te özel fakat sınırlayıcı bir kutuya alınan 3,300 arı, uzaya gönderildi. Sıfır yer çekimine alışan arılar neredeyse çok düzgün bir bal peteği oluşturabildi. Ancak tuvalete gitmiyorlardı. Arılar yalnızca kovanın dışına dışkılarını bıraktıkları için yedi gün boyunca hiç dışkı bırakmadılar. NASA sözcüsü, uzay kovanının son derece temiz olduğunu ifade etti.</p>
<p>20. Eski bir inanışa göre evinize giren bir arı, gelmekte olan misafire işaret eder. O arıyı öldürürseniz hoş bir misafirle karşılaşmazsınız. Yani siz en iyisi o beklenmedik bal arısını çaya davet edin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/hayvanlar/arilar-hakkinda-bilmediginiz-20-sey.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıçanlar Hakkında Bilmediğiniz 20 Şey</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/hayvanlar/sicanlar-hakkinda-bilmediginiz-20-sey.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sicanlar-hakkinda-bilmediginiz-20-sey</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/hayvanlar/sicanlar-hakkinda-bilmediginiz-20-sey.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 16:38:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[denek fareler]]></category>
		<category><![CDATA[fareler]]></category>
		<category><![CDATA[farelerin ilginç özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[farelerin özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[sıçanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sürüngenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=208</guid>
		<description><![CDATA[1. Norveç sıçanı olarak da bilinen kahverengi sıçan (Rattus norvegicus) ve daha akrobatik Asyalı kuzeni kara sıçan (Rattus rattus), gemilere kaçak olarak binebilme becerileri sayesinde dünyanın neredeyse her tarafına yayılabiliyorlar. 2. 19.yüzyılın ortalarında Kraliçe Victoria’nın sıçan yakalayıcısı Jack Black, kahverengi sıçanların çeşitli renklerini buldu ve yakaladıklarını evcilleştirdi. Bu evcil hayvanların hevesli sahipleri arasında kraliçenin kendisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-209   aligncenter" title="pet-rats-717589" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/pet-rats-717589.jpg" alt="pet-rats-717589" width="303" height="235" /></p>
<p>1. Norveç sıçanı olarak da bilinen kahverengi sıçan (Rattus norvegicus) ve daha akrobatik Asyalı kuzeni kara sıçan (Rattus rattus), gemilere kaçak olarak binebilme becerileri sayesinde dünyanın neredeyse her tarafına yayılabiliyorlar.</p>
<p>2. 19.yüzyılın ortalarında Kraliçe Victoria’nın sıçan yakalayıcısı Jack Black, kahverengi sıçanların çeşitli renklerini buldu ve yakaladıklarını evcilleştirdi. Bu evcil hayvanların hevesli sahipleri arasında kraliçenin kendisi ve söylentilere göre Beatrix Potter da bulunuyor.</p>
<p>3. Sıçanların ön dişleri her yıl 10 ile 13 santim arası uzar. Sıçanlar beton, tuğla, ahşap, kurşun borular ve diğer küçük hayvanlar da dâhil olmak üzere etraflarındaki her şeyi kemirdiklerinden dişler aşınmaktadır.</p>
<p>4. Dişi bir sıçan altı saatlik alırlık süresi içerisinde farklı erkek sıçanlarla 500 defaya yakın çiftleşebilir. Bu durumu da yılda 15 defa yaşar. Dolayısıyla denetlenmesi olamayan kahverengi sıçanlar yılda 2,000’e yakın yavru yapabilirler. Ortalama bir sıçanın hayat süresi iki ile üç yıl arasındadır (Bir sıçanın cinsel olgunlaşması ise üç ya da dört aylıkken olur).</p>
<p>5. Bir sıçan üç gün süresince suda kalabilir ve üzerine sifon çekilmesini kaldırabilir (Aynı şekilde bulunduğu binaya da dönebilir). Amerika Birleşik Devletleri’nde kişi başına nerdeyse bir kişi düşmektedir.<span id="more-208"></span></p>
<p>6. Bütün sıçanlar insanlara yakın yerde yaşamaz. Bilinen 56 türün çoğu bataklık ve yağmur ormanı gibi yerlerde yaşar. Kimilerinin de nesli tükenmek üzeredir.</p>
<p>7. Sıçan tanrıçası Karni Mata’ya ithaf edilen Deshnoke, Hindistan’daki Hindu tapınağında 20,000’den fazla sıçan bulunur. Çoğu insan Karni Mata ve klanının reenkarnasyonu olduğuna inandıkları sıçanlara saygılarını göstermek için uzak yerlere seyahat ediyor.</p>
<p>8. Hayvan Davranış Topluluğu’nun kurucusu Martin Schein’in yaptığı bir araştırmaya göre kentlerde görülen kahverengi sıçanların favori yiyecekleri arasında çırpılmış yumurta, peynirli makarna ve haşlanmış mısır bulunuyor.</p>
<p>9. Sıçanlar aynı zamanda besin değerleri için kendi dışkılarını da yiyor.</p>
<p>10. Ulusal Sağlık Enstitüsü’nde yapılan bir çalışmaya göre sıçanların aldıkları kalori oranını düşürmek ömürlerini uzatıyor. Yani sıçanları elinizden geldiği kadar iyi beslemeniz gerekiyor.</p>
<p>11. Haziran 2006’da Petaluma, California’daki hayvan kurtarma çalışanları Roger Dier’ı 1,000’den fazla kahverengi sıçanla tek odalı evinde buldu. Takıntılı koleksiyoner beslediği piton yılanına vermeyi planladığı yavru sıçana acıyınca sürü yavaş yavaş gelişti.</p>
<p>12. 19.yüzyıl Londra’sında popüler bir spor olan sıçan dövüşünde yüzlerce sıçana karşı bir adam ya da köpek konuluyordu. 5 kilogramlık bir bull terrier olan Jacko, 5 dakika 28 saniye içerisinde 100 sıçanı öldürünce 1862 senesinde rekor kırmış oldu.</p>
<p>13. Sıçanlar 15 metreye kadar bir mesafeden düşebilir ve yine de yara almadan inebilirler.</p>
<p style="text-align: center;">14. İngilizce’de lanet okuma anlamında kullanılan ‘drat’ sözcüğünde bulunan ‘rat’ kelimesi, sıçan anlamında kullanılmaz, yine bir lanet okuma olan ‘God rot’un örtmecesidir.<img class="size-full wp-image-210 aligncenter" title="20070301rats" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/20070301rats.jpg" alt="20070301rats" width="560" height="373" /></p>
<p>15. Çin astrolojisine göre 1912, 1924, 1936, 1948, 1960, 1972, 1984 ya da 1996 senelerinde doğduysanız sıçan burcuna mensupsunuz demektir. Bu burcun özellikleri zeki, uyanık ve kokuş olmalarıdır. Yani bu son söylenilen hariç tamamen bir sıçan gibidir.</p>
<p>16. Sıçanlar terlemez. Sıcaklıklarını kuyruklarındaki kan damarlarını kısıp genişleterek ayarlarlar.</p>
<p>17. Sıçanlar viral hemorajik ateş, veba, sıtma ve Balkan gribi de dahil olmak üzere pek çok potansiyel ölümcül hastalığı insanlara bulaştırırlar.</p>
<p>18. İşin iyi tarafından bakılacak olursa bir insanın sıçandan kuduz kapması oldukça nadirdir.</p>
<p>19. Sıçanlarda safra kesesi ya da bademcik yoktur ancak göbek delikleri vardır.</p>
<p>20.2006 senesinde İsrail’deki Tel Aviv Üniversitesi’nde bir grup bilim adamının sıçan nöronlarından beyin çipi yarattığı söylendi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/hayvanlar/sicanlar-hakkinda-bilmediginiz-20-sey.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kediniz Hakkında Bilmeniz Gereken 17 Şey</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/hayvanlar/kediniz-hakkinda-bilmeniz-gereken-17-sey.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kediniz-hakkinda-bilmeniz-gereken-17-sey</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/hayvanlar/kediniz-hakkinda-bilmeniz-gereken-17-sey.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 11:56:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[felin]]></category>
		<category><![CDATA[kedi bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[kedi özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kediler]]></category>
		<category><![CDATA[kediler hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kediler hakkında bilmedikleriniz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=131</guid>
		<description><![CDATA[1. Kedinizin ön patilerinde beş, arka patilerinde dört parmak vardır. Tabii kediniz polidaktil değilse. Polidaktil fazladan parmak sahibi olmak anlamına gelmektedir. Boston, Amerika’daki polidaktil kedilerin sayısının fazla olması 8 parmaklı kedilere Boston Parmak Kediler adının verilmesine sebep oldu. 2. Kediniz eski Mısır’da doğmuşsa Mısırlılar onu cesetleri sıçan ve diğer haşaratlardan korumak için kullanmış olabilir. 3. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-132 aligncenter" title="cats_012" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/cats_012.jpg" alt="cats_012" width="512" height="313" /></p>
<p>1. Kedinizin ön patilerinde beş, arka patilerinde dört parmak vardır. Tabii kediniz polidaktil değilse. Polidaktil fazladan parmak sahibi olmak anlamına gelmektedir. Boston, Amerika’daki polidaktil kedilerin sayısının fazla olması 8 parmaklı kedilere Boston Parmak Kediler adının verilmesine sebep oldu.</p>
<p>2. Kediniz eski Mısır’da doğmuşsa Mısırlılar onu cesetleri sıçan ve diğer haşaratlardan korumak için kullanmış olabilir.</p>
<p>3. Kediniz eski Mısır’da yeterince uzun bir süre durmuşsa Mısırlılar ona tapmaya başlamış bile olabilir. Hatta ileri gidip ölümünden sonra mumyalamış olmaları olasılığı bile var.</p>
<p>4. Kediniz tatlı şeylerin tadını alamaz. Çünkü bir kedinin tat alma duyuları şekerin farkına varamaz.</p>
<p>5. Aslında kedi kumu kumdan yapılıyordu ancak daha sonra kilin daha emici olduğu keşfedildi.<span id="more-131"></span></p>
<p>6. Isaac Newton kedi kapısını yaratan isimdir.</p>
<p>7. Kediniz geceleri görebilir. Kediler, insanlar için gereli olan ışık seviyesinin altıda birinde dahi görebilir.</p>
<p>8. Dwight D. Eisenhower (İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan ordusu kumandanı) ve Adolf Hitler (İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi lideri), kedilerden nefret eden iki ünlü isim.</p>
<p>9. Robert E. Lee (İç savaş sırasında güney kısmın kumandanı) ve Abraham Lincoln (İç savaş sırasında kuzeyin lideri), kedileri seven iki ünlü isim.</p>
<p>10. Abraham Lincoln’den bahsetmişken, kendisi aynı zamanda Beyaz Saray’da dört kedi beslemiştir.</p>
<p>11. Kediniz çalışan bir dizel motorla aynı frekansta mırlar. Bu da saniyede 26 mırıltı anlamına gelir. Hint domuzları, tavşanlar, sincaplar, lemurlar, filler ve goriller de mırıldayan hayvanlar arasındadır.</p>
<p>12. Kedinizin kulakları ultrasonik sesleri duyabilir. Bu ses biçimini sıçanlar iletişim kurabilmek için kendi aralarında kullanır. Kediniz bu sesleri duyabilir fakat köpekler ve insanlar duyamaz.</p>
<p>13. Kediniz bir aralıktan geçip geçemediğini anlayabilmek için bıyıklarını kullanır. Ayrıca köprücük kemiği başka hiçbir kemiğe bağlı değildir; yalnızca bir kasın üzerine oturur. Böylece dar alanlardan daha kolay bir biçimde geçebilir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-133 aligncenter" title="11cats600_1" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/11cats600_1.jpg" alt="11cats600_1" width="438" height="222" /></p>
<p>14. Kediniz nefes alırken de verirken de gırtlağından hava geçirerek hiç durmadan mırıldar.</p>
<p>15. Torin olmasa kediniz kör olurdu. Torin, çoğu hayvanın kendi kendine üretebildiği bir amino asittir fakat kediler bunu yemeklerinde almaya ihtiyaç duyarlar. Hemen telaşlanmayın. Kedi mamalarında bu amino asit bulunur.</p>
<p>16. Nicola Tesla’yı kedisi çarptı. Çocukken Nicola Tesla, sevgili kedisi Macak’ın onu statik elektrikle şoklamasının ardından elektriğin gizemlerini öğrenmeye karar verdi.</p>
<p>17. Kediniz saatte 48 kilometre hızla koşabilir. Bu durumda Usain Bolt’a ne olur?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/hayvanlar/kediniz-hakkinda-bilmeniz-gereken-17-sey.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkate almayacağınız ama son derede Önemli Bilgiler</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/dikkate-almayacaginiz-ama-son-derede-onemli-bilgiler.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=dikkate-almayacaginiz-ama-son-derede-onemli-bilgiler</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/dikkate-almayacaginiz-ama-son-derede-onemli-bilgiler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 12:40:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[arı kuşları]]></category>
		<category><![CDATA[çiğ yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[en büyük çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[en eski ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[gülmek nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[kertenkele hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[köpekbalıkları hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[önemli bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[raflezya nerede]]></category>
		<category><![CDATA[timsah bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[timsah ilginç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[Birçok şey biliyorsunuz, birçok şeyi bildiğinizi ve hatta birçok insandan daha iyi bildiğinizi söyleyebilirsiniz. Peki ya, bunları biliyor musunuz? » Karada yaşayan hayvanlardan,en iri ve en güçlüsünün fil olduğunu, » Sıçan ve farelerin 10 memelerinin olduğunu ve bunların dördünün göğüste, altısının da kasıkta bulunduğunu, » Okyanus kaplumbağasının hiçbir şey yiyip içmeden 1 yıl yaşayabileceğini, ömürlerinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok şey biliyorsunuz, birçok şeyi bildiğinizi ve hatta birçok insandan daha iyi bildiğinizi söyleyebilirsiniz. Peki ya, <strong>bunları biliyor musunuz?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><strong><img class="size-full wp-image-122 aligncenter" title="Aardvarks" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/Aardvarks.jpg" alt="Aardvarks" width="481" height="320" /></strong></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>» Karada yaşayan hayvanlardan,en iri ve en güçlüsünün fil olduğunu,</p>
<p>» Sıçan ve farelerin 10 memelerinin olduğunu ve bunların dördünün göğüste, altısının da kasıkta bulunduğunu,</p>
<p>» Okyanus kaplumbağasının hiçbir şey yiyip içmeden 1 yıl yaşayabileceğini, ömürlerinin ise 200 yıl olduğunu,</p>
<p>» Bir okyanus kertenkelesinin (<em>iguana</em>’nın) su altında hiç nefes almadan yarım saat durabildiğini,</p>
<p>» Arı kuşlarının saniyede yaklaşık 60-70 defa kanat çırptığını,</p>
<p>» Bir timsahın su altında hiç nefes almadan 4-5 saat kalabildiğini,<span id="more-119"></span></p>
<p>» Timsahların güneşe çıktıklarında rahatlamak için ağızlarını açtıklarını,</p>
<p>» Köpekbalıklarının, yiyecekleri canlının titreşimlerini tam 100km öteden hissettiklerini,</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-120" title="mbn_shark_wideweb__470x321,0" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/mbn_shark_wideweb__470x3210.jpg" alt="mbn_shark_wideweb__470x321,0" width="470" height="321" /></p>
<p>» Somon balıklarının üremek için 100 km yol katettiklerini,</p>
<p>» Kuşlar içinde en büyük yumurtanın deve kuşu yumurtası olduğun ve bu yumurtaların yaklaşık 1,5 kg ağırlığında olduğunu,</p>
<p>» Günümüzden 700 yıl önce soyu tükenen fil kuşlarının yaklaşık 12 kg ağırlığında yumurta yumurtladığını,</p>
<p>» Gülmek için 17, kaşlarımızı çatmak için 42 kasımızın çalışması gerektiğini,</p>
<p>» En küçük yumurtanın aynı zamanda en küçük kuş olan sinek kuşuna ait olduğunu, bu kuşların yumurtalarının yarım gramdan daha hafif ve bir buğday tanesinin yarısından daha küçük olduğunu,</p>
<p>» Çiğ yumurtayı elimizle döndürüp tekrar tuttuğumuzda içinin döneceğini,</p>
<p>» Dünyanın en büyük çiçeğinin Endonezya’daki yağmur ormanlarında yaşayan <strong>Raflezya </strong>adındaki çiçek olduğunu ve bu çiçeğin çapının 1 metreden fazla olduğunu,</p>
<p>» Bazı bitkilerin et yediklerini, sinek kapan bitkisinin yapraklarının dokunulduğunda hızla kapandığını ve bu bitkinin yaprağına konan böceklerle beslendiğini,</p>
<p>» Dünya’nın en uzun ağaçlarının Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde yaşayan<strong> sahil sekoyaları </strong>olduğunu, bu ağaçların yaklaşık 2000 yıl yaşadıklarını ve ağırlıklarının 500 tonu bulduğunu,</p>
<p>» Sahil sekonyalarının yakın akrabası olan ve 90-95 metre boya ulaşabilen dev sekonyaların ise 3000 yıldan fazla yaşadıklarını,bu ağaçların en uzunun 112 metre boyunda olduğunu,</p>
<p>» Dünyanın en yaşlı ağacının Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde yaşayan bir <strong>kara çam</strong> olduğunu ve bu ağacın 4.600 yaşında olduğunu,</p>
<p>» Ağaçların büyürken gövdelerinin her yıl genişlediğini, bu genişlemelerin gövdeye her yıl bir halka kazandırmış olduğunu ve bu halkaların sayılarak ağacın yaşının bulunabilineceğini,</p>
<p>» Ihlamur ağacının odunu en hafif odunlardan biri olduğundan model uçaklar gibi hafif olması istenen eşyaların ıhlamur kerestesinden yapıldığını,</p>
<p>» Kestane ağacının kerestesinin yaklaşık 500 yıl dayandığını ve Karadeniz Bölgesinin tarihi evlerinin bu kerestelerden yapıldığını,</p>
<p>» Dünya’nın yedi harikasından biri olan <strong>Babil </strong>şehrindeki asma bahçelerinin, zamanına göre çok ileri sulama yöntemleriyle o hale geldiğini,</p>
<p>» Bütün kar tanelerinin altıgen olduklarını, her yağışta düşen milyarlarca kar tanesinden hiçbirinin diğerine benzemediğini,</p>
<p>» Bugüne kadar görülen en büyük dolu tanesinin 19 cm çapında olduğunu ve bunun yaklaşık bir futbol topu büyüklüğüne eşit olduğunu,</p>
<p>» Gökyüzünün mavi görünmesinin nedeni atmosfer olduğunu, atmosferdeki tozların ve su damlacıklarının mavi rengi daha çok yansıttıkları için gökyüzünün bu renkte olduğunu, Uzayda ise Güneş ışığını renklerine ayırıp bunlardan birini yansıtacak her hangi bir madde olmadığı için Uzayın siyah renkte olduğunu, eğer Ay’da yaşasaydık gökyüzüne baktığımızda gökyüzünü siyah göreceğimizi,</p>
<p>» En çok yağış alan yerin <strong>Hawaii </strong>adasındaki bir dağ olduğunu, buraya yılda 350 gün yağmur yağdığını,</p>
<div id="attachment_121" class="wp-caption aligncenter" style="width: 458px"><img class="size-full wp-image-121" title="Atakama - Şili" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/atakama-chile.jpg" alt="Atakama - Şili" width="448" height="336" /><p class="wp-caption-text">Atakama - Şili</p></div>
<p>» En az yağış alan yerin Güney Amerika kıtasındaki <strong>Şili</strong>’nin <strong>Atakama Çölü</strong>&#8216;ndeki bir bölge olduğunu,buraya 1971 yılında yağan yağmurdan önce 400 yıl hiç yağmur yağmadığını,</p>
<p>» Bugüne kadar ölçülen en yüksek rüzgar hızının ABD’nin Teksas eyaletinde görülen bir hortum olduğunu ve bu hortumda<strong> 450 km/saat</strong> hızında rüzgarlar oluştuğunu,</p>
<p>» İpek ticareti için Avrupa’dan Çin’e gidip gelen kervanların yüzyıllarca kullandıkları aynı yolun İpek yolu olduğunu,</p>
<p>» Arıların buldukları çiçeklerin yerlerini diğer işçi arıların arı dansı denilen bir işaret dili ile anlattıklarını, bu dans sırasında yapılan hareketlerin çiçeğin uzaklığını ve yönünü anlattığını&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/dikkate-almayacaginiz-ama-son-derede-onemli-bilgiler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balık Hakkında Bilmediğiniz Gerçekler</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/doga/balik-hakkinda-bilmediginiz-gercekler.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=balik-hakkinda-bilmediginiz-gercekler</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/doga/balik-hakkinda-bilmediginiz-gercekler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 12:29:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[balığın faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[balığın iyisi]]></category>
		<category><![CDATA[balık bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[balık hafızası]]></category>
		<category><![CDATA[balık hafızası kaç saniyedir]]></category>
		<category><![CDATA[balık yemek]]></category>
		<category><![CDATA[balıklar bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[balıklar hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hangi balık güzeldir]]></category>
		<category><![CDATA[hangi balık yemeği]]></category>
		<category><![CDATA[iyi balık nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[iyi balık nerden]]></category>
		<category><![CDATA[restoranda hangi balık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=112</guid>
		<description><![CDATA[Bir Kanada atasözü &#8220;genç ve dinç kalmak için yüzen besinler yeyin&#8221; der. Damağının tadına düşkün, iyi beslenmeyi seven bazı kimseler ise, ülkemizde bu söze paralel olarak, &#8220;Denizden babam çıksa yerim&#8221; sözünü mütemadiyen dile getirirler. Üç yanı denizlerle çevrili Türkiye balık yönünden olduğu kadar balık çeşitleri yönünden de zengindir. Yazık ki, bu değerli ürün daha çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Bir Kanada atasözü &#8220;<em>genç ve dinç kalmak için yüzen besinler yeyin</em>&#8221; der. Damağının tadına düşkün, iyi beslenmeyi seven bazı kimseler ise, ülkemizde bu söze paralel olarak, &#8220;<em>Denizden babam çıksa yerim</em>&#8221; sözünü mütemadiyen dile getirirler.</p>
<p>Üç yanı denizlerle çevrili <strong>Türkiye </strong>balık yönünden olduğu kadar balık çeşitleri yönünden de zengindir. Yazık ki, bu değerli ürün daha çok kıyı insanlarınca tüketilmektedir. İç Anadolu ve Doğu Anadoluda ırmaklar ve göller tatlı su balığıyla dolu olduğu halde bu bölgelerin insanları balık yeme alışkanlığını henüz edinemediler.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-113 alignnone" title="balik" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/balik.jpg" alt="balik" width="422" height="450" /></p>
<p><strong>Balığın Yararları:</strong><br />
• Balıkta başta fosfor olmak üzere, iyot, demir ve kalsiyum gibi madensel tuzlar ve A, D ve B on iki vitaminleri bulunur. Bu özellikleriyle balık:<br />
• Bedene güç ve enerji verir,<br />
• Zihin yorgunluğunu giderir,<br />
• Yapısındaki demir sayesinde kan yapar,<br />
• Balıktaki kalsiyum kemiklerin büyümesini sağlar ve özellikle çocukluk çağlarında gelişmeyi kolaylaştırır,<br />
• Çok gerekli madensel tuzlardan biri olan iyot, vitaminlerin ve diğer madensel tuzların özümlenmesini sağlar.</p>
<p style="text-align: left;"><span id="more-112"></span><strong>Erkeğin Cinsel Gücünü Arttırır, Kadını Güzelleştirir:</strong><br />
Balıkta bol miktarda <strong><em>fosfor </em></strong>bulunur. Fosfor erkeğin cinsel gücünü arttırır, Çin nüfusunun bir milyarı aşmasının nedenlerinden biri de Çinlilerin balığa düşkün olmalarıdır. Fosfor, öte yandan, kadın cildini de güzelleştirir. Fosforla beslenen kadın aşk elektriği yayar. Bilimsel incelemelere göre, kadının bedeninde erkeği çeken büyüleyen bir aşk ışığı yayılır. Pervane ateşin yöresinde nasıl dönerse erkek de bu ışığın cazibesine kapılır. Fen, kadın bedeninden yayılan aşk elektriğini ve ışığını inceleyip özel feir fotoğraf camına geçirmiş ve ona (N) ya da <em><strong>Charpantier ışığı</strong></em> adını vermiştir. Fosforla beslenen kadınlar daha çok aşk elektriği yayarlar. Balıkta bulunan D vitamini ayrıca kadına döl bereketi sağlar ve onun doğum gücünü arttınr.</p>
<p><strong>Balık Gözün Cilasıdır:</strong><br />
Balık etinde bulunan A vitamini gözlere kuvvet verir. Çok balık yiyenler yaşlılıklarında bile görme rahatsızlığı çekmezler.</p>
<p><strong>Nasıl Alacaksınız:</strong><br />
Tazesi çok yararlı olduğu halde, bayatı da hayatı tehdit edecek kadar tehlikelidir. Balık satın alırken şu hususlara dikkat edin:<br />
<strong>1-</strong> Balığı güvendiğiniz balıkçıdan alın.<br />
<strong>2-</strong> Gözlerine iyice bakın. Taze balığın gözleri canlı ve siyahtır.<br />
<strong>3-</strong> Taze balığın göz bebekleri dışa doğru bombelidir. Bayat balığın ise gözbebekleri çökmüştür, gözleri mat ve donuktur.<br />
<strong>4-</strong> Elinizi etine bastırın. Taze balığın eti sert, bayat balığın eti yumuşaktır.<br />
<strong>5-</strong> Taze balığın derisi kaygan bir jelatin sıvısıyla kaplıdır. Bayat balığın derisi kurudur. Solungaçları kiremit rengindedir..<br />
<strong>6-</strong> Balığı koklayın. Kokusu ağır ise balık bayattır.<br />
<strong>7-</strong> Buzluklarda bekletilmiş balıklar sizi yanıltabilir, onun da eti serttir. Bu takdirde yapacağınız şey balığın gözlerine bakmaktır. Gözleri donuk ve gözbebekleri çökükse bilin ki buzhanede bekletilmiştir.<br />
<strong>8-</strong> Özellikle İstanbul&#8217;daki seyyar balıkçıların bazıları kovaya ya da leğene bayat balık koyup içine de bir iki canlı balık atıyorlar. Canlı balıklar suyu dalgalandırdıkça ötekiler de canlıymış gibi bir izlenim uyandırıyor. Bu oyuna gelmeyin.</p>
<p><strong>Bütçenize Göre Değerlendirin:</strong><br />
Yukarda hangi balıklann hangi aylarda daha çok bulunduğu ve daha lezzetli olduğunu belirttik. Sofranızı hazırlarken verdiğimiz bilgileri bütçenize göre değerlendirin. Balık çok çıktığı zaman ucuz, az çıktığı zaman pahalıdır. Buna rağmen özellikle <strong>kalkan</strong>, <strong>barbunya</strong>, <strong>kırlangıç</strong>, <strong>pisi</strong>, <strong>dil</strong>, <strong>çupra</strong>, <strong>kılıç</strong>, <strong>yayın</strong>, <strong>alabalık </strong>gibi beyaz etli, dip sularda yaşayan balıkların avlanması güç, miktarı da her zaman azdır. Bu yüzden beyaz etli balıklann fiyatından daha yüksektir.</p>
<p>Balık miktarını etkileyen tek faktör avlama güçlülüğü değildir. Başta kalkan olmak üzere bazı balıkların soyu denizlerimizde tükeniyor. Bu yüzden de her mevsimde soyu tükenmiş balıklar yüksek fiyatla satılıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/doga/balik-hakkinda-bilmediginiz-gercekler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

