<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Önemli Bilgiler &#187; şans</title>
	<atom:link href="http://www.onemlibilgiler.com/index.php/tag/sans/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.onemlibilgiler.com</link>
	<description>Bilgisizlik kolay ve rahat elde edildiği için çoğunluk bilgisizdir  -  La Bruyere</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Mar 2010 10:15:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Tüm Zamanların En İyi Soruları – Bölüm II</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/tum-zamanlarin-en-iyi-sorulari-%e2%80%93-bolum-ii.htm</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/tum-zamanlarin-en-iyi-sorulari-%e2%80%93-bolum-ii.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 16:51:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Merak Edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[acıkma sebeplerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[acıkmak]]></category>
		<category><![CDATA[blu-tack]]></category>
		<category><![CDATA[bulutların uçuşu]]></category>
		<category><![CDATA[burun akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[çift eklemliler]]></category>
		<category><![CDATA[dijital fotoğraflar]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik telindeki kuşlar]]></category>
		<category><![CDATA[en ilginç sorular]]></category>
		<category><![CDATA[eşek arıları]]></category>
		<category><![CDATA[evrim teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenlerin dönüşü]]></category>
		<category><![CDATA[gıdıklanmak]]></category>
		<category><![CDATA[güneş ışığı]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırırken gözleri kapatmak]]></category>
		<category><![CDATA[inuit tuvaletleri]]></category>
		<category><![CDATA[ışık hızı]]></category>
		<category><![CDATA[kainatın ana maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[kandaki demir]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı şarap]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı üzüm]]></category>
		<category><![CDATA[kurşun geçirmez cam]]></category>
		<category><![CDATA[merak edilen sorular]]></category>
		<category><![CDATA[müzikle büyüyen bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[saf oksijen çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[şans]]></category>
		<category><![CDATA[sinekler]]></category>
		<category><![CDATA[su alerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[su içen balıklar]]></category>
		<category><![CDATA[sumo güreşçileri]]></category>
		<category><![CDATA[tohumların büyüme yönü]]></category>
		<category><![CDATA[uzayın başlangıç noktası]]></category>
		<category><![CDATA[viagranın işleyişi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı insanlarda kelleşme]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlar]]></category>
		<category><![CDATA[yüzen zürafalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=296</guid>
		<description><![CDATA[1. Suya alerjimiz olabilir mi? - Hayır. Bir maddeye karşı hassasiyet, bağışıklık sistemi antikorları ona saldırınca oluşur. Fakat suya karşı hassasiyet gösteren hiçbir antikor yoktur. 2. Kurşun geçirmez cam nasıl yapılır? - Bu tür camlara kurşuna dayanıklı camlar denilmesi daha doğru olur, çünkü delme durumuna karşı dayanıklıysalar da aynı noktaya birkaç defa atış yapılması sonucu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-297 aligncenter" title="sun_euv19" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/sun_euv19.gif" alt="sun_euv19" width="448" height="464" /></p>
<p>1. Suya alerjimiz olabilir mi?</p>
<p>- Hayır. Bir maddeye karşı hassasiyet, bağışıklık sistemi antikorları ona saldırınca oluşur. Fakat suya karşı hassasiyet gösteren hiçbir antikor yoktur. <span id="more-296"></span></p>
<p>2. Kurşun geçirmez cam nasıl yapılır?</p>
<p>- Bu tür camlara kurşuna dayanıklı camlar denilmesi daha doğru olur, çünkü delme durumuna karşı dayanıklıysalar da aynı noktaya birkaç defa atış yapılması sonucu hasar oluşacaktır. Çoğunlukla bir kat aşınabilir polikarbonat plastiğin iki cam tabaka arasına konulmasıyla yapılır. Kurşunun etkisiyle dış cam çatlar ve enerjiyi geniş bir alana yayar. Böylece plastik kat zarar görür fakat patlamaz.</p>
<p>3. Tohumlar hangi yöne doğru büyüyeceklerini nereden bilir?</p>
<p>- Tüm bitkiler çekimsel alanın yönünü hissedebilir ve kendilerini buna göre ayarlayabilirler. Buna geotaksi adı verilir. Olgun bitkilerde fototaktizm (ışık kaynağına doğru gelişme) çekimsel etkiyi sap ve yapraklar için bastırır fakat kökler (ve toprak altındayken tohumlar) uyum için yer çekimine güvenirler.</p>
<p>4. Sumo güreşçileri neden bu kadar kiloludur?</p>
<p>- Bu durum, Newton’ın ikinci hareket yasasıyla ilgilidir. Buna göre hız = güç/kütle. Yani ne kadar ağırsanız sizi ringden atabilmek ya da kaldırıp atabilmek için rakibiniz o kadar güç uygulayacaktır. En ağır güreşçi 267 kilogramdır ve bu zamana kadar hiçbir ağırlıkçı bu kadar fazla kiloyu kaldırmamıştır.</p>
<p>5. Blu-tack yapıştırıcısı yapışabiliyor da nasıl yapışkanlı gibi gelmiyor?</p>
<p>- Blu-tack’te elektrostatik etkileşim bulunur, bu da kendisi ve yapıştığı şey arasında kimyasal bir bağ oluşturur. Çok ufak moleküllerden oluşur ve zamanla maddelerin yüzeyindeki mikroskobik girintilere sızar. Blu-tack ilk başta elinize yapışmıyor gibi gelebilir fakat uzun bir süre elinizde tutarsanız yapışmaya başlayacaktır.    </p>
<p>6. Yaşlı adamlar neden kelleşirken burun kılları uzar?</p>
<p>- Erkek cinsinde kellik DHT hormonu ya da dihydro-testosteronu sebebiyle ortaya çıkar. Bunun vücut üzerinde daha başka pek çok etkisi vardır ve burundaki kıl kaybını durdurduğuna inanılır. Böylece her tüy ekseninin daha uzun bir uzama dönemi olur. Ancak asıl mekanizma hâlâ tam olarak anlaşılabilmiş değildir.</p>
<p>7. Kainat neden yapılmıştır?</p>
<p>- 21.yüzyıl bilimi karşısındaki en büyük gizemlerden biri budur. Sıcaklıkla ilgili yapılan Büyük Patlama’dan kalma yakın zamanlardaki çalışmalarda atomlardan oluşan itibari maddelerin, Kainattaki maddelerin yalnızca yüzde birkaçını açıklar. Bunların çoğu sözde soğuk katı madde formundadır ve onun da bu şeytanî ismi astronomların bunun ne olduğunu bilmediği gerçeğini yansıtmaktadır.</p>
<p>8. Saf oksijeni içine çekmek neden insanı öldürür?</p>
<p>- Kanımız içimize çektiğimiz oksijeni yakalamak ve hemoglobin adı verilen molekülün taşınmasına güvenle bağlamak üzere gelişmiştir. Normal O2 konsantrasyonundan daha yoğun bir havayı içinize çekerseniz ciğerlerdeki oksijen kanın bunu taşıma yeteneğini bastırır. Sonuç olarak oksijen ciğerlerin yüzey proteinlerini bağlar, merkezî sinir sisteminin işleyişini sekteye uğratır ve retinaya saldırır.</p>
<p>9. Hapşırırken gözlerimi kapatmazsam patlarlar mı?</p>
<p>- Hayır, hapşırma olayına dâhil olan burun ve boğazdaki hava boşluklarının gözün arkasındaki bir şeye doğrudan bağlanmaması da dâhil olmak üzere pek çok sebepten ötürü böyle bir şey olamaz. Bu demek oluyor ki gözlerinizi yuvalarından çıkartabilecek bir basınç uygulayamazlar.</p>
<p>10. Tüm insanlık ölse yeniden maymunlardan türer miydik?</p>
<p>- Türe özel bir salgınla hepimiz ölsek belki bir bir başka maymun türü evrim geçirip iki ayak üzerinde yürümeyi başarabilirdi.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-298 aligncenter" title="moon1230534473" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/moon1230534473.jpg" alt="moon1230534473" width="400" height="329" /></p>
<p>11. Eşek arıları bal yapabilir mi?</p>
<p>- Hayır. Yetişkin eşek arıları çiçeklerden nektar alır fakat bunları bala dönüştürmez. Avlarının içine yumurta bırakarak yavrularını beslerler.</p>
<p>12. Neden acıkırız?</p>
<p>- Akciğer-mide siniri midedeki tokluk hissiyle ilgili bilgileri beyindeki hipotalamusa gönderir. Açlık aynı zamanda insülin, leptin, grelin ve kolesistokinin de dâhil olmak üzere hormonlar tarafından da kontrol edilir. Bunların seviyeleri, kandaki ve sindirim yolundaki farklı besin seviyelerine göre değişir.</p>
<p>13. Viagra nasıl işliyor?</p>
<p>- Viagra, aslen yüksek tansiyon ya da kalp hastalığı yaşayan hastalar için araştırılan bir ilaç olan sildenafil sitratın marka adıdır. PDE5 isimli bir enzimin hareketlerini engelleme yoluyla işler. Bu enzimin rolü, corpus cavernosanın (penisteki ereksiyon doku kütlesi) pürüzsüz kaslarını yumuşatan cGMP isimli bir başka enzimi yıkmaktır. Corpus cavernosa da bunların kanla dolmasını ve ereksiyonun gerçekleşmesini sağlar. Sildenafil sitrat PDE5’I engelleyince cGMP seviyesi, erkek cinsel anlamda aktif kaldığı sürece yükselmeye devam eder ve böylece corpus cavernosa normalde olduğundan daha baskın bir kanla şişmiş olur. 1980’lerin başında ereksiyon yaratabilmek için bazı kas gevşeticiler kullanılmıştır. Fakat Viagra’yı özel kılan erkeğin yalnızca cinsel anlamda uyanmış olduğu bir zamanda işe yaramasıdır. Bunun sebebi PDE5 enziminin özelliğidir.  </p>
<p>14. Sinekler neden kötü kokuya gelirler?</p>
<p>- Bize çürüme habercisi olarak gelen kokular, sinekler için tam da aynı sebepten ötürü çok çekicidir. Organik madde (hayvan ya da sebze) çürümeye başladığında yumuşak ve nemli bir hâl alır ve sinek larvası için ideal üreme koşullarını oluşturur. Dişi sinekler yumurtalarını dizi hâlinde (ev sineğiyse 50 ya da 100 kadar) bıraktıkları çürümüş materyallere çekilirler. Bu yumurtalar 12 saatte kabuklarından çıkabilir ve larva yumuşak materyalin içine saklanarak pupaya dönmeden birkaç gün orada beslenir. Pupa da yetişkin sinekler üretir. Yumurtadan yetişkinliğe geçiş için 10 gün gibi kısa bir süre gerekir.</p>
<p>15. Kafamızı vurduktan sonra neden yıldızlar görürüz?</p>
<p>- Görülen yıldızlar aslında görsel konrteksinizde anlık ateşlenen nöronlardır. Oksijenlenme seviyesi, hızla ayağa kalktığınız ya da beyninize aniden sert bir darbe aldığınızda kılcal damarlarınıza kan göndererek birden değiştiğinde bu durum gerçekleşir. Kılcal damarlara en yakın olan nöronlar ilk olarak etkilenirler ve yeterince hızlı olursa etraftaki nöronlara gelmeden yanabilirler. Bu da beyninizin ışık olarak yorumladığı izole işaretlere sebep olur.</p>
<p>16. Kuşlar elektrik kablolarına tünediklerinde neden elektrik akımına kapılmazlar?</p>
<p>- Asıl öldüren tek başına voltaj değildir. Elektriğin akması için gerekli olan voltaj değişimleri de burada iş görür. Eğer bir kuş 35,000 voltluk tek bir elektrik hattına tünerse voltaj farklılıklarının olmaması güveni sağlar. Ancak kanatlarını açarak farklı voltajdaki bir başka elektrik hattına değerse elektriğe kapılır. Bu yüzden elektrik şirketleri kablolar arasına yeterince aralık bırakır.</p>
<p>17. Güneş ışığı neden insanı mutlu eder?</p>
<p>- Beyinde ve dolaşım sisteminde ruh hâllerimizi idare ederek iyi hissetme faktörlerini artıran bir dengeleme oluşumu vardır. Kışları bu durum bazen Mevsimsel Bozukluklara sebep olur. Beyindeki pineal bezlerinin ürettiği melatonin hormonu uyku/uyanıklık döngümüzü düzenler fakat bunun aşırı seviyeleri depresyona sebep olabilir. Yüzümüzdeki ışık hareketi melatonin sentezini bastırır ve ruh hâlimizi artırır. Evrimsel teoriler de buna uyum sağlayabilir. Geceleri uyuyan pek çok primat vardır ve büyük olasılıkla her zaman depresyonda olmazlar. Işığı karanlığa tercih etmemizin sebebi büyük ihtimalle insanların gün içerisinde aktif olmasıdır.</p>
<p>18. Kırmızı üzüm yemek kırmızı şarap içmek gibi iyi gelir mi?</p>
<p>- Hayır. Kırmızı şarabın artıları, üzüm suyundakinden iki kat daha yoğun olan flavonoidlerden kaynaklanır.</p>
<p>19. Kanımızdaki demir güçlü manyetik alanlardan etkilenir mi?</p>
<p>- evet fakat çok az. Rastgele termal hareketler hemoglobin meloküllerinin durgun manyetik dipoller oluşturmasını engeller.</p>
<p>20. 100 senelik fotoğraflar hâlâ duruyor. Dijital makinelerle çekilen fotoğraflar da bu kadar dayanıklı olabilecek mi?</p>
<p>- Eğer fotoğrafları bastırır ya da ışığa dayanıklı CD-R’larda muhafaza ederseniz dayanabilirler.</p>
<p>21. Bazı insanlar şanslı mı doğuyor?</p>
<p>- Şans tesadüfîdir ya da o şey gerçekten şans değildir. Bir insandan diğerine değişen şey şansı ve iyi talihi algılama biçimidir. Focus dergisine katkıda bulunan ve ‘Şans Faktörü’ isimli kitabı yazan Profesör Richard Wiseman, bazı insanların diğerlerine göre fırsatları değerlendirme ve yeni tecrübelere açık olan rahat bir tavır takınma konusunda daha iyi olduklarını söylüyor. Asıl gerçek bu insanların kendilerini şanslı görmesi, iyi şansın etkilerini abartarak hayatlarını iyimser bir açıdan değerlendirmeleri ve kötü şansı da böyle yok etmeleridir.</p>
<p>22. Bağımlı olmak için ne kadar sigara içmek gerekir?</p>
<p>- Nikotin bağımlılığı Fagerstrom testi uygulanarak değerlendirilir. Bu, günde kaç sigara içtiğiniz ve uyandıktan ne kadar süre sonra sigara içtiğinizin değerlendirildiği kısa bir ankettir. Sigaraya bağımlı olmak için birden fazla sigara gerekir fakat genç içicilerde bağımlılık genelde ilk denemeden sonraki bir sene içerisinde başlar.</p>
<p>23. Bulutlar neden uçar?</p>
<p>- Bulutları oluşturan sıcak, nemli havaların yukarıya çıkışı aynı zamanda onların yukarıda durmasını da sağlar. Tipik bir buluttaki toplam su oranı 200 fil ağırlığındadır fakat yere düşmezler çünkü su minik damlacıklar ve buz kristallerine ayrılır. En büyük damlacıkların bile çapı 0.1 mm’dir. Bu büyüklükteki bir damlacığın düşmesi öyle bir hava rezistansıyla karşılaşır ki en yüksek hızı 30 cm² olur. Ancak bir bulutta düşüş hızı, yükselen havanın çıkış hızıyla dengelenir. Böyle pek çok damlacık bir araya geldiğinde yağmur olacak kadar büyük bir hâl alırlar. Bulutların havada durmasını sağlayacak hava hızı bulutun tipine göre değişir. Düz, yaygın, katmanlı bulutlar saniyede yalnızca birkaç santimetre yükselen hafif hava akımlarınca oluşturulur ve desteklenir. Ağır yağış ve fırtınalara sebep olan kümülüs (ya da taşınımlı) bulutlarında daha büyük damlacıklar bulunur ve destek için saniyede birkaç metrelik hava yükselişine ihtiyaç duyarlar.   </p>
<p>24. Uzay hangi noktada başlar?</p>
<p>- Astronotlar uzayı dolaşmaya başladıktan elli yıl kadar sonra dahi uluslararası anlamda kabul edilmiş bir uzay başlangıç noktası yoktur. NASA geleneksel olarak 80 km’lik yüksekliğe ulaşan insanlara ödül veriyor. 1960’larda NASA’nın deneysel roket uçağı X-15’inden sekiz pilota bu mükafat verildi; tıpkı Mercury, Gemini ve Apollo programlarının astronotları gibi. Bunların arasında Joe walker 1963’te iki defa 100 km’den yüksek noktalara ulaşarak ödül almıştır. Çoğu uzman bu yüksekliğe varma görevinin gerçek bir uzay uçuşu gerektirdiğini söylüyor. Henüz yasal bir belirleme olmasa da 2002 senesinde Avustralyalı hukukçular 100 km’yi uzayın başladığı alan olarak tanımlıyor.</p>
<p>25. Neden acı bir yemek yerken burnumuz akar?</p>
<p>- Akan burunların sebebi çoğunlukla burundaki göz yaşı kanallarından geçen akan gözlerdir. Yaşaran gözün refleksi ana yüz siniri olan ve ağızda, burunda ve gözde kolları olan üçlü sinirlerce tavassut edilir. Bu refleks kuvvetle muhtemel gözleri ve burnu tahriş edicilerden temizlemek için gelişmiştir. Acı yemeklerde tahriş edici olarak kapsaisin yağını, soğuk havalardaysa rüzgârın kurutucu etkisini suçlamak gerekir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-299 aligncenter" title="seed_growing" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/12/seed_growing.jpg" alt="seed_growing" width="331" height="464" /></p>
<p>26. Ne kadar hızla gidersem batmadan deniz kayağı yapabilirim? (65 kilogramda)</p>
<p>- Newton’un hareket kurallarına göre yapılan bir hesaplamayla saatte 20 km’nin uygun bir hız olacağı söylenebilir. Size ayakta tutan kaldırma gücü, arasından geçmek için suyu yolunuzdan çıkarmada harcadığınız güce karşı bir reaksiyondur. Değeri de hızınıza, suyla teması bulunan kayak bölgesi ve kayağın suya karşı saldırdığı açıya göre değişir. Su kayağı resim ve filmlerinden anlaşıldığına göre tipik bir saldırı açısı 15°’dir ve ağırlığınızı tutmak için saatte 20 km gibi bir hıza ihtiyaç vardır. Ancak bu değeri yine de çok ciddiye almayın, çünkü sürtünme çekişi, burun dalgası etkisi ya da kayağın biçimi dikkate hesaba katılmamıştır. Ancak tecrübelerle ve üst seviye bir K-4 kayak takımının daha hafif bir su kayakçısını saatte 20 km’nin biraz üzerinde olup rekor bir hızla çekebileceği iddiasıyla da uyum içindedir.</p>
<p>27. İnsanlar gıdıklandıklarında neden gülerler?</p>
<p>- Çoğu tür, gıdıklama ya da hafif dokunma gibi şeylere, hassas bölgelere gelebilecek bir saldırıyı önlemek amacıyla geri çekilerek karşılık verir. Görünen o ki, gıdıklanmayı kişisel yakınlık ifadesi olan yalancı bir saldırı olarak algılamaya başladığımızda çocuk olarak güleriz. Tuhaf bir biçimde bilişsel nörobilimci Sarah-Jayne Blakemore’un yakın zamanlarda yaptığı bir araştırmaya göre ne kadar denesek de kendi kendimizi gıdıklayamayız.</p>
<p>28. Balıklar su içer mi?</p>
<p>- Bu sorunun cevabı hem evet hem hayır. Tatlı su balıkları ozmoz yoluyla solungaçlarından gereğinden fazla su emerlerken tuzlu su balıkları ozmoz yoluyla su kaybettiklerinden su içerler.</p>
<p>29. İnuit tuvaletleri de buzdan mı yapılmıştır?</p>
<p>- İnuit insanlarının tuvaletleri de herkesinki gibidir. Çoğu Arktik insanının bir igloya en yakın olduğu an DVD’de Kuzeyli Nanook filmini izlediği andır.</p>
<p>30. Zürafalar yüzebilir mi?</p>
<p>- Evet, BBC kanalının Büyük Kedilerin Günlüğü programı ekibi, Kenya’daki Mara Nehri’nde kısa mesafeli de olsa yüzen bir zürafa görüntüledi.</p>
<p>31. Bitkilere müzik çalmak büyümelerine yardımcı olur mu?</p>
<p>- Hayır, ses titreşimine cevap veren çok az bitki vardır. Örneğin Mimosa pudica (küstüm otu) bu tepkiyi verir. Ancak müziksel takdir tamamen farklı bir konudur.</p>
<p>32. Deniz anasının soktuğu bir yerin üzerine küçük tuvaletinizi yapmak sahiden de acıyı azaltır mı?</p>
<p>- Hayır, böyle bir şey büyük olasılıkla cildinizin altına zehir enjekte eden minik, salgı dolu zıpkınlar olan daha fazla yakıcı kapsülün ateşlenmesine neden olur.</p>
<p>33. Neden tüm gezegenler ve aylar dönüyor?</p>
<p>- Bunun sebebi Solar sistemin kökenlerine bağlı. Çünkü ilk başta Güneş, tesadüfî olarak dönen toz ve gaz bulutlarıyla çevriliydi. Yer çekimiyle Güneş’e doğru çekilen bu bulutlar,tercih edilen bir hareket yönüne ittiren iç çarpışmalarla daha yoğun bir hâl aldı. Lavaboda dönen su gibi sürekli hızlanan bir oranla bu yöne doğru çekilen çarpışan bulutlar da sonuç olarak kendi yer çekimleri altında çökecek kadar yoğunlaşır ve dönen gezegenlerle ayları oluşturur. Tek istisna Satürn’ün ayı Hyperion’dur. Bu ay, oldukça şiddetli bir etki görmüş olmalıdır ki uzayda düzensiz bir biçimde yuvarlanan patates şeklinde bir kayaya dönüşebilsin.</p>
<p>34. Işık hızının herkes için aynı olduğunu nereden biliyoruz?</p>
<p>- Bu, özel görelilik teorisinin ardındaki iddiadır ve tam olarak açık değildir. Trenin hızı istasyonda duran biri için saatte 200 km olabilir fakat diğer yönden gelen bir tren için saatte 400 kilometre olabilir. Einstein’ın nasıl hareket ettikleri önemli olmaksızın ışık hızının herkes için aynı olduğu iddiası, Cenevre’deki CER N uzmanları tarafından onaylandı. Atom-altı partikülleri ışık hızının yüzde 99.975’ine kadar hızlanabilmişlerdir fakat saldıkları ışık hızı ölçüldüğünde saniyede 300,000 km olduğu görüldü. Bu da, Einstein’ın tahmin ettiği gibi partiküllerin sabit olduklarındaki hızıyla aynıdır.</p>
<p>35. Neden bazı insanlar çift eklemlidirler?</p>
<p>- Uzuvlarınızdaki asıl eklem sayısı, çok ağır gelişimsel anormallik durumları dışında çok fazla değişmez. Ancak eklemlerin iki ucunda kemikleri bir arada tutan bağ dokular, elastiklik anlamında bir insandan diğerine değişir. Gençler ve eklemlerini jimnastik ya da yogayla esneten insanlar, bizlere tuhaf gibi görünen bir dizi hareketi gerçekleştirebilir. Hipermobilite olarak da bilinen akıl almaz eklem konumlanmasının sebebi ya eklemlerdeki hizasız ve kusurlu kemiklerdir ya da ciltteki kolojen yapısını, bağ dokularını ve kemikleri etkileyen kalıtsal bir durum olan Ehlers-Danlos Sendromudur. Ayrıca eklem profriosepsiyonunu azaltan bazı insanlar da vardır. Böylece beyin bir eklemin ne kadar uzadığını doğru olarak algılayamaz ve kaslara düzgünce sinyal gönderemez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/genel/tum-zamanlarin-en-iyi-sorulari-%e2%80%93-bolum-ii.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>13. Cuma Neden Uğursuz Sayılır?</title>
		<link>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/13-cuma-neden-ugursuz-sayilir.htm</link>
		<comments>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/13-cuma-neden-ugursuz-sayilir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 14:49:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[13 sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[13.cuma]]></category>
		<category><![CDATA[batıl inançlar]]></category>
		<category><![CDATA[cuma gününün uğursuzluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç inanışlar]]></category>
		<category><![CDATA[şans]]></category>
		<category><![CDATA[uğursuz günler]]></category>
		<category><![CDATA[uğursuz sayılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.onemlibilgiler.com/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[  “13.Cuma Sağlığınız İçin Zararlı Mı?” başlıklı 1993’te yapılmış bir tıp araştırmasının özetinde; 13.Cuma’yı çevreleyen sağlık, davranış ve batıl inançlar arasındaki bağlantıların gözden geçirildiğinden bahsediliyor. Araştırmayı yapan kişi 6.Cuma ve 13. Cuma günlerinde gerçekleşen kazaların listesini birkaç sene boyunca tutmuş. Elde edilen sonuçlara göre insanlar 13.Cuma’da araçlarıyla dışarı çıkmayı tercih etmezken hastanelerde araba kazaları yüzünden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-183 aligncenter" title="friday_the_thirteenth_ver3" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/friday_the_thirteenth_ver3.jpg" alt="friday_the_thirteenth_ver3" width="243" height="365" /></p>
<p>“13.Cuma Sağlığınız İçin Zararlı Mı?” başlıklı 1993’te yapılmış bir tıp araştırmasının özetinde; 13.Cuma’yı çevreleyen sağlık, davranış ve batıl inançlar arasındaki bağlantıların gözden geçirildiğinden bahsediliyor. Araştırmayı yapan kişi 6.Cuma ve 13. Cuma günlerinde gerçekleşen kazaların listesini birkaç sene boyunca tutmuş. Elde edilen sonuçlara göre insanlar 13.Cuma’da araçlarıyla dışarı çıkmayı tercih etmezken hastanelerde araba kazaları yüzünden bulunan insan sayısı, diğer Cuma günlerinde olan kazalara göre çok daha fazla. Böylece çıkartılan sonuç da şu: “13.Cuma kimileri için uğursuzdur. Araba kazalarından hastaneye gitme olasılığı %52’lere kadar çıkabiliyor. O gün evden çıkmamak tavsiye ediliyor.” Paraskevidekatriafobi hastaları (13.Cuma’dan ciddi anlamda korkan insanlar), çoktan heyecanlı bir biçimde bunun sebebini bekliyorlardır. Öyleyse hemen konuya girelim.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>En Yaygın Batıl İnanç</strong></p>
<p>Hristiyan inanışına göre haftanın altıncı günü olan Cuma ve 13 sayısı, eski zamanlardan kaldığı söylenilen bir üne sahiptir. Bazı kaynaklara göre Amerika’daki en yaygın inanış 13.Cuma inanışı. Bazı insanlar o gün işe gitmezken bazıları restoranlarda yemek yemiyor, bir çoğu da böyle bir günde evlenmek istemiyor. Bu batıl inanışın ne kadar eski olduğunu söylemek mümkün değil çünkü kökeni konusunda ancak tahminlerle bulunulabilir.<span id="more-182"></span></p>
<p>Efsaneye göre 13 kişi yemek yemek için aynı sofraya oturursa içlerinden biri bir sene içinde ölür. Pek çok kentte 13.Cadde ya da 13.Bulvar gibi yerler yoktur. Çoğu binanın 13.katı olmaz. İsminize 13 mektup gelmişse şeytanın şansı sizin olur. Bir cadılar toplantısında 13 cadı olur.  </p>
<p>İnsanların 13 sayısını talihsizlikle neden ve nasıl bağdaştırdıkları tam olarak bilinemese de bu batıl inanışın oldukça eski olduğu söyleniyor. Fakat bu konuyla ilgili pek çok teori var. Örneğin bunlardan birinde 13 korkusunun sayı sayma becerisinin başlangıcıyla ilgili olduğu söylenir. İlkel insanlar 10 parmakları ve iki elleri olduğundan 12’ye kadar sayabiliyor ve 13 ile gerisinden, gizeminden korkuyorlardı. Tabii bu teorinin eksik bir tarafı da var: İlkel insanların ayak parmakları yok muydu?</p>
<p> </p>
<p><strong>Ölüm ve Yaşam</strong></p>
<p>Eski medeniyetler 13 korkuları konusunda hemfikir değillerdi. Çinliler ve eski Mısırlılar (bir dönem için) bu sayıyı şanslı kabul ediyorlardı. Eski Mısırlılar’a göre hayat, belli evreler aşılarak kendini gösteren ruhsal bir çıkıştır. Bu evrelerin on ikisi bu hayattadır ve on üçüncüsü, sonsuz olduğuna inanılan öbür hayattadır. Bu yüzden 13 sayısı yok oluş anlamından ziyade muhteşem bir dönüşüm olarak görülen ölümü sembolize eder. Mısır medeniyeti kaybolmuş olmasına rağmen 13 sembolizmi devam etti ve bazı aşınmalara uğrayarak günümüze bir uğursuzluk belirtisi olarak geldi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Lanet</strong></p>
<p>Bazı kaynaklar, batı medeniyetinin ilk günlerinde patriarkal dinlerin kurucuları tarafından, kadınsallığı temsil ettiği için 13’ün kasten yerildiğini söyler. 13, tarih öncesi tanrıçalara tapan kültürlerde kutsal sayılır, çünkü bir sene içindeki aylık döngülere tekabül eder (13&#215;28=364). Güneş takvimi ay takvimini ezince mükemmel sayı 13 değil 12 olur. Böylece 13 bir lanet olarak görülmeye başlanır. Diğer yandan 13 ile ilgili ilk tabulardan birinin de Doğu’da Hindular’da çıktığı söylenir. Bu inanışa göre 13 kişinin herhangi bir sebeple bir araya gelip bir şey yapması şanssızlık getirir. Tuhaf bir biçimde aynı batıl inanç eski Vikingler’de de vardır. Efsanesiyse şöyle anlatılır:</p>
<p>“On iki tanrı, Valhalla’da bir şölene davet edilmişti. Kötü tanrı Loki, Fesatlık Tanrısı, konuk listesinde yoktu fakat partiye yine de geldi. Böylece katılımcı sayısı 13’e çıkmış oldu. Karakterine sadık olan Loki, kör Kış Tanrısı Hod’u ayartarak cehennemi uyandırdı ve tanrıların favorisi olan Balder’e saldırdı. Hod, Loki’nin verdiği ökseotundan mızrağı aldı ve itaatkâr bir biçimde Balder’e vurarak onu anında öldürdü. Tüm Valhalla yasa boğuldu. Çoğunluk öykünün ana fikrinin davetsiz misafirlere karşı dikkatli olun mesajı olduğunu düşünse de Norse mitolojisine göre yemek partilerinde 13 kişi olmasının uğursuzluk getirdiğine inanılmaya başlandı.” Sanki buna destek çıkmak istercesine İncil’de de Son Akşam Yemeği’nde 13 kişinin olduğu söylenir. Ayrıca İsa’nın mitleştirilmiş çarmıha gerilişi de Cuma günü olmuştur.</p>
<p>Bir inanışa göre Cuma günü yatak takımlarını değiştirmek, kötü rüyalar görmenize sebep olur. Cuma günü bir yolculuğa çıkmayın, yoksa başınıza bir kaza gelir. Tırnaklarınızı Cuma günü keserseniz bu size acı getirir. Cuma günü yola çıkan gemiler kötü şanslı olur. Yüz sene önce İngiliz hükümeti, deniziciler arasındaki yaygın batıl inançları kırmak için ‘H.M.S. Friday’ isimli özel bir gemi ayarladı. Gemiyle ilgili her şey, yola çıkışından mürettebatının seçilişine kadar, Cuma günü yapıldı. İsmi Jim Friday (Cuma) olan biri de kaptan olarak seçildi. Fakat insanları yüreklendirmek için yapılan bu çalışma maalesef hüsranla sonuçlandı. Çünkü gemiyi bir daha ne gören ne de hakkında bir şey duyan oldu.</p>
<p>Kimileri Cuma’nın  kötü itibarının Cennet Bahçesi’ne kadar uzandığını söyler. Havva’nın Adem’i yasak meyveyle yoldan çıkartmasının Cuma gününe denk geldiği sanılmaktadır. Böylece her ikisi de cennetten kovuldu. Ayrıca Büyük Tufan’ın da bir Cuma günü olduğuna, tanrının Babil Kulesi’ni inşa edenlerin dilini Cuma günü bağladığına, Solomon’un tapınağının Cuma günü yerle bir edildiğine ve İsa’nın bir Cuma günü çarmıha gerildiğine inanılır. Bu yüzden Cuma Hristiyanlar için tövbe günüdür.</p>
<p>Pagan Roma’sında Cuma idam günüydü fakat diğer Hristiyanlık öncesi kültürlerde şabat günü, ibadet günüdür. Bu yüzden o gün kendileriyle ilgili faaliyetlerde bulunan insanlar tanrıların kutsamasını kazanamazlar.</p>
<p>İşi daha da karmaşıklaştıran, bu pagan kuruluşların Kilise’nin kurulmasıyla kaybolmamasıydı. Cuma onların kutsal günüyse Kilise bunun tam tersini yapmalıydı. Böylece Orta Çağ’da Cuma günü Cadılar Şabatı olarak anılmaya başlandı.</p>
<p style="text-align: center;"><strong> <img class="size-full wp-image-184 aligncenter" title="131" src="http://www.onemlibilgiler.com/wp-content/uploads/2009/11/131.jpg" alt="131" width="189" height="236" /></strong></p>
<p><strong>Şövalyelerin Mason Teşkilatı</strong></p>
<p>Da Vinci Şifresi isimli romanda tarihsel bir gerçek olarak gösterilen teoriye göre, 13 sayısının durumu, bir çarpışmanın değil 700 sene kadar önce gerçekleşen bir felaketin sonucu. Felaket Haçlı seferleri sırasında oluşturulan efsanevi savaşçı keşişlerin katledilmesiydi. 200 sene boyunca savaşçı bir grup olarak ün yapan bu teşkilat, 1300’lere gelindiğinde öyle güçlü bir hâl almıştı ki krallar ve papazlar tarafından politik bir tehdit olarak görüldü, kilise ve devletin ortaklaşa yaptığı bir suikastle de sona erdirildi.</p>
<p>13 Ekim 1307’de Fransız Kral IV. Philip’in muhafızlarının yaptığı toplu tutuklamalarda binlerce şövalye zincirlenerek büyücülük, dine küfür, müstehcenlik ve homoseksüellik faaliyetleri yürütmekle suçlandı. Bu suçlamaların hiçbiri kanıtlanamadı fakat tutuklamalardan yedi sene sonraki dönemde yüzlerce şövalye iğrenç işkencelere maruz kalarak itirafta bulunmaları istendi. Pek çoğu kazıklara takılarak yakıldı ve işkence gördü.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Modern Bir Fenomen</strong></p>
<p>Aslında kimse 19.yüzyıl öncesinden bu inanışla ilgili kesin bir bulguya rastlayabilmiş değil. Daha eski çağlarda yaşayan insanlar 13.Cuma’yı bir talihsizlik günü olarak görüyorlardıysa da bunu belgeleyecek bir kanıt henüz bulunamadı. Sonuç olarak bazı araştırmacılar bunun 20.yüzyıl medyasının doğurduğu modern bir fenomen olduğunu düşünmeye başladı.</p>
<p>Bundan yüz yıl kadar öncesinde 13.Cuma, fabl sözlüğünde adı geçen bir şey bile değildi. Bahsedilen sözlüğün daha sonraki basımlarında böyle bir giriş görülüyor fakat açıklama oldukça basit: “Özellikle şanssız olan Cuma günleri. bknz. 13.” Yani bu karmaşık batıl inanış basit bir düzeye indirgenmiş oluyor:</p>
<p> </p>
<p>ŞANSSIZ CUMA + ŞANSSIZ 13 = EN ŞANSSIZ CUMA</p>
<p> </p>
<p>Eğer durum böyleyse on üçüncü Cuma’ya böyle bir yafta yapıştırmamız yanlış olur.</p>
<p> </p>
<p><strong>Son Bir Not</strong></p>
<p>‘13: Dünyanın En Popüler Batıl İnancının Hikâyesi’ isimli kitapta yazar Nathaniel Lachenmeyer, ‘şanssız Cuma’yla’ ‘şanssız 13’ün birleşmesinin 13.Cuma isimli ve 1907 senesinde basılmış bir romanla ortaya çıktığını söylüyor. Artık unutulmuş olan bu roman, dönem içerisinde basında büyük yer tutmuş ve insanların bu batıl inanca kayma göstermelerine sebep olmuştur. Romancı Thomas W. Lawson’ın bu temeli kendinin yarattığı tam olarak söylenemez, çünkü yazar bunu romanında toplum bililncinde zaten varolan bir şey olarak gösteriyor. Fakat her ne olursa olsun bugüne kadar devam etmiş bir inanışı bu şekilde yaratmış oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.onemlibilgiler.com/index.php/korku/13-cuma-neden-ugursuz-sayilir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

