<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Önemli Bilgiler &#187; Korku</title>
	<atom:link href="http://www.onemlibilgiler.com/index.php/category/korku/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.onemlibilgiler.com</link>
	<description>Bilgisizlik kolay ve rahat elde edildiği için çoğunluk bilgisizdir  -  La Bruyere</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 10:13:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Vampirler Hakkında Bilmediğiniz 40 Şey</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/vampirler-hakkinda-bilmediginiz-40-sey.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=vampirler-hakkinda-bilmediginiz-40-sey</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/vampirler-hakkinda-bilmediginiz-40-sey.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 15:43:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[alacakaranlık]]></category>
		<category><![CDATA[edward]]></category>
		<category><![CDATA[folklorik vampirler]]></category>
		<category><![CDATA[kazıklı voyvoda]]></category>
		<category><![CDATA[kont dracula]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi vampirler]]></category>
		<category><![CDATA[vampir]]></category>
		<category><![CDATA[vampir dracula]]></category>
		<category><![CDATA[vampir film]]></category>
		<category><![CDATA[vampir filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[vampyr]]></category>
		<category><![CDATA[yeni ay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=644</guid>
		<description><![CDATA[Vampirler&#8230; Korku edebiyatının hatta genel olarak kurgu edebiyatının çok önemli bir parçası olmuş bu ‘yaratıkların’ gerçek olabileceği düşüncesi tarihte büyük yer edinmiştir. Bram Stoker’ın ünlü kurgu romanı Dracula dahi gerçekte var olan bir Kazıklı Voyvoda karakterinden esinlenilerek yazılmıştır. Yakın zamanda da Buffy the Vampire Slayer, Angel ve New Moon gibi vampir efsaneleri gerek televizyonları gerekse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-645 alignleft" title="vampire-picture-hot" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/vampire-picture-hot.jpg" alt="" width="281" height="278" />Vampirler&#8230; Korku edebiyatının hatta genel olarak kurgu edebiyatının çok önemli bir parçası olmuş bu ‘yaratıkların’ gerçek olabileceği düşüncesi tarihte büyük yer edinmiştir. Bram Stoker’ın ünlü kurgu romanı Dracula dahi gerçekte var olan bir Kazıklı Voyvoda karakterinden esinlenilerek yazılmıştır. Yakın zamanda da Buffy the Vampire Slayer, Angel ve New Moon gibi vampir efsaneleri gerek televizyonları gerekse beyaz perdeyi kaplamıştır. İşte bu ilginç ve merak uyandıran ‘tür’ hakkında önemli bilgiler.</p>
<p>1. Çoğu araştırmacı İngilizce ‘vampire’ kelimesinin Macarca vampir ya da cadı anlamına gelen eski Türkçe upior, upper, upyr kelimelerinden geldiğini düşünür. Diğer araştırmacılarsa kelime kökeninin Yunanca ‘içmek’ anlamına gelen bir kelimeden ya da ‘hastalıklı’ anlamına gelen nosophoros kelimesinden türediğini söyler. Sırpça bamiiup ya da Sırp-Hırvat pirati kelimelerinden türemiş olma olasılığı da vardır. Pek çok kültürde vampir kelimesine karşılık gelen bir terimin olması, vampirlerin insan bilincinde yer etmiş olduğunu gösteriyor.<span id="more-644"></span></p>
<p>2. Bir grup vampire küme, sürü, topluluk, kütle ya da klan denilebilir.</p>
<p>3. Büyük olasılıkla tüm zamanların en meşhur vampiri Kont Dracula, Tesniye (Tevrat) alıntısı yapmıştır: “Kan hayattır.”</p>
<p>4. Susam Sokağı’nın vampir kuklası Count von Count, gerçek bir vampir mitine dayanır. Bir vampirin insana gelmesini önlemek için önerilen yollardan biri kapının dışına tohum ya da pencere önüne balık ağı atmaktır. Vampirler kendilerini tohumları ya da ağdaki delikleri saymaya zorunlu hissedeceklerdir ve bu da güneş doğana kadar onları oyalar.</p>
<p>5. Dolmen adı verilen tarih öncesi taş yapıtlar, kuzeybatı Avrupa’da ölülerin mezarları üzerinde bulunuyor. Antropologlar, vampirlerin uyanmasını önlemek için bu anıtların yapıldığını zannediyor.</p>
<p>6. Porphyria (aynı zamanda vampir ya da Dracula hastalığı da denilir) adı verilen nadir bir hastalık, güneş ışığına aşırı hassasiyet ve bazen kıl yoğunluğu gibi vampirlere özel semptomlar göstermektedir. Ekstrem bazı durumlarda dişler kırmızımsı kahverengi renk alır ve sonunda hasta aklî melekelerini bile yitirebilir.</p>
<p>7. Vampir olmakla suçlanan insanların aslında cinsel anlamda kana susama anlamına da gelebilecek olan haematodipsia ve gündüz körlüğü olarak bilinen hemeralopia hastalığından muzdarip olabileceği söyleniyor. Anemi (kansızlık) de sıklıkla vampir saldırısı geçirmiş bir insanda olan bir hastalık olarak görülür.</p>
<p>8. En ünlü ‘gerçek vampirlerden’ biri de gençlik güzelliğini koruyabilmek adına genç kızlara işkence ederek etlerini ısıran ve kanlarında banyo yapan Kontes Elizabeth Bathory’dir (1560 – 1614).</p>
<p>9. Vampir efsanelerinin kökeni Eflaklı Voyvoda ya da Kazıklı Voyvoda (1431 – 1476) olarak da bilinen tarihi kimliğe dayanıyor olabilir. Voyvoda’nın şapkalarını insanların kafasına çivileme, canlı canlı derilerini yüzme ve kazıklara geçirme gibi huyları vardı. Aynı zamanda düşmanlarının kanının içine ekmek banıp yemesini de severdi. İsmi Voyvoda, ejderin oğlu ya da Dracula anlamına gelmektedir. Bu yüzden de kendisi tarihin Dracula’sı olarak tanınır. Kazıklı Voyvoda 1476 senesinde cinayete kurban gitmiş olsa da mezarının boş olduğu söylentileri vardır.</p>
<p>10. Vampirlere dair en eski bulgular, M.Ö. 4,000’lere dayanan eski Sümer ve Babil mitlerinde görülür. Bu mitlerde ekimmu ya da edimmudan (kaçırılan anlamında) bahsedilir. Ekimmu, düzgün bir biçimde gömülmemiş ve intikamını alabilmek için kızgın bir ruh olarak yaşayanların kanını emmeye gelmiş bir çeşit uruku ya da utukkudur (iblis güç).</p>
<p>11. Mısır yazıtı Pert em Hru’ya (Mısır Ölüler Kitabı) göre ka (ruhun beş parçasından biri) belirli kurbanları almaz, kha olarak mezarından kalkarak kendi besinini arar. Bunun sonucunda yaşayanların kanını da içebilir. Ayrıca Mısır tanrıçası Sekhmet’in de kan içtiği bilinmektedir. Hint tanrıçası dişli Kali’nin içinde de kuvvetli bir kan arzusu vardı.</p>
<p>12. Çinli vampirlere ch’iang shih (ceset dansçısı) adı verilirdi ve bunların kırmızı gözleri, çarpık pençeleri olurdu. Kadınlara saldırmalarına sebep olan güçlü bir cinsel dürtüleri olduğunu söylenir. Büyüdükçe ch’iang shih uçma kabiliyeti kazanır, beyaz saçları çıkar ve kurta dönüşebilir.</p>
<p>13. Vampirler ve zombiler yaşayan ölü statüsüne girse de ait oldukları mitolojiye bağlı olarak aralarında bazı farklılıklar olabilir. Örneğin zombilerin vampirlere göre daha düşük IQ’ya sahip olduğu, sade kandan çok beyin ve eti tercih ettikleri, sarımsağa bağışıklıkları olduğu, aynada çoğunlukla yansımaları olduğu, çürüyen kaslarına bağlı olarak yavaş hareket ettikleri, kiliselere girebildikleri ve ateş ya da güneş ışığından kesin olarak korkmadıkları düşünceleri çoğunlukla Afrika mitolojisinden kaynaklanmaktadır.<a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Interview_with_the_vampirecopy.jpg" rel="lightbox[644]"><img class="size-full wp-image-646 alignright" title="Interview_with_the_vampirecopy" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Interview_with_the_vampirecopy.jpg" alt="" width="345" height="259" /></a></p>
<p>14. Vampir isterisi veşüphe duyulan vampirleri ‘öldürmek’ için ortaya çıkan ceset tahripleri, on sekizinci yüzyıl ortalarında Avrupa’da öyle sapkınca bir hâl almıştı ki bazı hükümdarlar cesetlerin mezarlarından çıkarılmasını önlemek için yasalar çıkardılar. Bazı bölgelerde toplu isteri, vampir olduğuna inanılan insanların halk içinde idamına bile sebep oldu.</p>
<p>15. İngilizce dilindeki vampir hakkında ilk kurgu eser, John Polidori’nin Vampyre eseridir ve yanlışlıkla Lord Byron’ın adıyla basılmıştır. Polidori (1795-1821), aslında Byron’ın doktorudur ve vampirini de Byron’dan esinlenerek yaratmıştır.</p>
<p>16. İlk vampir filminin 1912’de çekilen ‘5 No’lu Evin Sırları’ olduğu zannedilmektedir. Murnau’nun sessiz siyah-beyaz filmi Nosferatu daha sonra, 1922 senesinde gelmiştir. Ancak Tod Browning’in Dracula’sı ( Bela Lugosi’nin oynadığı erotik, sevimli, smokin ve pelerinle dolaşan aristokrat vampirle), vampir filmleri ve edebiyatının kilometre taşı olmuştur.</p>
<p>17. Vampirlerin hayvanlar âlemi üzerinde kontrolü olduğu ve yarasa, sıçan, baykuş, güve, tilki ya da kurt biçimlerini alabileceği söylenir.</p>
<p>18. 2009’da ağzına taş sıkıştırılmış on altıncı yüzyıldan bir kadın kafatası, salgın kurbanlarının kalıntıları yakınında bulundu. Bu dönemde vampir olduğundan şüphe duyulan birinin ağzına, diğer salgın kurbanlarının cesetlerini yememesi ya da yaşayanlara saldırmaması için taş konulması sıra dışı bir durum değildi. Aynı zamanda hıyarcıklı vebanın Avrupa’da yayılmasının sebebi olarak da dişi vampirler gösteriliyordu.</p>
<p>19. Joseph Sheridan Le Fany’nin 1872 senesi kısa gotik romanı, dişi bir vampir olan Carmilla’yı anlatır ve Bram Stoker’ın Dracula’sını büyük ölçüde etkilemiş olduğu düşünüldüğü gibi dişi ve lezbiyen vampirlerin prototipini oluşturduğu da söylenir. Hikâyede Carmilla’nın vampir olduğu anlaşılır ve kanla dolu tabutu içinde göğsüne kazık saplanır, kafası kesilir ve yakılır.</p>
<p>20. Bram Stoker’ın Dracula’sı (1897) vampir mitolojisinde önemli bir etki olarak yerini korumaktadır ve asla baskıdan kalkmamıştır. Kimi akademisyenler bunun açık bir Hristiyan alegorisi olduğunu söylerken kimileri Victoria dönemindeki bastırılmış psiko-seksüel endişeleri yansıttığını söyler.</p>
<p>21. Pek çok efsaneye göre biri vampir olduğundan şüphe edilen biri tarafından ısırılırsa yakılmış bir vampirin küllerini içmelidir. Vampir saldırılarından korunmak içnse ekmeği vampir kanına bulayarak onu yemelidir.</p>
<p>22. Eşiklerin tarihî anlamda önemli bir sembolik değeri vardır ve bir vampir davet edilmediği sürece eşiklerden geçemez. Eşiklerle vampirler arasındaki ilgi, suç ortaklığı ve izinle alakalı bir olgu gibi görünmektedir. Kötülere bir defa izin verildiği takdirde kötülük tekrar tekrar o eşikten içeri girebilir.</p>
<p>23. Hristiyanlık öncesi vampirleri geri püskürtme yöntemleri arasında sarımsak, akdiken dalları, üvez ağacı (daha sonraları haç yapmak için kullanıldı), tohum dökme, ateş, mezar kazıcının küreğiyle baş kesme, tuz (korunma ve saflıkla bağlantılandırılırdı), demir, çan, horoz ötmesi, nane şekeri, akan su ve vampir olduğundan şüphelenilen birini dört yol ağzına gömme de vardı. Cesetlerin yüzü toprağın iç kısmına gelecek şekilde gömme gibi bir durum da vardı. Bu sayede vampirlerin çıkmak için yanlış yöne doğru kazı yapacakları ve toprağın içinde kaybolacaklarına inanılıyordu.</p>
<p>24. Hristiyanlığın yayılmasının ardından bu yöntemler arasına kutsal su, haç, aşai rabbani ayini ekmeği de katıldı. Bu metodlar çoğunlukla vampir için ölümcül olmuyordu ve etkinlikleri kullanan kişinin inancına göre değişiyordu.</p>
<p>25. Geleneksel bir vampir püskürtücü olan sarımsak, 2,000 seneden fazla bir süredir bir korunma yöntemi olarak kullanılmaktadır. Antik Mısırlılar sarımsağın tanrının bir hediyesi olduğuna, Roma askerleri kendilerine cesaret verdiğine, denizciler geminin batmasını engellediğine ve Alman madenciler onlar yeraltındayken kötü ruhlardan uzak tuttuğuna inanırlardı. Pek çok kültürde gelinler korunmak içn gelinliklerinin altında sarımsak taşırlardı ve sarımsak dişleri insanları çeşitli hastalıklardan korumak için kullanılıyordu. Günümüz bilim adamları da sarımsaktaki yağın, alisinin, oldukça etkili bir antibiyotik olduğunu söylüyor.</p>
<p>26. Güneş ışığının vampirleri öldürebileceği düşüncesi, 1950’lerde Filipinler’deki batıl inançlı gerillaları korkutmak için Amerikan hükümeti tarafından başlatılmış olabilecek modern bir uydurma gibidir. Güneş ışığını bir vampir bir başka vampiri öldürmek için kullanabileceği gibi (Ann Rice’ın popüler romanı Vampirle Görüşme’de olduğu gibi) Lord Ruthven ve Varney de güneş ışığında yürüyebilen vampirler olduğunu gösteriyor.</p>
<p>27. Vampirlerin tabutta uyuması gerektiği efsanesi, büyük olasılıkla cesetlerin mezarlarında ya da tabutlarında aniden doğrulup oturduklarını anlatan mezar kazıcılar ve cenaze levazımcılarından çıkmıştır. Bu ürkütücü fenomen çürüme evresinden kaynaklanıyor olabilir.</p>
<p>28. Kimi efsanelere göre vampirler, eski eşleriyle cinsel birliktelik yaşayabilirler ve bunun sonucunda da hamilelik durumu ortaya çıkabilir. Aslında bu inanç, bekar kalması beklenilen bir dulun nasıl hamile kaldığını da açıklayabilecek türdendir. Ortaya çıkan çocuğa Bulgarca gloglave (glog) ya da Türkçe vampir adı verilir. Ancak afaroz edilmek yerine çocuk vampirleri öldürme yeteneğine sahip olan bir kahraman olarak görülür.</p>
<p>29. Stephanie Meyers’ın yazdığı Alacakaranlık kitap serisi (Alacakaranlık, Yeni Ay, Tutulma, Şafak Vakti), filme gidenler arttıkça daha popüler bir hâl aldı. Meyers, vampir mitolojisi konusunda bir araştırma yapmadığını itiraf ediyor. Aslında onun vampirleri pek çok açıdan gelenekleri bozuyor. Örneğin sarımsak, kutsal şeyler ya da güneş ışığı onlara zarar vermiyor. Bazı eleştirmenler, gençlerdeki cinsel gerilimi ve dışlanmışlık duygusunu yakalayabildiği için kitabı övüyor.</p>
<p>30. Hollywood vampirleri ve edebiyattaki vampirler, folklorik vampirlerden ayrılık gösteriyor. Örneğin Hollywood vampirleri genelde solgun, aristokrat, çok yaşlı, kendi topraklarına ihtiyaç duyan, doğa üstü denilebilecek derecede güzel ve vampir olabilmek için ısırılması gereken karakterler olarak gösteriliyor. Buna karşılık olarak folklorik vampirler (Bram Stoker’dan önce) genellikle sıradan ve yakın zamanda ölmüş kimselerdir. İlk olarak biçimsiz kan torbaları olarak görünürler, kendi topraklarına ihtiyaç duymazlar ve sıklıkla göğüslerine kazık saplanarak ya da saplanmadan ölüdürülürler.</p>
<p>31. Folklorik vampirler yalnızca ısırıkla vampir olmazlar. Bir zamanlar kurt adamlarsa, büyücülük yaptılarsa, aforoz edilmişlerse, intihar etmişlerse, yasaklı çiftlerin gayri meşru çocuklarılarsa ya da vaftiz edilmeden ölmüşlerse de vampir olabilirler. Bunun yanı sıra kurtların öldürdüğü bir koyunun etinden yiyen, yedinci çocuk olarak doğan, bir vampirin beğendiği hamile bir kadının çocuğu olan, gömülmemiş bir cesedin üzerinden geçmiş bir rahibe olan, dişli doğan ya da gömülmeden cesetleri üzerinden bir kedi atlayan herkes vampire dönüşebilir.</p>
<p>32. Vampir folklöründe vampirler öncelikle kemikleri olmayan yumuşak ve belirsiz bir biçim olarak görünürler. “Kırmızı parlak gözleri ve kan emmek için yüzünde burnu yerine bulunan keskin uzvuyla ‘bir kan çuvalıydı’. 40 gün yaşayabilse kemikleri ve bir bedeni olur, daha tehlikeli, öldürülmesi zor bir hâl alırdı.”</p>
<p>33. Bir vampiri tanımlamak için kan içme özelliği yeterli olmasa da akıl almaz bir şey olduğu kesindir. Kimi kültürlerde kurbanın kanını içmek içene kurbanın kuvvetini verebilir, bir hayvanın özelliğini almasını sağlayabilir ve hatta bir kadını daha doğrugan hâle getirebilir. Aynı zamanda kırmızı renk de pek çok vampir ritüelinde bulunmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Twilight-Wallpaper-2-twilight-series-36669_1024_768.jpg" rel="lightbox[644]"><img class="size-full wp-image-647 alignleft" title="Twilight-Wallpaper-2-twilight-series-36669_1024_768" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/Twilight-Wallpaper-2-twilight-series-36669_1024_768.jpg" alt="" width="326" height="231" /></a>34. Bazı vampir öykülerinde vampirler evlenebilir; kasaplık, berberlik ya da terzilik gibi vampirlere uygun işler bulabilecekleri bir başka kente taşınabilirler. Kasap olabilmeleri durumu, kasapların ‘kurbancı’ soyundan geldiği analojisine dayanıyor olabilir.</p>
<p>35. Balkanlarda belli bölgeler balkabağı ya da karpuz gibi meyvelerin on günden fazla dışarıda kalması ya da yeni yılda tüketilmemesi durumlarında vampire dönüşebileceklerine inanır. Vampir balkabakları ya da karpuzlardan dişleri olmadığı için genelde korkulmazdı. Meyvelerin üzerinde görülen kan da buna istinaden vampire dönüşebileceğine dair bir işaret olarak algılanır.</p>
<p>36. Denizkızları da vampire dönüşebilir ancak onlar kurbanlarının kanını değil nefeslerini emer.</p>
<p>37. 20. yüzyılın sonuna kadarki zaman diliminde vampirler hakkında 300’den fazla film yapıldı ve bunun yüzden fazlasında Dracula vardı. 1,000’den fazla vampir romanı çıkartıldı ve bunların çoğunun basımı son 25 sene içerisinde gerçekleşti.</p>
<p>38. Son yıllarda çocuk edebiyatının en popüler vampiri, vejetaryen bir vampir olarak mutlu biçimde hayatını sürdüren sevimli tavşan Bunnicula’dır.</p>
<p>39. Bazı tarihçiler Prens Charles’ın doğrudan Dracula’nın oğlu olan Kazıklı Voyvoda’nın soyundan geldiğini söylemektedir.</p>
<p>40. Vampir mitolojisinde yakın zamandan en iyi bilinen gelişme Buffy the Vampire Slayer ve ‘yan-ürünü’ Angel’la olmuştur. Buffy, vampirizmi genç bir vampir avcısının oldukça gerçekçi, yirminci yüzyıl dünyasından anlatarak modernize ettiği için ilginç gelir. Buffy rolündeki Sarah Michelle Gellar, arkadaşlarıyla vampirlerin peşinden koşar. Dikkat çekmesinin bir diğer sebebi de, akademik çevrelerde ‘Buff Araştırmaları’ diye bir şeyin oluşmasına sebep olmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/vampirler-hakkinda-bilmediginiz-40-sey.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Fobi Nasıl İyileştirilir?</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/bir-fobi-nasil-iyilestirilir-2.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bir-fobi-nasil-iyilestirilir-2</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/bir-fobi-nasil-iyilestirilir-2.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 15:50:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı heyecan]]></category>
		<category><![CDATA[bir araya getirme metodu]]></category>
		<category><![CDATA[davranış bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[duyarsızlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[fobi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[fobi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[fobiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçla tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[korku tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[korkular]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal fobi]]></category>
		<category><![CDATA[taşma yöntemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=564</guid>
		<description><![CDATA[Daha önceki haberlerimizde ilginç fobilere, insanların korktukları şeylere yer vermiştik. Bu kez de fobilerin çözüm yollarından bahsedelim istedik. İşte fobilerin çözümü için kullanılan geleneksel ve henüz gelişmeye başlayan, umut vaad eden yollar. 1. Taşma: Bu yöntem sayesinde hastalar örümcek gibi, kuş gibi, vs. Korkulan nesneler ya da şeylere karşı dayanıklılık göstermeyi başarıyor ancak bunun  için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/social_phobia.jpg" rel="lightbox[564]"><img class="size-full wp-image-565 aligncenter" title="social_phobia" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2010/01/social_phobia.jpg" alt="" width="308" height="396" /></a></p>
<p>Daha önceki haberlerimizde ilginç fobilere, insanların korktukları şeylere yer vermiştik. Bu kez de fobilerin çözüm yollarından bahsedelim istedik. İşte fobilerin çözümü için kullanılan geleneksel ve henüz gelişmeye başlayan, umut vaad eden yollar.<span id="more-564"></span><br />
1. Taşma: Bu yöntem sayesinde hastalar örümcek gibi, kuş gibi, vs. Korkulan nesneler ya da şeylere karşı dayanıklılık göstermeyi başarıyor ancak bunun  için öncelikle bu hayvanların ya da şeylerin olduğu bir odaya girmesi ya da bu şeylerin etrafında olduğu bir yere uzun süre maruz kalması gerekiyor. Yani çilesi çekilmeden kaymağı yenilmiyor. Bu yöntemin eksi yanı, hastaların bu tarz kaçması zor bir tedaviyi kabul etmek istememeleri.</p>
<p>2. Duyarsızlaşma: Bu yöntemle hastaların korkulan nesneye maruz kalma süresi arttıkça bu durumla baş edebilmeleri için kas rahatlatma teknikleri uygulanıyor. Bu terapinin olumsuz yanı, hastaların özgüvenlerinin azalması. En azından terapistler böyle bir gözlem yaptıklarını iletiyor.</p>
<p>3. İlâçla Tedavi: Paniği azaltmak ve özgüveni artırmak için monoamine oxidase (MAO) adı verilen yavaşlatıcı anti-depresanlar fobi tedavilerinde kullanılabiliyor. Bu tedavi yönteminin yan etkileriyse cinsel becerilerde azalma ve kilo artışı.</p>
<p>4. Yeniden Bir Araya Getirme: Fobi ya da korkunun geri gelmesini önleyecek bilgilerle travmatik hatırları yeniden hazırlayan noninvazif metodlar, bu tedavi sürecinde kullanılır. Bu tedavi yöntemiyle ilgili olarak kullanışlılık ve dayanıklılık yönlerinden hâlâ kesin bir sonuç elde edilmiş değil ancak laboratuvar sonuçları umut vaad ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/bir-fobi-nasil-iyilestirilir-2.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En Tuhaf Fobiler</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/en-tuhaf-fobiler.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=en-tuhaf-fobiler</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/en-tuhaf-fobiler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 16:39:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[fobiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç korkular]]></category>
		<category><![CDATA[phobia]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[1. Ablütofobi: Ablütofobi, (Yunanca ebliUt, yani ‘yıkanmak’ anlamına gelir) banyo yapma, yıkanma ve temizlik üzerine direşken, anormal ve nedensiz bir korkudur. Bu fobi, duruma bağlı fobilerdendir. Erkeklerden çok çocuklar ve kadınlarda, özellikle de aşırı duygusal insanlarda görülür. Semptom ve tedavisi diğer fobilerdeki gibidir. 2. Aerofobi: Uçmak, hava yutmaktan korkmaktır. Bu fobiden muzdarip olanlar uçmanın korkularıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><img class="size-full wp-image-331 aligncenter" title="fearsandphobias" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/fearsandphobias.gif" alt="fearsandphobias" width="291" height="351" /></strong></p>
<p>1. Ablütofobi: Ablütofobi, (Yunanca ebliUt, yani ‘yıkanmak’ anlamına gelir) banyo yapma, yıkanma ve temizlik üzerine direşken, anormal ve nedensiz bir korkudur. Bu fobi, duruma bağlı fobilerdendir. Erkeklerden çok çocuklar ve kadınlarda, özellikle de aşırı duygusal insanlarda görülür. Semptom ve tedavisi diğer fobilerdeki gibidir.</p>
<p>2. Aerofobi: Uçmak, hava yutmaktan korkmaktır. Bu fobiden muzdarip olanlar uçmanın korkularıyla bağlantılı olarak aşırı bir tehdit oluşturmadığının bilincindedirler. Yunanca ‘aero’ yani hava ya da gaz anlamına gelen kelimeden türemiştir.<span id="more-330"></span></p>
<p>3. Ambulofobi: Ambulofobi, yürüme ya da ayakta durma korkusudur. Bu fobiden şikayet edenlerde ciddi bir sıkıntı yaşanır ancak tedavisi mevcuttur.</p>
<p>4. Anablefobi: Anablefobi, kişinin yukarıya bakmaktan korkmasıdır. Bu illâ ki gökyüzü olmak durumunda değildir. Tavana bakmak da bu fobiyi yaşayanlar için problem oluşturabilir.</p>
<p>5. Anemofobi: Anemofobi; rüzgâr, fırtına ve şiddetli hava akımıyla karşılaşmaktan korkmak anlamına gelen anormal korkudur.</p>
<p>6. Anthrofobi: Anthrofobi çiçek korkusudur. Bu korku yüzünden nefessizlik, baş dönmesi, aşırı terleme, mide bulantısı, ağız kuruluğu, titreme, kalp çarpıntısı, konuşma ya da düzgün düşünebilmede problem, çıldırma ya da kontrolünü kaybetme korkusu gibi sorunlar yaşanabilir.</p>
<p>7. Arakibutirofobi: Fıstık ezmesi yerken damağına yapışmasından korkma. İlginç fobinin kurbanları, fıstık ezmesi yenilen durumlardan kaçınmaya çalışır.</p>
<p>8. Aritmofobi: Adından kolaylıkla anlaşılabileceği üzere bu fobiye yakalanan insanlar sayılardan korkar. Aritmofobi kurbanı yetişkinler bu korkunun mantıksız olduğunu bilir ancak yüzleşmek hatta yüzleşmeyi düşünmekten dahi korkarlar.</p>
<p>9. Aulofobi: Flütlere karşı aşırı korku besleme. Bu korku yüzünden nefes alma zorluğu, hızlı kalp atışları gibi problemler yaşanabilir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-332 aligncenter" title="cartoon-queen-bee-playing-flute-musician" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/cartoon-queen-bee-playing-flute-musician.gif" alt="cartoon-queen-bee-playing-flute-musician" width="289" height="292" /></p>
<p>10. Aurofobi: Kuzey ışıklarından nedensiz olarak korkma.</p>
<p>11. Barofobi: Yer çekiminden korkma. Barofobik kimse yer çekiminin gücü ya da tutarlılığı konusunda çarpık bir bakıç açısına sahip olabilir. Bu fobiyle başa çıkmaya çalışan bireyler aşırı artış gösterince yer çekiminin gücüyle çarpılacaklarından korkar. Dengenin diğer yanındaysa yer çekimin işe yaramayacağından ve havada süzülüp gideceklerinden korkan bireyler vardır. Barofobi Yunanca ağırlık anlamına gelen ‘baros’ kelimesinden türemiştir.</p>
<p>12. Basofobi:Yürüme korkusu. Yer sizi çağırır, gitmek istediğiniz yerleri aklınıza getirir ancak basofobiniz sizi bunu yapmaktan alıkoyar. Bir adım atarsınız ancak yürümekten korkarsınız. Bedeninizi hareket ettirmenin sizi ölümcül bir felâkete sürükleyeceğine inanırsınız. Güvenli yerden ayrıldığınızda başınıza gelebileceklerden korkarsınız. O yüzden bazen seyahat etmenin en güvenli yolunu koşmak olarak görürsünüz.  </p>
<p>13. Batofobi: Yüksek binaların yanında geçme ve derinlik korkusu. Kentlerdeki yüksek binalara çoğunlukla el-yapımı ya da yapay kanyonlar denilir ve yükseklikleri sebebiyle pek çok insan bu binalar karşısında baş dönmesi ya da his yanılgısı yaşar.</p>
<p>14. Bibliofobi: Yunanca kitap anlamına gelen biblion kelimesinden türeyen bibliofobi, kitap korkusudur. Bibliofobikler ders kitapları, tarihi kitaplar ya da çocuk kitapları gibi spesifik bir alandan korkarlar. Yani bütün kitaplardan korkmazlar. Mitosfobi (efsane korkusu) ya da metrofobi (şiir korkusu), bibliofobinin alt kolları olarak görülebilir. Bibliofobikseniz okumaya teşvik edildiğiniz ya da zorlandığınızda güçlük çekebilir, okurken titreyebilir, yerleyebilir ya da ağlayabilirsiniz.  </p>
<p>15. Blennofobi: Blennofobi, yapışkan vücut sıvılarından (sümük, balgam gibi) korkmaktır. Bu korku yüzünden insan kendini bu sıvılardan koruyacak ürünler kullanmaya çalışabilir. Ayrıca blennofobikler temizlik yaparken de ciddi sorunlar yaşayabilirler.</p>
<p>16. Bogifobi: Bu fobi, diğerlerine göre daha anlaşılabilir noktadadır çünkü bogifobikler peri, cin, hayalet ve hortlaklardan korkarlar.</p>
<p>17. Katisofobi: Oturma korkusu. Bu kimselerde bir de yürüme fobisi varsa hayat çekilmez bir hâl alabilir.</p>
<p>18. Katoptrofobi: Katoptrofobi, ayna kkorkusudur. Katoptrofobikler, korkularının yersiz olduğunu bilseler de endişe yaşarlar. Korkuları çoğunlukla batıl inançlardan kaynaklandığı için bir ayna kırmalarının onlara kötü şans getireceğine ya da aynaya bakmanın onları aynanın öbür tarafındaki doğa üstü dünyayla iletişime sokacağından korkarlar.</p>
<p>19. Kaetofobi: Saç korkusu. Bazı insanlar saçlarının kirli olduğunu düşünerek ondan korkarlar. Fobilerinin asıl kaynağı mikrop korkusu olabilir. Saçları belli bakterileri taşıyor olabileceğinden saçlarından iğrenmeye başlarlar. Kaetofobikler kıyafetleri üzerinde kalan ya da tarak üzerindeki saçlardan hoşlanmazlar. Saçın olduğu yerlerden uzak durmaya çalışırlar. Bu yüzden çoğunlukla kuaföre gitmezler.</p>
<p>20. Kionofobi: Kar korkusu. Çoğu insana göre kardan korkmak olanaksız gibi görünse de bu sahiden var olan bir fobi. Bu fobinin kaynağı, çocuklukta bile aranabilir. Buzlu yolda bir trafik kazası geçirmeniz bile böyle bir korkuya kaynak oluşturabilir. </p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-333 aligncenter" title="SnowBeech" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/SnowBeech.jpg" alt="SnowBeech" width="486" height="292" /></p>
<p>21. Kromatofobi: Bu korkuyu yaşayanh insanlar bazı renklerden korkar veya çekinirler. Bu renkleri gördüklerinde kriz geçirebilirler.</p>
<p>22. Kronofobi: Zaman korkusu. Zamanın geçmesinden ya da daha genel olarak zamanın kendisinden korkabilirler. Yunanca zaman anlamına gelen ‘chronos’ kökünden türemiştir.</p>
<p>23. Sibofobi: Yemek korkusu. Bu korku zaman içerisinde bir takıntıya da dönüşebilir. Bu fobiyi yaşayan kimseler çoğunlukla anoreksik zannedilir. Aradaki temel fark, anoreksiklerin yemeğin vücutları üzerindeki etkisinden korkması, sibofobiklerinse yemeğin kendisinden korkmasıdır. Bazıları her iki sorunu da yaşar.</p>
<p>24. Klinofobi: Uyuma korkusu. Klinofobikler yatağa girmenin hayatlarını ya da sağlıklarını etkileyemeyeceğini bildikleri hâlde endişe duyarlar. Ancak kâbus görmek ya da yataklarını ıslatmaktan fazlasıyla korktukklarından çoğunlukla uyanık kalır ve insomi yaşarlar. Ve insomi sağlıkları için ciddi bir problem oluşturabilir. Klinofobi, Yunanca uyku sırasında olduğu gibi bükülmek anlamına gelen ‘klinein’ kelimesinden türemiştir.</p>
<p>25. Cnidofobi: İp korkusu. Bu korkuyu yaşayanlar iplerden, ağlardan ve benzeri şeylerden hayatlarını tehlikeye atacaklarını düşünerek korkar.</p>
<p>26. Deciofobi: Karar verme korkusu. Bu çok da sıra dışı bir korku değildir. Korkuya sahip olan kimseler, verdikleri kararların sonuçlarından çekinerek karar vermek istemezler.</p>
<p>27. Dendrofobi: Ağaçlardan korkma. Sıklıkla görülen bir fobidir ancak bu fobinin en karmaşık tarafı, dendrofobiklerin fikirlerini alay edilmek korkusuyla başkalarına anlatamamalarıdır. Bu kişiler ormanlardan da korkar.</p>
<p>28. Dekstrofobi: Vücudun sağ tarafında olan nesnelerden korkma. Dekstrofobi çoğunlukla geçmişten gelen yoğun, olumsuz bir tecrübeden kaynaklanır. Ancak zihniniz de herhangi bir temeli olmadan bu korkuyu oluşturabilir. Amaç, kaynak noktaya inip olumsuz düşünceleri olumlularıyla değiştirmektir.                            </p>
<p>29. Didaskaleinofobi: Okul korkusu. Didaskaleinofobi, çocuklukta endişe bozukluğunun bir göstergesidir. Aynı zamanda ayrılma endişesi olarak da bilinir ve ebeveynlerden, güvenilen biri ya da bir yerden ayrılma korkusuyla bağdaştırılır. Bu fobiyi yaşayan çocuklar, okuldan ölesiye korkar ve gitmemek için çeşitli taktikler bulurlar.</p>
<p>30. Ezoptrofobi: Ayna korkusu.</p>
<p>31. Eleuterofobi: Özgürlük korkusu. Kendinizi kapana kısılmış gibi hissediyorsunuz ve bu hoşunuza gidiyor. Tamamen bir yere bağlı güvende olmak varken kim endişeleriyle etrafta koşturmayı ister ki? İşte bu fobiye yakalanan insanlar tam da bunu hisseder ve özgürlüğün onlara fazla seçenek, yapılacak fazla iş, yaşayacak daha büyük bir hayat verdiğini düşünerek korkarlar.</p>
<p>32. Eosofobi: Gün ışığından korkma. Bu korkuya bir anlamda vampir korkusu da denilebilir çünkü şafak söktüğü an bu insanların korkuları başlar.</p>
<p>33. Epistemefobi: Yunanca bilgi anlamına gelen ‘episteme’ sözcüğünden türeyen bu korkuyu yaşayan insanlar bilgiden çekinirler. Diğer fobilerde olduğu gibi fobilerinin sebebiyle bir şekilde yüzleştiklerinde terleme, titreme, vs gibi fiziksel reaksiyonlar da gösterebilirler.</p>
<p>34. Ergofobi: Çalışma korkusu. Ergasiofobi adı da verilir. İşlemek ya da çalışmaktan korkmak anlamına gelir. Ergofobikler çalıştıkları çevreden korkarlar. Bu korku, pek çok fobinin birleşimi olabilir. Örneğin verilen bir görevi yapamama korkusu, topluluk içinde konuşma korkusu ya da diğer çalışanlarla sosyalleşme korkusu bunların birer parçası olabilir.Kelime, Yunanca çalışma anlamına gelen ‘ergon’ kelimesinden türemiştir.   </p>
<p>35. Ereutofobi: Kırmızı renk, kan kırmızısı ya da yüzün kızarmasından korkma. Aynı zamanda ereuthofobi olarak da bilinir. Temelde kandan korkma durumu olabilir.  </p>
<p>36. Geliofobi: Gülme korkusu olarak da bilinen geliofobi, pek çok insanda görülür. Yaşam kalitesini ciddi anlamda düşüren bir fobidir. Aynı zamanda kurtulmanızı olanaksız kılan rahatsız edici panik atak ve nefes tıkanması nöbetleri de yaşayabilirsiniz.</p>
<p>37. Geniofobi: Geniofobi, insanların çenelerinden ve genel anlamda çenelerden korkmasıdır. Bu fobi tehlikeli değildir.</p>
<p>38. Genufobi: Diz korkusu. Bu korkuyu yaşayan insanlar, karşılarındaki kimselerin dizlerinden ve kendi dizlerinden korkarlar. Yazları bu insanlar için oldukça zorlu geçiyor olmalı.</p>
<p>39. Geumafobi: Tat almaktan korkma. Geumafobikler yemeklerin ya da diğer herhangi bir şeyin tadına bakmaktan kaçınırlar.</p>
<p>40. Gnosiofobi: Bilgi korkusu. Yeni şeyler öğrenmekten korkan gnosiofobiklerin bazıları, hattta büyük çoğunluğu bu yüzden okullarını dahi bırakabilir.</p>
<p>41. Grafofobi: Yazı yazma korkusu. Grafofobikle baş etmeye çalışanlar, iyi yazma yeteneklerinden şüphe eder ve bu konuda başarısızlığa uğrayacaklarından yoğun bir biçimde korkarlar. Belki de yazmaya değer bir şeyleri olmadığından korkabilirler de. Grafofobi, Yunanca yazmak anlamına gelen ‘grapho’ kelimesinden türemiştir.</p>
<p>42. Heliofobi: Heliofobi, yüzlerce insanı etkileyen fakat gerçek araştırması yapılmayan bir fobi türüdür. Pasifik Sağlık Merkezi, cilt kanseri korkusu sebebiyle pek çok insanın güneşten kaçındıklarını belirtiyor. İşte heliofobi de güneşten bu derece korkulmasıdır. Ancak cilt kanseri sebebiyle kaçınma tam olarak heliofobi olarak görülemez. Heliofobikler kapalı alanlarda kalmayı tercih eder ve bu da D vitamini eksikliğine yol açar.         </p>
<p>43. Helmintofobi: Kurtların istilasına uğrama korkusu. Yerden çıktıklarını, iç organlarınızı yemeye çalıştıklarını düşünür ve ayaklarınızda botlarınız, üzerinizde pantolonunuz olduğu hâlde bu korkunuzu yenemiyorsanız minik kurtlardan helmintofobi derecesinde korkuyorsunuz demektir. Aslına bakılırsa bu çok da yersiz bir korku değildir. Yakılarak gömülmek gibi bir planınız yoksa hepimizi bir gün kurtlar yiyecek. Bu korkuyu yaşayanlar kaçınılmaza hazırlanıyorlar.</p>
<p>44. Hemofobi: Kan korkusu. Bu sıkça rastlanan korkuyu yaşayanlar kendi kanlarını, başkalarının ya da bir hayvanın kanını, bazen de kan resimleri, görüntülerini görmekten ve hatta kan düşüncesinden dahi iğrenirler. Kan onlara yara alma ve ölme konusundaki hassasiyetlerini anımsatıyor olabilir.</p>
<p>45. Hippopotomonstroseskippedaliofobi: Uzun kelime korkusu. Bu konu üzerinde fazla konuşmaya gerek yok galiba.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-334 aligncenter" title="20070315093644_stranger_fog" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/20070315093644_stranger_fog.jpg" alt="20070315093644_stranger_fog" width="445" height="603" /></p>
<p>46. Homiklofobi: Sis korkusu. Sis korkusu pek çok şeyle bağdaştırılabilir. Bu problemi yaşayanlar sisin saklanan şeyler için mükemmel bir örtü olduğunu düşünür. Dünyaya kararnlık getirir, şüphenin olduğu gri bir bulut yaratır. Suçluların saklanması için de en güzel yer olarak sis görülür. Doğa üstü korkularla bu fobinin bir bağlantısı olabilir.   <br />
47. Hipnofobi: Uyku korkusu. Hipnofobi, uyku ya da hipnotize olma korkusudur. Kelimenin kökeni Yunanca uyumak anlamına gelen hupnos kelimesidir. Eski Yunan uyku tanrısının adı Hypnos’tur. Bu tarz fobilerin dış etkenler ve iç etkenlerin birleşmesiyle ortaya çıktığına inanılır. </p>
<p>48. Ichthyofobi: Balıklardan korkma. Diğer tüm fobiler gibi ichthyofobiye de neyin sebep olduğu bilinmemektedir ancak ichthyofobikler balıkları yemek ve görmekten korkarlar.</p>
<p>49. Ideofobi: Düşünce korkusu. Özellikle yeni düşünceler, ideofobikleri korkutur.</p>
<p>50. Kainofobi: Yeni olan herhangi bir şeyden korkma. Her ne kadar çocuklar yeni alınan şey bir ders kitabı olsa da o şeye sahip olmaktan mutlu olsalar da işte bu fobiyi taşıyanlar karşılarına çıkabilecek tüm yeni şeylerden korkarlar.</p>
<p>51. Katisofobi: Oturma korkusu. İlk olarak 1904’te belgelenen katisofobi, hareketsiz kalamama durumu olarak da bilinir. Bu fobiyle ilgili olarak yaşanan bir vakada, oturmak işinin bir parçası olan bir adamdan bahsedilir. Bu adam oturmaktan öyle bıkmıştır ki aniden havaya doğru zıplamaya başlar.</p>
<p>52. Lakanofobi: Sebze korkusu. Aslına bakılırsa çocukken hemen herkes bu korkuyu yaşar ancak kimileri bu durumu atlatamaz. İşte bu durumlarda lakanofobi yaşanır. Lakanofobikler sebze yemekten ya da görmekten korkar, gördüklerinde fiziksel reaksiyon gösterirler.</p>
<p>53. Lekofobi: Beyaz renkten korkma. Bu korkuyu yaşayanların hepsi beyaz renkten ve beyaz renkli her şeyden çekinirler.</p>
<p>54. Levofobi: Vücudun sol tarafındaki nesnelerden korkma. Vücudun sağ tarafındaki nesnelerden korkulur da solundakilerden korkulmaz mı?</p>
<p>55. Linonofobi: İplerden korkma. Bu kişiler iplerden ve oluşturdukları türlü nesnelerden )ağ gibi) korarlar.</p>
<p>56. Logofobi: Yunanca kelime anlamına gelen ‘logos’ sözcüğünden türeyen bu fobi, anlaşılacağı üzere kelime korkusudur. Bu kişiler kelimelere karşı çoğunlukla sebepsiz bir korku besler.</p>
<p>57. Melanofobi: Siyah renk korkusu. Bu korkuyu yaşayanlar çoğunlukla siyah renkten ve siyah renkli şeylerden korkarlar.</p>
<p>58. Melofobi: Müzik korkusu. Böyle bir şey nasıl olabilir diyebilirsiniz ancak sahiden de oluyor. Melofobikler müzik duymaktan ve bir parçası olmaktan korkar.</p>
<p>59. Metrofobi: Şiir korkusu. Kitap korkusunun bir alt kategorisi olarak görülebilecek olan metrofobi, insanlardan şiir ve dize korkusu yaratır.</p>
<p>60. Mnemofobi: Hafıza korkusu. Bu kişiler geçmişte yaşadıklarından ve yaşadıklarını anımsamaktan korkar.    </p>
<p>61. Mottefobi: Genel anlamda böcek korkusu altında işlenilebilecek mottefobi, pervane böceği korkusudur ve oldukça sık rastlanır.</p>
<p>62. Nebulafobi: Sis korkusu. Bir diğer adıyla da bahsedildiği üzere bu korkuyu yaşayanlar daha çok sisin sakladıklarından korkar.</p>
<p>63. Neofobi: Yeni olan şeylerin hepsinden korkma.</p>
<p>64. Nephofobi: Bulutlardan korkma. Bulutlar hayalgücünüzün daimi parçaları olsa da kimi insanlar bazılarını mutlu eden o yüzlerden korku çıkartabiliyor.</p>
<p>65. Nomatofobi: İsim korkusu. Yunanca isim anlamına gelen ‘nom’ kelimesinden türeyen bu fobiyi yaşayanlar, yeni isimlerden, isimleri öğrenmekten veya duymaktan korkar.</p>
<p>66. Oktafobi: Sekiz sayısından korkma. Oktafobikler sekiz sayısı ve onunla ilgili her şeyden korkar. Sekizlerin annesi Nadya Suleman’ın iyi ki böyle bir korkusu yokmuş.</p>
<p>67. Ommetafobi: Göz korkusu. Platon’a göre gözler ruhun pencereleridir. Peki bu korkuyu yaşayanlar ne yapıyor? Gözlere bakmaktan olabildiğince kaçınıyor. Bu durumda birini tanıma oldukça güç olmalı.</p>
<p>68. Oneirofobi: Rüya korkusu. Bu korkuyu yaşayanlar rüya görmekten ve rüyalarda başlarına gelebilecek şeylerden korkar. Sonuç olarak insomi gibi bir sorun da yaşanabilir.</p>
<p>69. Opthalmofobi: İnsanın gözlerini açma fobisi. Bu kişiler büyük olasılıkla gözlerini açtıklarında neyle karşılaşacaklarını bilmedikleri için korkarlar.</p>
<p>70. Ostraconofobi: Kabuklu deniz hayvanlarından korkma. Bu sıkça görülen bir korkudur.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-335 aligncenter" title="Shellfish" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/Shellfish.jpg" alt="Shellfish" width="433" height="280" /></p>
<p>71. Panofobi: Her şeyden korkma. Benliğiniz dâhil olmak üzere sizi çevreleyen her şeyden korkuyorsunuz. Tüm fobilerden çok daha ürkütücü.</p>
<p>72. Papyrofobi: Kâğıt korkusu. Papyrofobikler kâğıttan ve kâğıtla ilgili (defter, kitap) şeylerden korkar, bunlarla yüzleşmekten kaçınırlar.</p>
<p>73. Paraskavedekatriafobi: 13. Cuma’dan korkma. Bu da oldukça sık görülen bir fobidir. Bu fobiyi yaşayanlar karanlık cumadan korkar ve o gün evden dışarı çıkmamaya çalışırlar.</p>
<p>74. Peladofobi: Kel insanlardan korkma. Peladofobikler kel insanları görmekten hoşlanmaz, bu insanlardan kaçınırlar.</p>
<p>75. Phobofobi: Korku korkusu. İşte bu en karmaşık korku. Korkmaktan korkarak korkuya yenik düşmek oldukça ironik ancak phobofobikler tam da bu durumu yaşıyor.</p>
<p>76. Fotofobi: Işık korkusu. Işığa aşırı hassasiyet, fazla aydınlatılmış yerlerde ışık değişimine duyarlılık, bu fobinin semptomlarındandır. Işık hassasiyeti, çoğunlukla göze aşırı ışık girmesinden kaynaklanır ve ciddi bir rahatsızlık verir. Bu korkuyu taşıyan insanlar karanlık odaları tercih edebilir ya da güneş gözlüğü kullanabilirler.</p>
<p>77. Phronemofobi: Düşünme korkusu. Tıpkı fikir korkusu gibi bu korku da bir şeylere çözüm getirmek adına düşünceye koyulmaktan duyulan korkunun bir parçasıdır.</p>
<p>78. Pogonofobi: Sakal korkusu. Bu korku, diğerlerine nazaran yine anlaşılabilir bir korkudur. Bu fobiyi yaşayanlar sakallı kimselerden uzak durmaya çalışırlar; tıpkı ufak çocukların yaptığı gibi. Çocuklukta yaşanmış olayların bu fobinin gelişiminde katkısı olabilir.</p>
<p>79. Sciofobi: Gölge korkusu. Özellikle çocuklarda ve kadınlarda görülür. İlerisi paranoyaya gidebilir.</p>
<p>80. Scolionofobi: Okul korkusu.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-336 aligncenter" title="vegetable-fear" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/vegetable-fear.jpg" alt="vegetable-fear" width="322" height="312" /></p>
<p>81. Selenofobi: Ay korkusu. Özellikle dolunay vakti yaşanan bir korkudur.</p>
<p>82. Siderofobi: Yıldız korkusu. Bu kişiler geceleri çıkan yıldızlardan korkar.</p>
<p>83. Sitofobi: Yemek korkusu.</p>
<p>84. Sophofobi: Öğrenme korkusu. Sophofobikler yeni edinilecek bilgilerden kaçınırlar.</p>
<p>85. Stasibasifobi: Yürüme korkusu.</p>
<p>86. Thaasofobi: Oturma korkusu.</p>
<p>87. Trichofobi: Saç korkusu.</p>
<p>88. Triskadekafobi: 13 sayısından korkma.</p>
<p>89. Verbofobi: Kelimelerden korkma.</p>
<p>90. Zantofobi: Sarı renginden korkma.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/en-tuhaf-fobiler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>13. Cuma Neden Uğursuz Sayılır?</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/13-cuma-neden-ugursuz-sayilir.htm?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=13-cuma-neden-ugursuz-sayilir</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/13-cuma-neden-ugursuz-sayilir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 14:49:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[13 sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[13.cuma]]></category>
		<category><![CDATA[batıl inançlar]]></category>
		<category><![CDATA[cuma gününün uğursuzluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç inanışlar]]></category>
		<category><![CDATA[şans]]></category>
		<category><![CDATA[uğursuz günler]]></category>
		<category><![CDATA[uğursuz sayılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[  “13.Cuma Sağlığınız İçin Zararlı Mı?” başlıklı 1993’te yapılmış bir tıp araştırmasının özetinde; 13.Cuma’yı çevreleyen sağlık, davranış ve batıl inançlar arasındaki bağlantıların gözden geçirildiğinden bahsediliyor. Araştırmayı yapan kişi 6.Cuma ve 13. Cuma günlerinde gerçekleşen kazaların listesini birkaç sene boyunca tutmuş. Elde edilen sonuçlara göre insanlar 13.Cuma’da araçlarıyla dışarı çıkmayı tercih etmezken hastanelerde araba kazaları yüzünden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-183 aligncenter" title="friday_the_thirteenth_ver3" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/friday_the_thirteenth_ver3.jpg" alt="friday_the_thirteenth_ver3" width="243" height="365" /></p>
<p>“13.Cuma Sağlığınız İçin Zararlı Mı?” başlıklı 1993’te yapılmış bir tıp araştırmasının özetinde; 13.Cuma’yı çevreleyen sağlık, davranış ve batıl inançlar arasındaki bağlantıların gözden geçirildiğinden bahsediliyor. Araştırmayı yapan kişi 6.Cuma ve 13. Cuma günlerinde gerçekleşen kazaların listesini birkaç sene boyunca tutmuş. Elde edilen sonuçlara göre insanlar 13.Cuma’da araçlarıyla dışarı çıkmayı tercih etmezken hastanelerde araba kazaları yüzünden bulunan insan sayısı, diğer Cuma günlerinde olan kazalara göre çok daha fazla. Böylece çıkartılan sonuç da şu: “13.Cuma kimileri için uğursuzdur. Araba kazalarından hastaneye gitme olasılığı %52’lere kadar çıkabiliyor. O gün evden çıkmamak tavsiye ediliyor.” Paraskevidekatriafobi hastaları (13.Cuma’dan ciddi anlamda korkan insanlar), çoktan heyecanlı bir biçimde bunun sebebini bekliyorlardır. Öyleyse hemen konuya girelim.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>En Yaygın Batıl İnanç</strong></p>
<p>Hristiyan inanışına göre haftanın altıncı günü olan Cuma ve 13 sayısı, eski zamanlardan kaldığı söylenilen bir üne sahiptir. Bazı kaynaklara göre Amerika’daki en yaygın inanış 13.Cuma inanışı. Bazı insanlar o gün işe gitmezken bazıları restoranlarda yemek yemiyor, bir çoğu da böyle bir günde evlenmek istemiyor. Bu batıl inanışın ne kadar eski olduğunu söylemek mümkün değil çünkü kökeni konusunda ancak tahminlerle bulunulabilir.<span id="more-182"></span></p>
<p>Efsaneye göre 13 kişi yemek yemek için aynı sofraya oturursa içlerinden biri bir sene içinde ölür. Pek çok kentte 13.Cadde ya da 13.Bulvar gibi yerler yoktur. Çoğu binanın 13.katı olmaz. İsminize 13 mektup gelmişse şeytanın şansı sizin olur. Bir cadılar toplantısında 13 cadı olur.  </p>
<p>İnsanların 13 sayısını talihsizlikle neden ve nasıl bağdaştırdıkları tam olarak bilinemese de bu batıl inanışın oldukça eski olduğu söyleniyor. Fakat bu konuyla ilgili pek çok teori var. Örneğin bunlardan birinde 13 korkusunun sayı sayma becerisinin başlangıcıyla ilgili olduğu söylenir. İlkel insanlar 10 parmakları ve iki elleri olduğundan 12’ye kadar sayabiliyor ve 13 ile gerisinden, gizeminden korkuyorlardı. Tabii bu teorinin eksik bir tarafı da var: İlkel insanların ayak parmakları yok muydu?</p>
<p> </p>
<p><strong>Ölüm ve Yaşam</strong></p>
<p>Eski medeniyetler 13 korkuları konusunda hemfikir değillerdi. Çinliler ve eski Mısırlılar (bir dönem için) bu sayıyı şanslı kabul ediyorlardı. Eski Mısırlılar’a göre hayat, belli evreler aşılarak kendini gösteren ruhsal bir çıkıştır. Bu evrelerin on ikisi bu hayattadır ve on üçüncüsü, sonsuz olduğuna inanılan öbür hayattadır. Bu yüzden 13 sayısı yok oluş anlamından ziyade muhteşem bir dönüşüm olarak görülen ölümü sembolize eder. Mısır medeniyeti kaybolmuş olmasına rağmen 13 sembolizmi devam etti ve bazı aşınmalara uğrayarak günümüze bir uğursuzluk belirtisi olarak geldi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Lanet</strong></p>
<p>Bazı kaynaklar, batı medeniyetinin ilk günlerinde patriarkal dinlerin kurucuları tarafından, kadınsallığı temsil ettiği için 13’ün kasten yerildiğini söyler. 13, tarih öncesi tanrıçalara tapan kültürlerde kutsal sayılır, çünkü bir sene içindeki aylık döngülere tekabül eder (13&#215;28=364). Güneş takvimi ay takvimini ezince mükemmel sayı 13 değil 12 olur. Böylece 13 bir lanet olarak görülmeye başlanır. Diğer yandan 13 ile ilgili ilk tabulardan birinin de Doğu’da Hindular’da çıktığı söylenir. Bu inanışa göre 13 kişinin herhangi bir sebeple bir araya gelip bir şey yapması şanssızlık getirir. Tuhaf bir biçimde aynı batıl inanç eski Vikingler’de de vardır. Efsanesiyse şöyle anlatılır:</p>
<p>“On iki tanrı, Valhalla’da bir şölene davet edilmişti. Kötü tanrı Loki, Fesatlık Tanrısı, konuk listesinde yoktu fakat partiye yine de geldi. Böylece katılımcı sayısı 13’e çıkmış oldu. Karakterine sadık olan Loki, kör Kış Tanrısı Hod’u ayartarak cehennemi uyandırdı ve tanrıların favorisi olan Balder’e saldırdı. Hod, Loki’nin verdiği ökseotundan mızrağı aldı ve itaatkâr bir biçimde Balder’e vurarak onu anında öldürdü. Tüm Valhalla yasa boğuldu. Çoğunluk öykünün ana fikrinin davetsiz misafirlere karşı dikkatli olun mesajı olduğunu düşünse de Norse mitolojisine göre yemek partilerinde 13 kişi olmasının uğursuzluk getirdiğine inanılmaya başlandı.” Sanki buna destek çıkmak istercesine İncil’de de Son Akşam Yemeği’nde 13 kişinin olduğu söylenir. Ayrıca İsa’nın mitleştirilmiş çarmıha gerilişi de Cuma günü olmuştur.</p>
<p>Bir inanışa göre Cuma günü yatak takımlarını değiştirmek, kötü rüyalar görmenize sebep olur. Cuma günü bir yolculuğa çıkmayın, yoksa başınıza bir kaza gelir. Tırnaklarınızı Cuma günü keserseniz bu size acı getirir. Cuma günü yola çıkan gemiler kötü şanslı olur. Yüz sene önce İngiliz hükümeti, deniziciler arasındaki yaygın batıl inançları kırmak için ‘H.M.S. Friday’ isimli özel bir gemi ayarladı. Gemiyle ilgili her şey, yola çıkışından mürettebatının seçilişine kadar, Cuma günü yapıldı. İsmi Jim Friday (Cuma) olan biri de kaptan olarak seçildi. Fakat insanları yüreklendirmek için yapılan bu çalışma maalesef hüsranla sonuçlandı. Çünkü gemiyi bir daha ne gören ne de hakkında bir şey duyan oldu.</p>
<p>Kimileri Cuma’nın  kötü itibarının Cennet Bahçesi’ne kadar uzandığını söyler. Havva’nın Adem’i yasak meyveyle yoldan çıkartmasının Cuma gününe denk geldiği sanılmaktadır. Böylece her ikisi de cennetten kovuldu. Ayrıca Büyük Tufan’ın da bir Cuma günü olduğuna, tanrının Babil Kulesi’ni inşa edenlerin dilini Cuma günü bağladığına, Solomon’un tapınağının Cuma günü yerle bir edildiğine ve İsa’nın bir Cuma günü çarmıha gerildiğine inanılır. Bu yüzden Cuma Hristiyanlar için tövbe günüdür.</p>
<p>Pagan Roma’sında Cuma idam günüydü fakat diğer Hristiyanlık öncesi kültürlerde şabat günü, ibadet günüdür. Bu yüzden o gün kendileriyle ilgili faaliyetlerde bulunan insanlar tanrıların kutsamasını kazanamazlar.</p>
<p>İşi daha da karmaşıklaştıran, bu pagan kuruluşların Kilise’nin kurulmasıyla kaybolmamasıydı. Cuma onların kutsal günüyse Kilise bunun tam tersini yapmalıydı. Böylece Orta Çağ’da Cuma günü Cadılar Şabatı olarak anılmaya başlandı.</p>
<p style="text-align: center;"><strong> <img class="size-full wp-image-184 aligncenter" title="131" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/131.jpg" alt="131" width="189" height="236" /></strong></p>
<p><strong>Şövalyelerin Mason Teşkilatı</strong></p>
<p>Da Vinci Şifresi isimli romanda tarihsel bir gerçek olarak gösterilen teoriye göre, 13 sayısının durumu, bir çarpışmanın değil 700 sene kadar önce gerçekleşen bir felaketin sonucu. Felaket Haçlı seferleri sırasında oluşturulan efsanevi savaşçı keşişlerin katledilmesiydi. 200 sene boyunca savaşçı bir grup olarak ün yapan bu teşkilat, 1300’lere gelindiğinde öyle güçlü bir hâl almıştı ki krallar ve papazlar tarafından politik bir tehdit olarak görüldü, kilise ve devletin ortaklaşa yaptığı bir suikastle de sona erdirildi.</p>
<p>13 Ekim 1307’de Fransız Kral IV. Philip’in muhafızlarının yaptığı toplu tutuklamalarda binlerce şövalye zincirlenerek büyücülük, dine küfür, müstehcenlik ve homoseksüellik faaliyetleri yürütmekle suçlandı. Bu suçlamaların hiçbiri kanıtlanamadı fakat tutuklamalardan yedi sene sonraki dönemde yüzlerce şövalye iğrenç işkencelere maruz kalarak itirafta bulunmaları istendi. Pek çoğu kazıklara takılarak yakıldı ve işkence gördü.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Modern Bir Fenomen</strong></p>
<p>Aslında kimse 19.yüzyıl öncesinden bu inanışla ilgili kesin bir bulguya rastlayabilmiş değil. Daha eski çağlarda yaşayan insanlar 13.Cuma’yı bir talihsizlik günü olarak görüyorlardıysa da bunu belgeleyecek bir kanıt henüz bulunamadı. Sonuç olarak bazı araştırmacılar bunun 20.yüzyıl medyasının doğurduğu modern bir fenomen olduğunu düşünmeye başladı.</p>
<p>Bundan yüz yıl kadar öncesinde 13.Cuma, fabl sözlüğünde adı geçen bir şey bile değildi. Bahsedilen sözlüğün daha sonraki basımlarında böyle bir giriş görülüyor fakat açıklama oldukça basit: “Özellikle şanssız olan Cuma günleri. bknz. 13.” Yani bu karmaşık batıl inanış basit bir düzeye indirgenmiş oluyor:</p>
<p> </p>
<p>ŞANSSIZ CUMA + ŞANSSIZ 13 = EN ŞANSSIZ CUMA</p>
<p> </p>
<p>Eğer durum böyleyse on üçüncü Cuma’ya böyle bir yafta yapıştırmamız yanlış olur.</p>
<p> </p>
<p><strong>Son Bir Not</strong></p>
<p>‘13: Dünyanın En Popüler Batıl İnancının Hikâyesi’ isimli kitapta yazar Nathaniel Lachenmeyer, ‘şanssız Cuma’yla’ ‘şanssız 13’ün birleşmesinin 13.Cuma isimli ve 1907 senesinde basılmış bir romanla ortaya çıktığını söylüyor. Artık unutulmuş olan bu roman, dönem içerisinde basında büyük yer tutmuş ve insanların bu batıl inanca kayma göstermelerine sebep olmuştur. Romancı Thomas W. Lawson’ın bu temeli kendinin yarattığı tam olarak söylenemez, çünkü yazar bunu romanında toplum bililncinde zaten varolan bir şey olarak gösteriyor. Fakat her ne olursa olsun bugüne kadar devam etmiş bir inanışı bu şekilde yaratmış oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/13-cuma-neden-ugursuz-sayilir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

